Polat Alemdar toplumsal bir borcu ödedi!

19 Mart 2011, Cumartesi 05:00
AA

Kurtlar Vadisi Pusu (atv) önceki akşam Çanakkale Zaferi’ne selam durdu. Neredeyse 1 asır önce yaşanan o kanlı destanı yerinde andı hatta... Bana göre hiç de hesapta yokken dizinin bir anda Çanakkale’de akıyor oluşu özellikle tasarlanmıştı... Ve yine bana göre bir dizi de olsa Kurtlar Vadisi Pusu artık sadece tematik kanallarda rastladığımız/kutladığımız bu tarihi zaferimize toplumsal borcumuzu ödedi.

[[HAFTAYA]]

Çanakkale Türküsü’nü dinlerken kimin boğazı düğümlenmemiştir sahi o akşam? Polat Alemdar, çakma bir kahraman da olsan gerçek kahramanların anısı önünde eğildiğin, eğilmeyi hatırlattığın için gözüm hep üstünde olacak. Teşekkürlerimle...

Padişah odasına nasıl girilir?

Hakikaten merak ediyorum. Cihan padişahının odasına kapıyı çalmadan girilebiliyor muydu dersiniz? Bunu sanırım en iyi tarihçiler bilebilir. Ama sadece Muhteşem Yüzyıl (Show TV) izleyip tarih değerlendirmesi yapanlar için gerçek ortada. Her kim isterse Kanuni’nin odasına kapıyı çalmadan dalabiliyor... Padişah kuyum işlerken, savaş stratejisi yaparken, hayal kurarken filan bir anda Pargalı ya da Valide Sultan girebiliyor odaya... Özel hayata saygı diye bir şey yok! Odanın kapısındaki neferler de artık ne kadar korkusuzsa, gelip geçeni alıyorlar içeri... Bu işe bir destur çekmek şart oldu diye düşünüyorum; yoksa tiz kelleler vurulacak vallahi, ne dersiniz?

Dizideki yüksek sesler...

RTÜK’ün yeni uyarlamasıyla haber bültenlerinde müzik ve efekt kullanımı yasaklandı. Geçen haftadan itibaren haberlerin sadece orijinal fon sesleriyle verildiğine tanıklık ediyoruz... Peki aynı uygulama diziler için de geçerli değil mi? Hayır. Bunu belirleyen bir madde yok. Bu yüzden çok izlenmesine rağmen sessiz film oynar gibi izlenen dizilerde müzik oyuncuların söylediklerini yutup duruyor... RTÜK’ün sesle ilgili düzenlemesi izleyiciden gelen talep üzerine yapılmıştı. Sanırım ek madde olarak dizilerdeki fon müziğinin düzenlenmesi de ele alınsa iyi olacak. Seyirci hakikaten çileden çıkıyor çünkü...

Ay sonuna kadar büyük zafer!

İz TV, Türkiye’nin ilk belgesel kanalı olarak Mart ayının tamamını Çanakkale’ye ayırdı ve dün akşam özel bir yayınla Mart boyunca çektiği farklı Çanakkale belgesellerini canlı olarak ekrana taşıdı... Tarihin sıklıkla tekerrür ettiği bu kutsal topraklarda binlerce yıl önce de bir istila yaşanmıştı. O dönemin birleşik güçleri Troya’ya saldırmış ve tıpkı Çanakkale Savaşları’nda olduğu gibi Anadolu’nun her yerinden kenti savunmak için destek güçleri gelmişti... Bin yıllar önce Troya düştü. Ama 1 asır önce Çanakkale geçilemedi. Bir trajedi ve bir zafer; ikisinin de hikayesi ay sonuna kadar düzenli olarak İz TV ekranlarında olacak. Kaçırmayın istedim!

Mukaddes’in yediği dayak hakkında!

Önceki akşam Mukaddes yenge dayak yerken içimin yağları eridi desem kaç kişiyle aynı duyguyu paylaşmış olurum kestiremiyorum... Ama Fatmagül’ün Suçu Ne? (Kanal D) dizisi boyunca kötülükten bir adım geri atmayan Mukaddes dayak yerken en çok içi acıyanlardan biri oldum hakikaten... Hani şimdi reklam kuşaklarında izliyoruz. Görünmez bir el kadını yerden yere vuruyor ve Haluk Bilginer’in dış sesi “Kadını döven erkek değildir” diye vurguluyor ya, tam da o dayak sahnesinin sonunda reklam kuşağı açıp bu tanıtım yayınlanabilirdi hakikaten... Böylece kendisinden nefret bile etsek, fiziken erkek gücünün altında ezilmek durumunda olan bir kadının trajedisinden çok etkin bir sosyal mesaj çıkarılabilirdi... Ne diyelim; esas yayında fırsat kaçtı ama tekrar yayınlar için bahsettiğim mesele uygulanabilir gibi görünüyor. Yapın bunu lütfen!

Vicdanları el vermedi!

İbrahim Tatlıses’in silahlı saldırıya uğramasının hemen akabinde sesini verdiği 118 reklamları radyolardan ekranlara kadar yayın patlaması yaşadı... Ya da algıda seçicilik gereği ben öyle hissettim. Hatta bu durum beni öyle rahatsız etti ki bir müddet sonra reklam çıkınca kanalı değiştirmek zorunda hissettim kendimi... Öyle ya, bir trajediden fırsat çıkarıyorlar gibi geldi bana. Birçok dostum da bu duyguyu paylaştı benimle... Neyse ki ilgili şirket reklamların sonuna İmparator’a geçmiş olsun dileyen bir not iliştirdi. Elbette şık bir hareketti ama ilk gün vicdanlarda yarattığı tahrifatı düzeltebildi mi; hâlâ emin değilim...