Saatinde ısrar edecek mi?

23 Kasım 2013, Cumartesi 05:00
AA

Fox Haber’in 21.30’daki yayın saati çok tartışılıyor. Bu konuda kanalda da bir fikir birliğine varılmış değil... Önceki gün programımda ağırladığım Fox Haber sunucusu Fatih Portakal yayın saatinin değiştirilmesinin ve eski saate çekilmesinin daha hayırlı olacağı düşüncesinde... Ama anladığım kadarıyla kanalın yöneticisi Pietro Vicari bir süre daha bu saatte direnerek ticari gelirleri arttırmaya odaklanmış... Aslında Fox Haber en kârlı haber bülteni olarak biliniyor. O niteliğini de henüz kaybetmiş değil. Peki böyle gider mi? İzleyici oyundan çıkarsa sanıyorum gitmez... Fox Haber’in yarattığı boşlukta zirveye tırmanan diğer bültenler aldıkları reklamlarla en azından haber merkezi bütçelerini rahatlatıyorlar; durum ortada!

[[HAFTAYA]]

Ne madenmiş ama...

“Babam Sınıfta Kaldı” (Fox TV) dizisinin Tahsin karakterine can veren Emrah Özdilek önümüzdeki günlerde “Pis Yedili” (Show TV) dizisinde yer alacak... Dizinin Yazgan’ı Ali Biçim ise internet üzerinden bir şov programı ayrıca da bir reklam kampanyasının içinde olacak... Karakterlerden Buse’ye can veren Bengi İdil Uras bir uluslararası sinema projesi için imza atmaya hazırlanıyor... Başrol karakteri Erman’a hayat veren Cem Davran çok sıkı bir yarışma projesiyle ekran hazırlığına başladı bile... Saymadığımız karakterlerin çoğu da Gani Müjde imzalı yeni bir polisiye dizi ve sinema projeleriyle yakın zamanda yeniden vitrine çıkacak... Dizi elde kalan bölümlerin tüketilmesiyle aralık ortasında son bulacak. Ama belli ki yarattığı kaynaktan birçok farklı mecra yararlanacak. Anlayacağınız sınıfta kalan filan yok...

Habire yiyoruz ama...

Bir yanda gazetelere tiraj patlaması yaşatan sağlıklı yaşam ve diyet formülleri, öte yandan ekranın üçte birini işgal eden yemek programları... Toplumca ciddi bir ikilem yaşıyoruz. İzlediğimiz kuşak programlarının hemen hepsinde yemek meselesi özne olmuş durumda... Gün içinde başta “Yemekteyiz” (FOX), “Yemek Takımı” (Kanal D), “Yeşil Elma” (STV), “Soframız” (Star TV) olmak üzere sayısız yemek programı yayınlanıyor... Kısacası yemek masası ekrandan eksik olmuyor. Eh doğal olarak yaza doğru da diyet masasıyla yer değiştiriyor. Bu kadar yemeğin bir de bedeli var sahi, haksız mıyım?

Bir kuşak yaratmak...

Show TV bir süredir haber öncesi 10 dakikalık kuşağı Türk filmlerinin unutulmaz replikleri, çok izlenen eski dizilerin diyalogları ve vefat (büyük usta Nejat Uygur’da olduğu gibi) ya da anma nedeniyle bir şöhretin hikayesini ekrana taşıyarak dolduruyor... Bu, aslında fena bir formül değil. Seperatör dediğimiz küçük taşıyıcı blokları etkin hale getirip reyting toplamaya yarayabiliyor... Kimi zaman tutuyor, kimi zaman tosluyor. Ama alışkanlık yaratırsa Show TV yeni bir akımın başlangıç vuruşunu yapmış olur. Yenilik de TV için iyi bir şeydir; ilklere kazandırır...

Kartondan setle olmaz ama...

“Küçük Gelin” (STV) reytinglerde “Muhteşem Yüzyıl” (Star TV) başta olmak üzere birçok yapımın yakalayamadığı oranları yakalıyor... Bütçesi düşünüldüğünde reklamları sadece reyting üzerinden satılsa bile çok da kârlı bir iş olduğu kesin. İyi de nereye kadar? Dikkatle izlediyseniz dizinin bir platoda çekildiğini anlamışsınızdır. Öyle Güneydoğu’ya bir set filan kurulmuş değil. Ancak neredeyse kartondan diyebileceğimiz plato da fazla ucuza kaçıyor kanımca... Hazır bir rüzgar yakalamışken, işin yapımcısı birkaç küçük maddi fırça darbesiyle iyi bir portre çıkarabilir. Kısacası dizinin ismi gibi küçük düşünmemesi lazım!

Sezona geç girdi ama...

TRT Haber çok izlenen haber kanallarının başında geliyor. Eriştiği alan daha geniş de diyebiliriz. Geçtiğimiz akşam özellikle sosyal medyada büyük bir gürültü kopararak yeni yayın dönemini başlattı... “Neredeyse sezon ortasına yaklaşmışken yeni sezonu başlatmak da nesi?” diye düşündüm önce. Sonra anladım ki kanal mevcut rakiplerini kollayıp bir dönüşüm içine girmiş... Tüm haber kanalları eteklerindeki taşı dökmüş, TRT Haber de o taş çeşitliliği üzerinden olmayanı bulmaya çalışmış. Bulmuş da... Yeni stüdyosu ve karışık olmayan grafik, logo ve tasarımlarıyla farklı bir renk ortaya çıkardı. İçini de o renklerle doldurabilirse bu dönüşümü için “geç oldu ama güzel oldu” dedirtebilir...