Sevgiyi vıcıklaştırmasak mı?

11 Şubat 2018, Pazar 05:00
AA
Belli oldu ki diziler bayramlar ve ikon günler üzerinden hayatına devam edecek. Sevgililer Günü muhabbeti önceki akşam “İstanbullu Gelin” ile başladı...

Ve bütün bir hafta hemen her dizide izlemek durumunda kalacağız. Allah’tan “Payitaht Abdülhamid”, “Vatanım Sensin”, “Diriliş Ertuğrul”, “Kut’ül Amare” gibi işler var da senaryo gereği sevgilerin o vıcık haliyle boğulmayacağız... Ha, bir de günler üzerinden akan senaryoların bize gösterdiği net bir adres var. Senaristlerde deniz bitmiş!



İşte budur Beyaz!

Önceki akşam son zamanların en iyi “Beyaz Show”una tanıklık ettik. Promosyon yapılmadı. Konuklar kalabalık kadrolu bir filmden ya da yeni çıkmış bir albümden kopup gelmedi...



Hâl böyle olunca konuşulacak ve kendini dinlettirecek bir program ortaya çıkıverdi. Bu yüzden de işin reytinge dönüşmesi hiç zor olmadı... Bir de Cenk Eren vardı ki, yılların kendisine kendisinin de geçmişe çok yakıştığını söylemeden geçemeyeceğim. Detone olmadan söylenen o şarkılar geceyi taçlandırdı.



Gerek var mı Birol?

Senarist Birol Güven önümüzdeki yıl gerilim ve entrika dolu bir dizi yazacağını fısıldamış. Açıkçası kendisini hep mizahla özdeşleştirmiştik. Bundan sıkılmış olmalı...

Ama bir itirazım olacak. Birol Güven, birkaç haftadır “Çocuklar Duymasın”da entrikanın da gerilimin de hakkını veriyor... İşin bu halinin komedisinden daha çok izlenmesi “yeni bir diziye gerek var mı?” sorusunu aklıma getiriyor. Ne dersin Birol?



TRT ve Discovery el sıkıştı!

Bir dönem olimpiyatları sadece milli birlik ruhuyla değil hakikaten merakla izlerdik. Açıkçası o merak nereye kayboldu bilemiyorum.

Ama ana akım medyadan olimpiyat oyunlarını izletmek için iki dev el sıkıştı. 2018 Kış, 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları’nı çok daha etkin bir kalabalığa izletmek için Discovery grubuyla el sıkışan TRT özlediğimiz o oyun ekranını salonumuza kurmak için kolları sıvadı...

Ben yayıncılığın sorumlu olanını seviyorum. Merak uyandırarak kitleleri ekran başına toplamak da bana göre en sıkı sorumluluktur. Hayırlı olsun!

Üstün Dökmen ile yeniden!

Üstün Dökmen yıllarca TRT ekranında psikodrama yöntemiyle dertlilere derman olmaya, travmalarımızın neden sonuç ilişkisini anlatmaya çalıştı...

Bir kuşağı psikolog koltuğuyla barıştıran Üstün hoca önümüzdeki aydan itibaren 360 ekranında olacak...

Açıkçası gündüz kuşağıyla “temiz ekran” ilkesini giderek perçinleyen kanalın bu son işi deyim yerindeyse “ballı kaymak” oldu!



Bir rekorun gösterdiği

“Sen Anlat Karadeniz” son altı yılın çarşamba akşamlarının izlenme rekorunu eline geçirmiş. 10 küsur yılda 10 küsur bin bölümlük dizi maratonunun son altı yılının rekorunu eline geçirmek ve bunu daha üçüncü bölümden yapmak az buz bir iş değil...



Açıkçası aynı gece neredeyse 20’li reyting basamaklarına yakın duran iki dizi var artık. “Diriliş Ertuğrul” ve “Sen Anlat Karadeniz”...

Bu ne demek biliyor musunuz? Son yıllarda ekrandan soğuyan geleneksel izleyicinin çarşamba gününden başlayarak tekrar eski izleme alışkanlığına dönmesi. Meseleye buradan bakınca “TV için umut hâlâ çok yüksektir” diyebiliriz!