Sınavlarda çıkmış sorular!

26 Haziran 2013, Çarşamba 05:00
AA

“Kim Milyoner Olmak İster” (atv) isimli yarışmada sorulan soruların tartışmalı bir içerik taşıdığını daha önce not etmiştik. Okurlarımızdan Nigar Duyucu bu soruların farklı bir tarafına dikkat çekiyor...

İddiasına göre son birkaç bölümdür yarışmada sorulan soruların çoğunluğu Açık Öğretim Fakültesi ya da Lisans Yerleştirme Sınavı’nda (LYS) “çıkmış sorular” olarak bilinen listeden aynen alınıp soruluyormuş...

[[HAFTAYA]]

Eskiden üniversite sınavına çalışırken en önemli yardımcımız bu tip çıkmış sorular üzerinden yürümekti. Açıkçası hayrını da gördük...

İddia doğruysa yarışmacı arkadaşların sınavlarda çıkmış sorular üzerinden çalışarak yarışmaya katılması bir şekilde yine hayra çıkacaktır. Benden önermesi...

Polat duruma el atmalı!

“Kurtlar Vadisi Pusu” (atv) yeni bölümleriyle yayınlanmaya başladığı andan itibaren Polat Alemdar rolünü oynayan Necati Şaşmaz’ın Başbakan’la görüşme sonrasında verdiği demecin içinde geçen o tuhaf “kedi gözündeki fosfor ışığıyla” ilgili cümleleri kullanarak bir şekilde kendiyle kafa bulması şart...

Aksi takdirde rakip dizilerde özellikle de mizah dizilerinde (mesela önceki akşam ‘Yalan Dünya’da olduğu gibi) fena halde malzeme olmaya devam edecektir. Ne dersiniz?

BEYAZ’IN KADERİ DEĞİŞMİYOR

“Yalan Dünya” (Kanal D) sezonu AB grubunda birincilikle bitirdi. Yani günün en çok izlenen yüz programının arasından ipi göğüsledi...

Açıkçası iki sezondur devam eden bir dizi için bu skor küçümsenecek gibi değil. Yine de insan “eksik bir şey mi var?” demeden geçemiyor...

Beyazıt Öztürk’ün “ah canım” dedirten özelliklerinden biri de bir türlü dünyaevine girememesidir. Armudun sapı, üzümün çöpü derken Beyaz, kendi şovunda da sıklıkla dalga geçtiği gibi müzmin bekar olarak ismini havsalamıza yazdırmıştır...

“Yalan Dünya” dizisinde de Beyaz’ın bu durumu aynen devam ediyor. Kendisini bir türlü evlendiremedik...

Söz, nişan, düğün hazırlığı, evlilik teklifi filan derken kafalar sürekli açılıp kapanan izdivaç programı paravanını izler gibi “güzelleşti” yani...

Neyse, ilginç tiplemeleri ve cesur göndermeleriyle rakiplerinin yapamadığını yapan bu “Yalan Dünya” kafasını sanırım özleyeceğiz. İyi tatiller!

Filmin hakkını veriyor!

Ben tv2 ekranının cesaretine hayranım. En azından yayınladığı filmlerde altın makas uygulamasına hiç prim vermiyor... Akıllı işaretlerle korumaya aldığı ekranında olanı biteni kimi zaman buzlamadan yayınlıyor.

Evde bir sinema keyfinden bahsedecek olursak, yayınlarında en azından sinema salonu kadar samimi...

Elbette bana göre bu duruşunu belli bir noktaya kadar koruyabilecektir. Şimdilik yayınladığı filmler düşük kategoride olduğu için dikkat çekmese de mesela bir gişe filminde aynı cesareti gösterebilir mi, çok da emin değilim...

Neyse, sanırım önemli olan orijinal filmlere abuk isimler vererek yayında olmak değil, filmin aslı neyse onu neşretmektir. Bu anlamda tv2 nazara gelmesin temennileriyle izlediğimiz bir ekran...

Format deresi gibi...

Her gün “Survivor”la (Star TV) ilgili bir şeyler yazmaktan ve yazdığım şeylerin içinden yeni bir TV programı önerisi çıkarmaktan bunaldım. Ama maşallah malzemeyi de veriyorlar...

Bakın önceki gece yarışmanın iki gönüllüsü SMS elemesine kaldı. Biri gidecek. Yarışmanın iki ünlüsü ise ciddi bir şekilde dedikodu performansıyla ağızları açıkta bırakıyor.

Ümit Karan’ın analizleri, en aklı başında yarışmacılardan Doğukan’ın saptamaları filan derken kendilerine bir sabah magazin kuşağı yaptırılsa onların aç kalmayacağı, yapanın da reytingin belini kıracağı kesin...

Hele bir de aralarına Duygu’yu alırlarsa ballı kaymak olur. Televizyon dünyasına ne format çıkardınız, dedim ya; hay maşallah!

Yaz ekranınız bu mudur?

Saymaya başlayalım; “Sudan Bıkmış Balıklar”, “Doktorlar”, “Baba Ocağı”, “Al Yazmalım”, “Dedemin Dolabı”, “Adını Feriha Koydum”, “Evlerden Biri”, “Adanalı, “Canım Benim”, “Kalp Gözü”, “Geniş Aile”...

Hiçbiri yabancı gelmiyor değil mi? Bunlar bir zamanlar merakla sonraki bölümünü beklediğimiz ama kimi uzun kimi de kısa süre önce final yaparak aramızdan ayrılan diziler...

“Çok özledik” diyemeyeceğim çünkü hepsi gün içinde ya da gece yarısı tekrar ekranlarda yayınlanmaya başladı...

Hepsi bir nevi yaz ekranına geçmiş televizyonların ne kadar da “yaratıcı” olduklarının resmi gibi. Elbette bunlar zamanında büyük paralara yaptırılmış işler, ısıtıp ısıtıp yenilen temcit pilavı gibi hâlâ birilerinin karnını doyuruyorlar. Daha da tuhafı; seyircinin de içini baymıyor olmalı ki, izleniyor be birader!