Şiveler düzelir, işler yoluna girer!

13 Aralık 2011, Salı 05:00
AA

“Keşanlı Ali Destanı”nı (Kanal D) izledim. Daha önce tiyatroda izlemiştim. Ondan hemen sonra TRT’de dizimsi uyarlaması yapılmıştı, o da cepte... Şimdi yine tiyatro sahnesiyle aynı anda televizyonda. Birkaç itiraz dışında başarılıydı... Diziye ilk elden itirazlar hep Trakya ağzı (ya da şivesi) konusunda geldi. Hakikaten de Keşanlı Ali konuşmayı beceremedi. Peki, bu sorun mu; hayır...

“Elveda Rumeli” Balkan Türkçesinin dersini veren bir diziydi. İlk birkaç bölümünde Makedonyalı oyuncular olmasaydı şivenin tutulacak bir yanı yoktu. Sonra oyuncu koçları meseleyi çözdüler... Aynı durum birçok başka dizi için de geçerli. “Adını Feriha Koydum” (Show TV) dizisinde Feriha’nın hane içinden bildiğimiz şiveler kaç kere değişti sahiden? Şimdi değişiyor mu; hayır... Zaman bu eleştirinin ilacı olacak. Beni bir dizi setinde yaratılabilen tiyatral atmosfer ilgilendiriyor mesela... “Keşanlı Ali Destanı”nda o vardı; daha iyisi de olacak hatta. Merakla bekliyorum!
[[HAFTAYA]]

HASAN KAÇAN AĞLATIYOR!

Hasan Kaçan’ı karikatürlerinden tanıyan orta yaşlı kuşağı saymazsak, yenilerin hepsi Hasan ağabeyi oynadığı komedi dizileri ya da filmlerinden tanır... Şimdilerde de yüz güldüren reklam filmleriyle vizyonda olduğu için eğer gözden kaçmışsa düşeceğim not önemli... Hasan Kaçan hayatında ilk kez bir dramada göz yaşartıcı bomba etkinliğinde bir rol alıyor. Pazar geceleri Fox TV’de yayınlanan “Babam İçin”de bu kez güldürmeyip ağlatıyor... Fena vallahi, çok fena bir duruşu var Hasan ağabeyin. Bir de bu yüzünü izleyip oyunculuk çapını görün isterim...

Yolla amirim şu kızı!

“Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi” (Star TV) etkin olduğu AB grubu izleyicide eski performansına kavuşmak üzere. Reytinglerde her hafta bir basamak daha yukarı çıkıyor... Ama mesele o değil. Yönetmen önceki gün bize nedenini bilmediğim bir şekilde bir hayli karanlık bir bölüm izlettirdi... İçerik zaten öyleydi. Mesela Behzat’ın öldürülen kızını karikatürize eden karakterin giderek büyüdüğünü görüyoruz. Ben başından beri o kızın hatırladığımız haliyle Hazal Kaya tarafından oynanmasını istiyordum... Kız her bölümde bir kâbus gibi babasının yanında. O bölümler bir an önce kaldırılmalı. İzleyiciyi hakikaten yabancılaştırıyor... Mesela ben her gördüğümde, sıradaki kanala geçmeye başladım, kusura bakma amirim!

Sosyal bir tipmişim!

İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından verilen Sosyal Medya Ödülleri’nde “Medya” kategorisinde bendenizi birinciliğe layık gören herkese teşekkürlerimi sunarım... Bunu buradan yapmamın nedeni, bir süredir üzerinde çalıştığım yeni belgeselimle uğraşmamdan dolayı ödülü gidip yerinde alamamam... Oysa bu köşenin yazarı sosyal medyanın gücünü en iyi bilenlerden biri olarak orada olmalıydı... Bir zorunluluk bir başka zorunluluğun üstünü örttü. Ama sevince de tebrike de engel olmadı. Teşekkürler...

Ekranda şifre dönemi...


Ömer Çelakıl ekranlarda şifre dönemini başlattı. İki sezondur yılmadan yaptığı “Hayatın Şifreleri” isimli programda artık ektiğini biçiyor... Gün içinde kuşak olarak yayınlanan “Hayatın Şifreleri” kanal değiştirip TNT’ye geçince prime time denilen değerli izleme kuşağına alındı. Ve orada da tuttu... Üstelik haftanın hemen her günü ya gündüz ya da gece kuşaklarında programı görüyoruz. Bunun yanında yavrulamak üzere olduğunu da duyduk... Şifre meseleleri tutunca diğer kanallar da harekete geçerek benzer formatlara imza atmaya başladı. Ömer Çelakıl’ın konukları olarak görmeye alıştığımız birkaç isim farklı bir formatla ekrana gelmeye hazırlanıyor mesela... Eski şifrecilerden Serkan Tekin’in de halen Beyaz TV’de program yaptığını düşünürsek televizyonda yeni bir şifreli dönem başlıyor demek pek de sakil durmaz sanırım!

Orijinali için başka adrese!

Kendi adıma “Umutsuz Ev Kadınları”nın (Kanal D) yerli haline bayılıyorum. Birkaç arkadaşım dizinin bu halinin orijinaliyle ilgisi olmadığını söyleseler de çok taktığım yok... Orijinaline bu denli bağımlıysan dizi hâlâ başka kanallarda yayınlanıyor. Benim meselem yarışa geç başlayan ama önde kapatan bir işin daha ekrana kazandırılmış olması... Kadrosuyla, giderek oturan tipleriyle, öksüz bir çocuğun yüzüne aşk sayesinde en efendi tebessümü oturtmasıyla dizinin çok bizden bir hali var... Oradaki kadınlar umutsuz filan da değil. Tam tersine birçok hemcinslerine umut oldular. Bu arada “O Ses Türkiye” bu hafta zirveyi bu diziye bıraktı; bakalım geri alması mümkün olabilecek mi?