Şu 'at' meselesi nedir üstadım?

04 Mart 2015, Çarşamba 05:00
AA

“Beş Kardeş” dizisi (Kanal D) ölümünün yıldönümünü idrak etmemize saatler kala Müslüm Gürses ustaya selam çaktı. Onur Ünlü’nün hemen her işinde sıklıkla gördüğümüz Müslüm Gürses hayranlığı bir ince ağıt şeklinde bu diziye de sirayet etti. Ben istikrarlı adamlara bayılırım... Onur Ünlü’nün bu arabesk ve bir de at hayranlığı her işinde gizli bir imza gibi duruyor. At konusunda ne yaşadığını kişisel olarak merak ediyorum... “Leyla ile Mecnun”da zirveye çıkan bu at meselesi “Beş Kardeş” dizisinde de at yarışları, at ısırığı, at deyişleri olarak sürüp gidiyor... Kim bilir belki bir gün yönetmen çıkıp “at takıntısını” minik bir özet geçerek takipçisine anlatacak. Bekliyorum vallahi. Hele şöyle arabesk bir şarkı eşliğinde olursa, tadından da yenmez ayrıca!

[[HAFTAYA]]

Futbol bu kadar derin mi?

Efsane Arjantinli futbolcu Maradona yüzüne yaptırdığı estetikle dünya magazin gündemine bomba gibi düştü. Tabii bizim futbol filozoflarının bir araya geldiği “Derin Futbol” (Beyaz TV) programı bu işi atlamadı... Programın başlangıcında Maradona’nın estetik müdahalelerinden cinsel kimliğine kadar hemen her şey masaya yatırıldı. Ahmet Çakar ağabeyimiz “Maradoniçe” diye bir hayli fantastik bir isim bularak futbolun efsane ismini kendi çapında madara etti... Sonra nedense konu statlarda yapıldığı iddia edilen büyü olaylarına filan geldi. Stüdyoda ışıklar kısıldı alttan gelen gerilim müziğiyle izleyene ince çaplı bir ürperme yaşatıldı. Yorumcuların bu konuda da meselenin hakimi olduğunu gördük... Tebessümle kahkaha arasında gidip gelirken mevzu bir anda “çirkin futbolcular” meselesine geldi. Ahmet Çakar ve Rasim Ozan Kütahyalı çok sayıda futbolcuya “maymun” yaftasını yapıştırarak bu toptan çıktılar. Ve çıkar çıkmaz da işi arabesk müziğe bağladılar... Bu kadar konu içerisinde çevirdikleri topla ortaya acayip bir futbol programı çıkarmış oldular. “Derin Futbol” acayip ve tanımlaması çok güç bir içerik oldu iyice!

Şu Fırat’ın suyu akar serindir!

“Karagül” (FOX) dizisinin geçen cuma yayınlanan bölümünde Ebru, Narin ve Baran üçlüsü bir teknenin içindeydi. Mesele “Baran’ın gerçekte kimin oğlu olduğunun” konuşulmasıydı. Baran gerçeği ortaya çıkmadan tekne alabora oldu ve üçlü kendini nehrin sularında ölümle boğuşurken buldu... Ardından giren gelecek bölüm tanıtımında yine Oğuz komutan bir teknede, kaybolan Ebru karakterini arıyordu. Bu dizide Oğuz komutanın rolü çok önemli bana göre. Daha önce de Baran gerçeği peşinde sularda helak olan Murat ve Fırat’ı aramak ona düşmüştü... Sonuç itibarıyla “Karagül”, Baran, rüyalar ve nehir üçlemesinin arasında geçen bir hikayeye dönüştü. Ölümlerin büyük bir kısmı Fırat Nehri’nde olduğu için diziyi bir hayli “sulu” bulduğumu da eklemeliyim... Şaka bir yana, nehir kurusa dibinde kaç adet “Baran gerçeği mağduru” bulunacak acaba? İnsan merak etmeden duramıyor!

ÜST DÜZEY DEĞİŞİKLİK!

Atv kanalının genel müdürlüğünü yapan Adem Gürses ağabeyimiz görevinden ayrıldı. Açıkçası TRT kökenli yönetici kuşağının son temsilcisiydi... Kanalın özellikle diziler konusunda yaşadığı bunalım belli ki Adem ağabeyi de yıldırmış. Başka bir mecraya giderek “tutmayan işler” parantezinin dışına çıktı... Peki atv’nin durumu ne olacak? Bir dönem dizinin sadece kendi logosunun altında izlendiğini iddia eden atv, bu nostaljik iddianın altını doldurabilecek mi? Şu kadarını söyleyeyim, kısa vadede işi çok zor görünüyor. Artık sona yaklaşan “Karadayı” ve bir şekilde kendini sevdiren “Kertenkele” dışında dizi hattında ele gelir bir içerik bulamıyoruz. Onlar da gün birincisi filan değil... Sonuç itibarıyla hemen her kanalın kimyasının bozulduğu şu günlerde kanalların kendi kimliklerini yeniden sorgulaması ve tanımlaması gerekiyor. Hiçbir program ya da içerik sadece bir kanal üzerinden takip edilmiyor artık. Geçmiş olsun!

Yüz bölümlük esaret!

“Karadayı” (atv) geçtiğimiz pazartesi yayınlanan bölümüyle “dalya” dedi. Yani 100’üncü bölümle izleyicinin karşısına çıktı. Hayırlı olsun temennimizi baştan ekleyelim... Açıkçası daha iddialı bir bölüm bekliyorduk ama sanırım rutine binen senaryo aksiyon çıtasının yükselmesine fazla da imkan veremedi... Sonuç itibarıyla bizim Mahir Kara yine kodese girdi ve parmaklıklar arkasına en fazla konulan dizi karakteri rekorunu kırmış oldu... Dizinin izleyicileri yakından bilirler. Kara Ailesi’nde hapishane görmemiş kimse kalmadı anacağım... Baba-oğul Kara’lar bu konuda kırdıkları rekoru kimseye bırakmamaya kararlılar, bunu da anlamış olduk bir yandan. Ne diyelim 100’üncü kez, “Mahir kardeşimizi Allah kurtarsın”...