Suskunlar susmak üzere...

20 Kasım 2012, Salı 05:00
AA

İki dizi pazar gecesine taşınınca akıbetleri hakkında bende merak oluştu. “Suskunlar” (Show TV) geçen yılki performansında değildi, önceki akşam geçen sezonun iyi adamı, bu sezonun kötü adamı Gurur hikayeden çıktı... İşin ilginç tarafı hikayeyi kaleme alan da (senarist) hikayeden çıkınca “Suskunlar” tamamıyla belirsizlik sürecine girdi...

Bu sürecin en büyük ipucu elbette ki reytinglerdeydi ve üzülerek söylüyorum o da birkaç haftadır yerlerdeydi. En sevdiğim işlerden birinin girdiği bu cendere hakikaten can sıkıcı oldu... Bunun yanında “Hayat Devam Ediyor” (atv) verdiği sosyal mesajlara rağmen pazar gecesinde geçtiğimiz yıl gösterdiği performansın dörtte birini gösteremedi... Anlaşıldı ki bu gecede direnmek dizinin sonu olacaktı. Yayıncı kanal atv direnecek mi bilmiyorum ama gidişat çok parlak değil, benden söylemesi...

[[HAFTAYA]]

STV İÇİN BİR FIRSAT!

Yeni reyting ölçümleriyle birlikte yükselen kanallardan biri de STV oldu. Gördüğüm kadarıyla kanalın özellikle hafta sonu ekranına ilgi bir hayli büyük... Toplam izleyicide cumartesi “Şefkat Tepe”, pazar gecesi ise “Farklı Desenler” isimli diziyle ilk beş arasında mutlaka yerini alıyor... Gündüz kuşağında yayınladığı belgesellerle de bu başarısını perçinliyor. Tam da doğru hattı bulmuşken bu aralıklarda diğer işlerini de tanıtması gerekiyor kanalın... Bir küçük klip ya da beş dakikalık bir tanıtım programı yeter de artar bile. Benden önermesi...

İYİ BİR KREM AMA...

“Krem” (atv) dizisi ikinci 13’lük parkuruna yönetmen ve senaryo danışmanı değiştirerek girdi. Pazar akşamı tam da futbol programlarının karşısında yer aldığından erkeklerin eline geçen kumandanın kurbanı olmasından korkuyorum... Nedeni çok net.

Hakikaten dizinin akışı da, anlatımı da, görselliği de gözle görülür bir şekilde iyileştirilmiş durumda. Bu kadar parlak bir vitrinin göz alabilmesi için kadın ve çocukların ekran başında olduğu saatlerde yayınlanmasına ihtiyacı var. Kaldı ki daha önce o saatlerde yayınlanan bölümler diziyi zirveye taşımıştı. Hatırlatmak istedim!

Yarışmalar yerini sabitledi!

Hafta sonu ekranında yarışmalar yerini sabitledi. Cumartesi gecesi AB grubunda zirveyi kapatan “Ben Bilmem Eşim Bilir” (Kanal D) pazar gecesi yerini “Yetenek Sizsiniz Türkiye”ye (Star TV) devretti. Yine de Kanal D’nin yarışması her izleyici grubunda ikinciliğini sabitleyerek korudu... Bu da sanırım yarışmayı “sezonun işi” sıfatına sürükleyecek önemli bir istikrar göstergesi oldu...

Bunun yanında pazar gecesi “Yetenek Sizsiniz Türkiye” elemelerinde görme engelli Ersin isimli vatandaş gerçek bir matematik dehası ve Beşiktaş fanatiği çıktı. Öyle ki Beşiktaş futbol takımının hangi yıl, hangi maçta, hangi ayakla gole gittiğini yanılmadan aktardı. Bir ara geçtiğimiz sezonlarda elinde darbukayla yarışmanın finaline kadar çıkan bir diğer görme engelli vatandaşımız Bilal Göregen aklıma geldi. İkisinin engeli eşit olmasına rağmen bakış açısındaki farklılık dikkat çekiciydi...

Göbekli Tepe’yi atlamayın...

Yazar Ahmet Ümit, Habertürk kanalının en sevdiğim işlerinden birine imza atıyor. Önceki gece bir şekilde ilk ağızdan “Göbekli Tepe” anılarını dinleme fırsatı buldum... O anılar önümüzdeki günlerde “Yaşadığın Şehir” isimli programda olacak. Bunu not düşmemin önemli bir nedeni var. Göbekli Tepe arkeolojik kazıları son çıkan buluntularıyla insanlık tarihinin eksenini değiştirdi ve uygarlığı birkaç bin yıl erkene taşıdı... Biliyorum ki popüler gündem içerisinde Şanlıurfa’nın yüz ağartan bu keşfini çoğumuz görmezden geldik. Belki görebilmemiz için en iyi fırsat bahsettiğim program olacak. “Aman kaçırmayın” derim!

Ertem’in tarzı bu değil...

Ertem Şener, Beyaz TV’ye transfer olmuş. Gördüğüm kadarıyla “Beyaz Futbol” isimli programın moderatörlüğünü üstlenmiş. Allah utandırmasın diyelim önce... Ertem’in başarılarını sıklıkla bu köşeye taşıyan bir ağabeyi olarak önceki gece hafta sonunda tartışmalı kararlarıyla Fenerbahçe camiasının tepkisini çeken hakem Fırat Aydınus hakkında hazırlanan haber dosyasını çok da etik bulmadım...

Her ne kadar sosyal medyada linç edilse de ana akım medyanın, üstelik televizyon gibi çok izlenen bir mecranın Aydınus’u hedef gösterme lüksü yok... Bir hakemin, bırakın hakemi bir insanın özel hayatına hatta evinin kapısına, komşularına, kapıcısına kadar girip oradan “utandıracak” laflar çıkarmak Ertem’in tarzı gibi gelmedi bana. Şaşırdım ve hatta üzüldüm...