Televizyonun küçük sokakları

11 Mart 2011, Cuma 05:00
AA

Bugün televizyonun sokaklarında kısa bir yürüyüş yapalım. Uzun uzadıya anlatmayalım olup biteni. Mesela Muhteşem Yüzyıl’dan (Show TV) başlayalım... Önceki gece dizi ekranda ama ekranın sağ üst köşesinde hiçbir ibare yok. Özet mi, yeni bölüm mü; anlayamadım. Kolaj bölümmüş meğer... Eh alıştırmışsınız izleyeni, dizilerde ekranın sağ üstünü boş görünce davranmak gerekiyor demek ki kumanda düğmesine.
“Bu cenahta yeni bir şey yok” diyerek...

NASIL BİR DURAK ARKADAŞLIĞI?
Akasya Durağı’nda (Kanal D) Sinan perde takarken düşüp ayağını kırıyor
. Durağa da haber vermiyor gelemeyeceğini. Aradan uzun bir zaman geçiyor. Adamımızı durakta başına gelenleri anlatırken görüyoruz arkadaşlarına... İyi de benim bildiğim taksi durakları telefon, telsiz artık Allah ne verdiyse kullanıyor haberleşmek için...
Hani birbirine bu kadar bağlı arkadaşların “Sinan öldü mü, kaldı mı?” merak etmemesi diziyi başından beri seyredenlere “bu ne rahatlık?” dedirtmiyor mu; dedirtiyor!

NE OJEYMİŞ AMA...[[HAFTAYA]]
Nuri’de (Kanal D) 1989’da evlilik teklifini izliyoruz. Nuri, uzun saçlarıyla Leyla’nın pek seksenleri yansıtmayan ojeli ellerine perde halkasını geçirerek “Benimle evlenir misin?” diyor. Kız kabul ediyor ve günümüze geliyoruz...
Bilmeyenler için çiftimizin boşandığını peşinen not düşelim. Yani her şey değişmiş yıllar içinde. Bir şey hariç; Leyla’nın ojeleri. Hanımefendi 22 yıldır aynı ojeyi sürüyor, iyi mi?

KURMAYLIK NE ZAMAN BAŞLAR?
(Show TV) sunucu Engin Altan Düzyatan “kurmaylık” hakkında bilgi verirken askerde albaylıktan başladığını söylüyor bu sınıfın... Yanlış. Kurmaylık, Harp Akademisi ihtisasından sonra ve yüzbaşı rütbesinden itibaren başlayarak generalliğe kadar devam eden bir durumdur. İhtisas görmeyenler de kıdemli olarak anılır ve albaylıktan emekliye ayrılırlar...
Düzyatan askerliğini yapmamış olabilir diye düşüyorum bu notu. Rütbe meselesi önemlidir askerlik mesleğinde; aman dikkat!

BÜYÜK FOTOĞRAFA BAKINCA...
TRT Haber kamu televizyonları arasında en objektif olanı bana göre. Geçen hafta Siyah Beyaz isimli programın sunucusu Hülya Hökenek, Star Gazetesi’nden konuşurken taraflı olduğu için eleştirilmişti...
Cumhuriyet Gazetesi’ni de anlattı program. Üstelik eski ve yeni yazarlarından, akademisyenlerden görüş alarak filan...
Hakikaten ortadan gitti.
Peşinen infaza gerek olmadığını gördük.
Büyük fotoğrafın tümüne bakmak lazım yani...

KÜÇÜK SIRLAR’A BÜYÜK TEHDİT!
Fanlarından isyan geldi. Eğer Küçük Sırlar (Star TV) isimli dizide başlangıçtaki Su ve Çetin aşkı devam etmezse diziyi izlemeyi tamamen bırakacaklarını söylüyorlardı...
Bizim izleyici böyle gönülden izliyor işte bazı yapımları.
Dizide şimdilik Su ve Demir aşkına ağırlık veriliyor. Çetin de doğal olarak üvey kardeşi Ayşegül ile yakın duruyor. Sanırım bu kombinasyon izleyiciden hiç olur alamayacak gibi. Elçiye zeval olmaz!

PAZAR GÜNÜ OKUL AÇIK MI?
Adını Feriha Koydum (Show TV) dizisinde seyirci diyaloglardan hangi günün yaşandığını anlıyor.
Mesela önceki akşam olayların cumartesi akşamı cereyan ettiği çok açıktı...
Ancak ertesi gün öğleden sonra Feriha ve arkadaşlarını okulda görünce “pazarları da eğitim başladı mı?” diye düşünmeden edemedim... Eh sanırım aşktır, meşktir, entrikadır filan derken okulu ve dersleri aksatan öğrencilere “zorunlu bir pazar mesaisi” (!) söz konusu olan; ne dersiniz?

YEMEDİĞİN ŞEYİ ÖNERİR MİSİN?
NTV’nin lezzet avcısı Vedat Milor’u şarküteri reklamında görünce yadırgadım biraz. Çünkü sıkı bir takipçisi olarak biliyorum ki şarküteri ürünlerine hep bir mesafesi var programında...
Eh durum böyle olunca, lezzet tercihinde reklamını yaptığı malzemeden kaçan bir ağabeyimizi ekranda şarküteri pazarlaması yaparken görmek “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?” ikilemi olmuyor mu biraz?