TRT gecenin hakkını verdi!

10 Mart 2011, Perşembe 05:00
AA

TRT çok önemli bir şey yaptı. Ve TRT Müzik Ödülleri ismiyle bir mükafatlandırma organizasyonu düzenledi. Önyargısız bir yarışma olacağı belliydi. İyi bir jüri, haklı adaylar filan... Öyle de oldu. Üstelik ödül gecesi en azından loto gecelerinden çok daha görkemliydi. Salonu boş görünce tedirgin olsam da, hava muhalefetini düşünüp, içeriğe yönelik bir tavır olmadığını anladım... Ne yalan söyleyeyim, eğlenerek de izledim geceyi. Belki genç yorumcu Gökhan Sezen’in yere kapaklanması tadını kaçırdı işin.

[[HAFTAYA]]

O kadar... Bunun dışında Polat Alemdar olarak bilinen Necati Şaşmaz’ın vereceği ödülü bir tabanca gibi tutup etrafa hayali kurşunlar yağdırması abartılı geldi bir parça. İşin şovu diyerek bunu da geçiştirdim. Genel olarak tadı damakta kalan bir ödül gecesiydi, kutlarım TRT’yi... Ah bir de ödül verenler sürekli “Böyle bir gece düzenlediği için TRT Genel Müdürü’ne teşekkür ediyoruz” diyerek ince bir yağ sızıntısına neden olmasaydı... Tevazusunu bildiğim İbrahim Şahin’in bir kurumun başarısının bir kişisel başarı meselesi haline getirilmesinden mutlu olmayacağını söyleyebilirim... O yüzden geceye emeği geçenlerin hepsine teşekkür ederim bir izleyici olarak. Kolektif bir başarıya imza attılar çünkü...

EN ANLAMLI HEDİYE ALİ KAPTAN’DAN!

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ydü. Sembolik günlere itibar etmem. Bir insan olarak yılın her gününün bu dünyayı paylaştığımız canlılar arasında eşit oranda değerli olduğuna inanırım... Ekranlardaki boş kutlamaların sakilliği yanında, pasaport işlemi için uğradığım Beşiktaş Emniyet Amirliği’ndeki memur arkadaşların birbirine çiçek hediye etmesi daha samimi geldi bana. Neyse... Bir de unutmadan sembol olmuş bir günde Ali Kaptan’ın (Öyle Bir Geçer Zaman ki/Kanal D) boşanıp üstüne bir de yeni evlilik yapmasına rağmen hayatına sürekli müdahale ettiği Cemile’ye tokat atması var... Attığı o tokat kadının bu toplumda uğradığı haksızlıkları göstermesi açısından çok önemli bir hediyeydi izleyiciye... 8 Mart ve değerlerini anlamak için o sahneyi bulup tekrar izlemenizi şiddetle öneririm. Bugünün resmidir çünkü!

Kadro tamamen yenilenir...

BKM Mutfak bu pazar günü eski saatinde yeniden çıkıyor karşımıza. Belli oldu ki yenilenen kadroda Yılmaz Erdoğan işi şansa bırakmayacak ve kontrolü ele alacak... Tanıtımlarda hep Çok Güzel Hareketler Bunlar’ın (Kanal D) yıldız yüzlerini görüyoruz ama arkada duran yeni kalabalığa dikkat edin derim ben... Duyduğuma göre iki ay içinde içlerinden en az birkaç tanesi yıldızlaşacak. Ve sanırım o süreçten sonra belki Eser Yenenler ya da Ersin Korkut hariç kadronun tamamı koşu bayrağını bu gençlere verecek... Kimin gidip kimin kalacağını iki bölüm içinde Yılmaz Erdoğan’ın telaffuz edeceği isimler sayesinde anlayacağız. Benden söylemesi...

Saba’nın anne olma zamanı

Saba Tümer (CNN Türk/Bu Gece) annelik heyecanını ağız dolusu anlatan Tuba Ünsal ile lafladı önceki akşam. Özellikle süt verme muhabbetinde Saba’nın bakışları giderek meraklı bir hal aldı... Arkasından annelikle ilgili tüm detayları gözleri ışıldayarak filan izledi. Tuba genç bir anne olarak bildiklerini ve yanlış bilinenleri anlatırken Saba’yı kulak kesilmiş görmek içimden “annelik özlemi mi çekiyor acaba?” diye düşündürttü... Saba, kardeşim; en az Tuba kadar yakışacaktır sana da annelik diyorum. Teorisinde bu denli heyecanlıysan pratikte dünyanın en şanslı bebeğine annelik edeceğine eminim...

Kar ekran için işkencedir!

Şunu anladım ki “kar yağdı böyle oldu” lafının her dönem bir karşılığı var. Kar yağışıyla birlikte dijital platformlar üzerinden TV izlemeye çalışanlar çileden çıktı... Onlardan biriydim. Ne diziyi dizi gibi, ne maç özetini özet gibi, ne de haberi haber gibi izleyebildim önceki akşam. Hatta bu yazıyı kaleme aldığımda İstanbul şiddetli kar yağışı, ekran da donmuş bir resim halindeydi... Yaşadığımız çağa, teknolojilere ve neredeyse küresel köy haline gelmiş dünyaya bakıyorum da, basit bir hava muhalefeti karşısında bile ne kadar çaresiz? Antenimi özledim desem, durumu daha iyi izah etmiş olurum sanırım...

Kamera arkasındakiler

Yetenek Sizsiniz (Show TV) yarışmasında neredeyse yarışanlardan çok gördüğümüz kimler var düşündünüz mü? Mesela her performansı izlediğimizde yer yer kulise dönen kameraların karşısında sürekli eğleniyor görüntüsü veren o kalabalık dikkatinizi çekti mi? Prodüksiyonun temel taşı olan o elemanların böylesi eğlendiği bir yarışmanın yavan olma imkanı yok. Ama yarışmanın kendisini bir kenara koyup elemanların şirazeyi kaçırdığı anları izlemenin de lüzumu yok bana göre... Neyse. Herkese iyi eğlenceler diyerek noktalamadan önce bir de dikkatimi çeken bir ayrıntıya gireyim istedim... Acun, yaptığı işlerde Hanzade, Tanem gibi yan markalar üretme konusunda hakikaten duyarlı. Ama nedense bu dönem çok itibar etmiyor yan hakeme. Vallahi merak ettim nedenini...