Virüs gibi yayılıyor

22 Mart 2015, Pazar 05:58
AA

“Filinta”da (TRT 1) daha önceki bölümlerde hapse atılan güzel casus Anita yine Boris Zaharyas’ın Osmanlı devleti içindeki casusu Esat Paşa’nın yardımlarıyla serbest bırakıldı...

[[HAFTAYA]]

Böylece dizide kötü sayısı rekor seviyeye yükseldi. Boris Zaharyas ve çetesi, seri katil Azize, Çelebi Rıza, Esat Paşa filan derken; sürüye bereket durumu var! “Kaderimin Yazıldığı Gün”de (Star TV) iki güzel ve acımasız kadın Kahraman’ın eşi Defne ve annesi Neval, Elif’in üvey ağabeyi İbrahim’i hapisten çıkarıp Yörükhanlar’ın içine sızmasını sağlayacaklar... Eh zaten İbrahim, Elif ve annesinden intikam almaya kararlı. Maksut, Kıymet Hanım, Neval ve Defne gibi kötüler yetmedi bir de İbrahim aralarına katıldı... “Paramparça”da (Star TV) ise Dilara yetmedi, onun yakın arkadaşı Avukat Candan güçlerini birleştirip Gülseren’in kocası Özkan’ı hapisten iki kez kurtardılar... Üstelik cebine para koyup Gülseren’i hayatlarından çıkarmasını istediler. Keriman, Rahmi, Hazal, Alper ve karısı Solmaz gibi kötü karakterler yetmiyormuş gibi... Özetle bizim dizilerde kötü karakterler virüs gibi yayılırken iyi karakterler artık azınlıkta kalıyor. Eskiden diziye iki kötü karakter atardınız cihana bedel iş çıkarırlardı. Şimdi böyle müfrezelerle geliyorlar azizim!

Nasıl da büyük bir yalnızlık

“Güllerin Savaşı”nda (Kanal D) Gülfem, köşkün emektar hizmetkarı Halide’nin kızı çıktı. Ömer Hekimoğlu, Sipahi köşkünün hizmetçisi Gülru ile aşk yaşıyor. Kardeşi Şevket ise daha önce hizmetçileri olan Mebrure ile istemeyerek de olsa evlenmiş; oğulları Taner nedeniyle... Daha sonra Şevket, Gülru’nun ablası ve aynı zamanda Sipahi köşkü hizmetçisi Yonca ile ilişki yaşadı, gördük. Şevket’in oğlu Taner ise önce Yonca sonra da Yonca’nın kardeşi Çiçek ile aşk yaşadı ama en son bölümde Çiçek ile gizlice evlendi... Asıl ilginç olan ise Ömer’in bir hizmetçi kızı olan ve bunu bilmeyen Gülfem ile nikah masasına oturması... Bu gibi meseleleri senaryosuna dolayan Latin Amerika dizilerinde bile aşağıdakiler ve yukarıdakiler kavramları bu kadar iç içe olmamıştı... İzleyenler bilir; bu dizilerde bir hizmetçi ile bir zengin adam arasında imkansız aşklar yaşanırdı ve biz çekirdek çitleterek izlerdik... Valla “Güllerin Savaşı”nda meseleleri izlerken çitletmeye çekirdek ambarı olsa yetmez. Arkadaşların hiç mi sosyal çevresi yok ki köşk içinde kim kimi tutarsa evleniyor filan?

Yepyeni ibaresi de bizimle...

Vallahi “Yeni Dizi”, “Yeni Bölüm” gibi ekran üstü yazı duyurularına alışmıştık ama meselede TV2 çığır aştı azizim. Hafta içinde yayınlanan “Gelibolu” isimli mini yabancı dizinin ekranda olduğu süre boyunca köşede “Yepyeni” ibaresi yer aldı... Yayıncılık giderek ilginç icatlar çıkarıyor ekran üstüne. Twitter duyuruları, sanal reklam uygulamaları derken hayatımıza “Yepyeni” ibaresi de girdi... Vallahi insan bir sonraki hamleyi merak ediyor! (Bu arada dizi enfesti, yepyeni bölümü izlemediyseniz tekrarı filan yayınlanır elbet, sakın kaçırmayın)...

SONA YÜRÜRKEN

“Yedi Güzel Adam” (TRT 1) dizisinde son beş bölüme girildi. Açıkçası edebiyattan dostluğa uzanan duygusal çizgide reytingi kağıt üzerinde düşük olsa da gönüller üzerinde iyi bir rakam bıraktı... Her dizinin bitmesi kaderinde var. “Yedi Güzel Adam”ın bir sinema filmiyle finale yürümesi ekstra güzellik olacaktır kanaatindeyim... Geriye sayımları başka türlü içe sindirmek zor çünkü!

HAFTANIN AKILDA KALAN NOTLARI

Haftanın işlerine şöyle bir özet kafasıyla bakmak isterim. Mesela hafta ortasında başlayan “Komedi Türkiye” (TV8) içerik olarak “Türkiye’nin Yıldızları”nı anımsatsa da gerek yetkin jürisi gerekse skeçlere hayat veren oyuncularıyla bir hayli eğlendirdi. Eksik olan tek ayrıntı yarışmacıların performansını değerlendirecek bir ipucunun olmayışıydı. Sonuç itibarıyla onlar yarışıyordu ve biz o hattan bir komedyen çıkaracaktık. Biraz tuhaf oldu. Ağa sürpriz yapar mı? Mesela “Küçük Ağa” (Kanal D) hayatımızdan aniden ayrıldı. Sonuçta beklediğimiz gibi ani bir trafik kazası ile ölüp gidenler finale damga vurdu. Gerçi biz karakterlerin o kazalardan, kalp krizlerinden, cinai teşebbüslerden onlarca kez kurtulduğunu gördük. Yaparlar mı öyle bir sürpriz de, yaz ortasında yeni bir “Küçük Ağa” bölümüyle karşılaşırız hani? Şimdilik bilemiyorum! Haftanın rahatlatan gelişmesi “Poyraz Karayel”de (Kanal D) yaşandı. Bu köşede birkaç kez altını çizdiğim “Ayşegül’ün açık perdeleri” meselesine Poyraz tarafından nokta konuldu. Artık giriş katında yaşayan esas kızımızı gelen geçen dikizleyemeyecek. İçim rahatladı valla. Dikiz meselesine karşıyım be sevgili okur! Haftanın pırıltısı da sanırım “Ütopya”nın (TV8) göreceli olarak yükselen reytingleri oldu. Açıkçası programın bir rengi yok. Yani ekranda bir ışığını göremedim. Ama sesler sağlam. Sıklıkla birbiri ardından oyun çeviren arkadaşların sesi gür çıkıyor... Olaya renk getiren ise “Survivor”un reytingleri oldu. Yarışmanın hemen peşinden yayınlanan “Ütopya” bir anda “ ben buradayım” dedi. Oysa unutup gitmiştik!