Yarışmalar kasırga hızıyla geliyor!

11 Kasım 2012, Pazar 05:00
AA

Şu netleşti; bu yıl dizilerin korkulu rüyası yarışmalar olacak. Bilgi ya da yetenek hatta gündem ya da spor; fark etmeden... Sadece bu hafta üç yeni yarışma ekrana “merhaba” demeye hazırlanıyor. Bilgilerini not düşelim... Kanal D geçtiğimiz yıl Ertem Şener’e sundurduğu “Kazanmak İçin 1 Dakika” isimli yarışmasını bu yıl Zuhal Topal’a emanet etti. Yarışma salı gecesi ekranda olacak...

Atv, “Çocuklar Duymasın” dizisinin Haluk karakterini yani Tamer Karadağlı’yı yüzünü dinlendirmesine fırsat vermeden “Güven Bana” isimli yarışmayla ekrana sürdü. Perşembe gecesi ilk bölümünü izleyeceğiz... TRT Spor, tartışma programlarının sivri dilli yorumcusu Ahmet Çakar’ı spor/haber ağırlıklı bir yarışmayla sahaya soktu. “Son Basamak” isimli program haftaya ekrana gelecek... Bitmedi.

Hazırlıkları süren en az beş ayrı yarışma daha var. Biri Okan Bayülgen’in “Cosmopolis” (tv8) isimli yarışması. Diğerlerinin ayrıntılarını da yine buradan okuyacaksınız... Bakalım asıl yarışma diyeceğimiz “dizi ile yarışma” kapışmasında tabela kimi güldürecek. Bana fikrimi sormayın, bu kez tahmin sizden gelsin!

[[HAFTAYA]]

Yeni bölüm mü dediniz?

Sonuç odaklı okurumuz Ediz Engincan yine döktürmüş; “Televizyonlardaki bir karmaşadan bahsetmek istiyorum. Bir dizi ya da program ilk bölümüyle yayınlanacaksa bu ‘yeni dizi’dir ya da ‘yeni program’dır... Peki, bu dizi ya da program yayınlanalı birkaç hafta olduysa bu artık ‘yeni bir dizi’ ya da ‘yeni bir program’ değil, yayınlananların ‘yeni bölümü’dür...

Bazı kanallara bakıyorum da bu konuda hiç standart yok. Özellikle FOX, ‘Harem’ isimli dizisi başlayalı 5 hafta olmasına rağmen hem ‘yeni dizi’, hem de ‘yeni bölüm’ ibaresini bir arada koymaya devam ediyor... Acaba bu olaya bir standart getirilebilir mi? Şöyle ki, program ya da dizi ilk defa yayın hayatına başlıyorsa ‘yeni program’ ya da ‘yeni dizi’, bir bölümden fazla süren bir dizi ya da program ise ‘yeni bölüm’, bir film ya da belgesel televizyonda ilk kez yayınlanacaksa ‘TV’de İlk Kez’ ibarelerini kanallara standart olarak koydursunlar. Böylece hem bizlerin kafasında acaba ‘yeni mi, yeni bölüm mü?’ gibi soru işaretleri yok olmuş olur, hem de bu durum standartlaşmış olur”...

Hepsine tam puan

Bu hafta beğendiklerim; Nilüfer’i konuk eden “Siyaset Meydanı” (Show TV), gazeteci Nazlı Ilıcak’ı bir hayli farklı gösteren “Genç Bakış” (Kanal D), işadamı Ali Ağaoğlu’nun saatini kolundan söküp alan “Aykırı Sorular” (CNN Türk), ekran klasiği “Dekodizayn”ı çok farklı ve izlenilir bir şekilde yeniden dizayn eden “Vahe’nin Sofrası” (Show TV), kendisini paramparça etmeden de izletmeyi başaran spor programı “Stadyum” (TRT 1) ve hakikaten bir turla dünya gezisine katılıyormuş hissi yaratan “Ayna” (STV) programı oldu...

“Peki, neden dizi yok bu işlerin arasında?” diye soracak olursanız; sanırım o konuda benim beğenimden çok sizin ne dediğiniz önemli. Tersi olursa bozuşuyoruz çünkü; hahaha!

TRT’nin dizi kliplerine dikkat!

TRT popüler dizilerini bir klip buketi içerisinde tanıtmaya başladı. Hani bu durum bir dönem Kral TV’de filan izlediğimiz Top 10 listesini andırıyor... En etkin diziden, en iddiasızına kadar hemen her dizinin şarkılı türkülü şiirli sözlü kliplerini art arda izliyorsunuz artık. Yakalayabilirseniz gözden kaçırmayın derim...

Susan dilsiz şeytandır!

Bu köşede TV programları eleştirilir. TV’dekilerin karakterleri değil. O yüzden son zamanlarda çeşitli ekranlarda yazılarıma hiza çalışması yapan arkadaşlarıma çok net bir açıklama yapmak zorunda kalıyorum... Siz her ne kadar karşı çıksanız da ben ekranda rock müzik solistlerinin giydiği deri ceketlerle haber sunulmasına karşıyım. Gece programı sunanlar da pijama giysin o zaman...

Siz her ne kadar karşı çıksanız da izleyicinin örnek olarak aldığı bir ekran karakteriyseniz, ekranda polemik adı altındaki seviyesizliğe “canlı yayın kazası” deyip geçemezsiniz. Kaza anlık bir şeydir, doğası itibarıyla dakikalar boyunca sürmez... Siz her ne kadar karşı çıksanız da gözüm kalemim, kalemim de gözümdür. Hayatınızdan ancak oyarak ya da kırarak çıkarabilirsiniz ki yapmaya çalışıyorsunuz ama yemezler. Nokta!

ASIL DERBİYE BAKIN!

Polat Alemdar ile İhtiyarlar Başkanı arasındaki derbi maçının (Kurtlar Vadisi Pusu/atv) Fenerbahçe-Limassol (Star TV) maçından daha çok izlendiğini biliyor musunuz? Aynıyla vaki derler ya eskiler, işte öyle bir gerçek bu. Bir dizi 10 yılını tamamladığı ekranda kısmen kader maçı sayılabilecek futbolu kendi ağlarına gömüyor... Kimi zaman ümidi kestiğimiz dizi sektörü için “tutunabilecek” en doğru hat bu. Mesele fenomen olabilmek için genel beğenilerin hakkını vermekte...

Bir süper kahraman yarat ve onu gündemle paralel yürüt. İçine bir tutam aşk, biraz maneviyat bolca da aksiyon koy; al sana garanti iş... Şu kadarını söyleyeyim, bizim memlekette bu basit formülü hayatın her alanına uygulayan kim varsa hep kazanacaktır. Ekranda, yeşil sahada ya da hane içinde!

Plakalar kabak gibi!

Dizilerin yeni buzlama politikasına kelimenin tam anlamıyla hasta oluyorum sevgili okur. Eskiden dizilerde mesela arabaların plakaları buzlanırdı. Şimdi plakaların hepsi kabak gibi ortada sadece markaların amblemleri buzlanıyor... Peki, izleyici için o buzun bir anlamı var mı? Yok vallahi! Çünkü buzlanan amblemlerin hemen hepsi gün içinde karşımıza binlerce kez çıkıyor. Plakalara da ekstra dikkat ederiz artık. Hahaha...