Bankacıların büyük açmazı!

24 Aralık 2010, Cuma 05:00
AA

Türkiye’de hakikaten bankacı olmak zor... Çoğu zaman hedef tahtasına konuluyorsunuz... 2009, ardından 2010’da ‘Kredi vermiyorsunuz’ suçlamasıyla çok sık karşılaştılar. Başbakan’dan bakanlara, küçük ve orta boy işletmelerden (KOBİ) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne (TOBB) kadar her kesimden sert eleştiriler aldılar. Hatta Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, ‘KOBİ’ler batarken, bankacılar teknede keyif çatıyor’ benzeri bir eleştiri bile yaptı.

[[HAFTAYA]]

Hesaplar alt üst oldu

Sonra herkes hesabını, kitabını yapmışken, ‘Açılacak şube başına’ vergi getirildi. Çok fazla eleştiri yapmadan, şube açmaya devam ettiler. Şimdi ise 2011 yılı bütçeleri yapılmış, yabancı ortakları olanlar, merkezden onay almışken, bu kez ‘kredi fazla büyümesin’ uyarısıyla karşılaştılar. Ben konuştuğum büyük ve orta ölçekli banka CEO’larından dinlemiştim. Düşen faizler ve daralan marjlara rağmen, özellikle kredi kaynaklı büyüme hesabı yapıyorlardı. Kredilerde, bankanın boyutuna göre yüzde 25-40 arası planları olanlar vardı. Şimdi Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın yaptığı toplantıdan sonra tablo değişiyor. ‘Yüzde 25 düzeyinde kredi büyümesi normaldir’ kuralı geliyor gibi... Yani 1 yıl önce ‘Şirketlere kredi verin’ diyenler, şimdi dönüp, ‘Fazla kredi verdiniz, biraz yavaş’ diyecekler. Konuştuğum bankacılar için bu durum çok sürpriz oldu. Kimse ‘kredide büyüme limiti’ beklemiyordu. Hesaplarını, büyüme oranlarını yeniden gözden geçirecekler. Ama öyle ya da böyle... Canlarının çok sıkkın olduğunu biliyorum.

Ankara ne düşünüyor?

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, işlerin yolunda gittiği ortamda bile ‘temkini’ elden bırakmıyor. Olası sarsıntılara, özellikle ‘cari açık’ sorunuyla girmek istemiyor. Bu nedenle, Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz’ın dikkat çektiği, ‘Kredi ne kadar büyürse, cari açık o kadar artıyor’ yaklaşımına katılıyor ve şimdiden önlem alınmasını istiyor. Zaten Merkez Bankası’nın yayınladığı hesapta, ‘Kredi büyümesinin 5 puanlık artışı, cari açığı yüzde 2.1 artırıyor’ saptaması var. Eğer kredi büyümesi yüzde 40’ları bulursa, cari açık da Gayri Safi Milli Hasıla’nın yüzde 10’larına kadar yaklaşacak ve tehlike sinyali verecek. Böyle bakarsanız, ekonomi yönetimi haklı... Ancak, oyun devam ederken, planlar ve bütçeler yapılmışken, değişiklik yapılması, ciddi rahatsızlıklar oluşturuyor.

Yokuş aşağı giden otobüsün freni

Salı akşamı Capital/İş Yatırım ortaklığı’nda düzenlediğimiz ‘Geniş Açı’ toplantıları için buluştuk. Bankacı ve ekonomistlerle birlikte DPT’den uzmanlar ile Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Mehmet Yörükoğlu da konuklar arasındaydı. Merkez Bankası’nın son ‘faiz indirimi’ ve ona bağlı alınan önlemler öncesinde bu toplantıyı belirlemiştik. Hedefimiz de ‘2011 yılını’ değerlendirmek, risk ve fırsatları analiz etmekti. Ancak, buluşmaya ‘faiz indirimi’, ‘ısınma’ ve ‘yeni önlemler’ damgasını vurdu. Bütün konuşmacılar önemliydi ancak Mehmet Yörükoğlu’nun mesajlarına daha fazla odaklandım.

Yeni politikanın özü

Mehmet Yörükoğlu, ‘ekonomiyi soğutma’ diye değerlendirilen adımları ve amacını ortaya koydu. Birkaç cümleyle bu konuyu ortaya koymak isterim.

1. Eskiden enflasyon vardı ve sadece faizle hem kredi büyümesini hem de cari açık düzeyini etkilemek mümkündü.

2. Şimdi yeni bir döneme girdik. Enflasyon oranları birkaç yıl içinde hedeflenen rakamlara yakın seyredecek.

3. Bu yüzden enflasyon ve fiyat istikrarı için gerekli göreceğimiz faiz seviyesi, gerekli olanın altına düşecek. Eğer fiyat istikrarını sağlayan faiz oranıyla devam eder ve başka bir şey yapmazsak, zamanla birikip istikrarı tehdit edici bir güç haline gelir.

4. Bunu önlemek için ya faizleri yükselteceksiniz ve sıcak para yükselecek... TL’ye ve reel sektöre olumsuz etki yapacak.

5. Ya da şu anda bizim tercih ettiğimiz faiz düzeyini, istikrar için gerekli olan yerde tutacak, gereksiz yere yükseltmeyeceksiniz. Finansal istikrar için gerekli olan ‘sıkılık’ farkını da ‘makro riskleri’ azaltıcı önlemlerle alacaksınız. O da ‘likidite yönetimi’ ve ‘karşılıklardır.’

MB’den ezber bozan yaklaşım

Mehmet Yörükoğlu, yapılanı, böyle ortaya koyduktan sonra güzel de bir benzetme yapıyor: “Türk ekonomisi yokuş aşağı çok hızlı şekilde gidiyor. Yapacağınız şeylerden bir tanesi frene yüklenmektir ki, bu doğru değil. Onun yerine vitesi düşürmek ve daha hassas ayarlamalarla gitmeyi tercih ediyor.” Toplantıdaki ekonomistler ve bankacılar, bunu dinleyince, benim de katıldığım şu yorumu yaptılar: “Merkez Bankası ezber bozuyor.” Yani eskiden çok tahmin edilen, klasik araçlara başvuruyordu. Bu kez hakikaten daha derin ve yenilikçi bir yönteme başvurdu.