Japon Yeni'ndeki yükselişin kurbanları

18 Mart 2011, Cuma 05:00
AA

Geçen yılın başlarında İsviçre Frangı’na dikkat çekmiştim. Doğuş Holding’in başkanı Ferit Şahenk’in bir konuşmasından da hareketle, İsviçre Frangı’nın değer kazanacağını belirtmiştim. 2010 yılındaki performans, yazdıklarımı haklı çıkardı. Frank epey yol aldı. Sonradan bu konuda düzenleme getirilse de çok sayıda vatandaş İsviçre Frangı’na dayalı tüketici kredisi almıştı.

[[HAFTAYA]]

Geçenlerde gelen bir emailde okurlardan biri canının nasıl yandığını anlatıyor ve öneri istiyordu. Japon Yeni’ndeki yükseliş bu yazıyı ve okurun emailini hatırlattı. Şimdi de etraftan ‘Yen ile kredim var ne yapayım?’ benzeri sorular geliyor. Herkesin kafası karışık ama bu arada çok kimse nedenini anlamadan, büyük depreme rağmen Japon Yeni de birkaç günde epey yol aldı.

Ülke yıkıldı, parası yükseliyor

Geçen gün bir yöneticiden duydum. ‘Ülke yıkıldı ama Yen yükseliyor. Bunu anlamak mümkün değil’ diyordu. Onun da bir miktar Yen borcu vardı. Aslında Yen’deki hareketin nedeni basit... Yükselişi ve bundan sonrasına yönelik değerlendirmeleri, basit ve birkaç satır başı ile paylaşmak isterim:

- Normalde depremle yıkılan ülkenin para biriminin düşmesi gerekirdi. Tıpkı 1999’da Türkiye’de olduğu gibi... Ama bu kez farklı bir tablo var.

Yükselişin arkasındaki etkenler

- Depremle birlikte Japon sigortacıların, diğer para cinslerinde değerlendirdikleri fonlarını ülkelerine iade etmelerinin Yen talebini artıracağı beklentisi var.

- Bir başka nedeni ise bazı şirketlerin, Japonya’daki merkezlerinde gerçekleştirilecek yeniden yapılandırma çalışmalarını desteklemek için, kâr transferi yapma olasılığı oluşturuyor.

- Bu iki etkenle Japon Yeni, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük yükselişini yapıp, 76.25’lere kadar yükseldi.

Zor dönemlerde yatırımcı

- Ancak, böylesine çalkantılı dönemlerde ani hareketler, yatırımcı ve kredi sahiplerini hatalara yönlendirir. Orta ve uzun vadeli kullananlar belki birkaç ay etkilenecektir. Ama Yen’in hep bu seviyelerde kalmasını da beklemek doğru olmayabilir.

- Gerçekten paritede hızlı bir yükseliş var. Ben olsam, Yen kredisini çevirmezdim. İşler normale döndüğünde, bu kez doların güç kazanması, zararı öbür para birimine çevirecektir. İşin doğrusu hangi para biriminden kazanıyorsanız, ondan borçlanmaktır. Zaten Yen kazancınız varsa, o zaman sorun da yok demektir.

Bir şirkette 20 yıl mümkün mü?

Birlikte çalıştığımız arkadaşlar ve bazı okurlardan benzer yorumlar alıyorum. ‘5 yıldır bu şirketteyim, artık işimi değiştirmek istiyorum’ diye şikayet edenlerin sayısı az değildir. ‘10 yıldır aynı şirketteyim, CV’m çok sade’ benzeri görüşü de çok duymuşumdur. Ancak, ben, şirketlerin kariyer olanakları sunduğu, çalışanlarını eğitip, farklı yetkinliklerini geliştirdikleri sürece uzun süre aynı şirkette olmanın doğruluğuna inanırım. IBM’ın CEO’su Sam Palmisano ile yapılan söyleşiyi okurken, koca şirkete 1973 yılında girdiğini, değişik birimlerde çalışıp, zirveye ulaştığını gördüm.

CEO’nun süresi önemli

Bu şirkette CEO’ların görev süresinin çok uzun olduğunu biliyordum ama tam rakama hakim değildim. Koca IBM, başından beri sadece 8 CEO ile çalışmış. Şirketin 100 yaşını kutladığını dikkate alırsak, bir CEO’ya 12.5 yıl düşüyor. Ortalama insan ömrünün 5’de biri kadar süreye denk geliyor. Sadece IBM değil, başka şirketler de örnek verebilirim. Gençler, bu tür şirketleri ve yöneticileri iyi izleyip, kendilerine ders çıkarmalı. Eğer şirket gelişim sağlıyorsa, oradan emekli olmanın da hiçbir sakıncası yok bence. Söylemek istediğim buydu özetle...