Türkiye 'Premier Lig'e yükseldi

08 Mart 2011, Salı 05:00
AA

Her türlü sorununa ve ülke içinde yaşanan tartışmalara rağmen Türkiye yabancılar açısından hâlâ gözdeler arasında yer alıyor. İşsizlik hâlâ yüksek... Cari açık, her büyüme döneminde olduğu gibi ‘kritik sorun’ olarak algılanıyor... Gelir dağılımı ve yoksulluk sorunu çözülebilmiş değil... Bütün bunlar doğru ve acil çözüm bekliyorlar. Ancak, dünyaca ünlü reklamcı ve WPP’nin başkanı Sir Martin Sorrell, bu sorunlara rağmen, çoğu yabancı gibi Türkiye’yi ‘yıldız’ ülkeler arasına koyuyor.

[[HAFTAYA]]

Sorrell’in Türkiye’ye yönelik olumlu düşüncelerini, burada yaptığı açıklamalarda da okumuştum. Ancak hafta sonu şirketinin genel kurulunda yaptığı konuşmada, futbolda lig/klasman ayrımından hareketle ilginç bir değerlendirmede bulundu. Bu konuşması, şimdiye kadar yaptıkları arasında gerçekten en çarpıcı olanıydı.

Futboldan ekonomiye mesaj

Biliyorsunuz, Türkiye’de futbol ligleri kümeler halinde oynanıyor. En tepede Süper Lig, ardından Birinci Lig ve sonrasında da İkinci Lig geliyor. İngiltere’de ise Premier Lig, Championship ve League One var. Bizdeki sisteme benzer bir yapı sergiler. Sir Sorrell, hafta sonu yaptığı analizde, İngiltere ekonomisine dikkat çekerken, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri de değerlendirmesine dahil etti. Ve ülkeleri İngiltere’deki futbol liglerinden hareketle, ekonomik performanslarına göre sınıflandırdı: 1. Arsenal, Liverpol ve Manchester United’ın yer aldığı Premier Lig’in ülke tarafına Çin, Rusya, Hindistan, Brezilya’nın yanı sıra Türkiye, Endonezya ve Filipinler gibi 21 ülkeyi alıyor. Bu ülkelerde, kendilerinin de hızlı büyüdüğünü, teknoloji ve medya tüketiminde dikkat çektiklerini söylüyor.

Gelişmişler, küme mi düştü?

2. Championship’e ise büyüklüğü, göçmen sayısı, girişimcilik kültürü, doğal kaynakları nedeniyle ABD’yi; yüksek katma değerli imalat sanayi ve ihracat gücü nedeniyle de Almanya’yı alıyor.

3. ‘Üçüncü’ klasmana, bizdeki İkinci Lig benzeri kümeye ise İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya gibi ülkeleri dahil ediyor. Bunları League One diye adlandırıyor.

4. Son sıraya ise Legue Two ile Japonya’yı koyuyor. Gerekçesini de ‘Neredeyse 20 yıldır durgun bir ekonomiye sahip olması’ diye açıklıyor.

Sir Martin Sorrell’in analizini, çok sayıda yabancı işadamı ve CEO’dan da duydum, sizler de duymuşsunuzdur. Ancak, buradan, İngiltere’den daha güçlü olduğumuz anlamı çıkmaz. Bunu, İngiltere ya da benzer ülkelerden, daha dinamik, hızlı olduğumuz, genç oyuncuları nedeniyle gelecek vaat ettiğimiz ve potansiyelimiz bulunduğunu anlamalıyız.

Dövizin yönünü anlamak için

Dünyadaki global kriz bizlere ekonomiyi, piyasaları anlamaya yarayan yine araçlar da tanıttı. Bunlardan biri de ‘VIX’ adı verilen, ‘Volatilite’ endeksiydi. Piyasalardaki mevcut bilginin, yatırımcılar tarafından nasıl algılandığını ve fiyatlandırıldığını ifade eden endekslerin düşük olması, işlerin yoluna gittiğini gösterir. Birkaç yıldır Ekonomist Endeksleri adı altında ürünler geliştiriyoruz. Gündüz Capital ile birlikte oluşturulan bu endeksler arasında dövizdeki ‘volatiliteyi’ yansıtan E-VEX Euro ve E-VEX USD adlı iki ürün de var. Döviz piyasasındaki gelişmeleri anlamak ve öncü işaretler almak isteyenlere bu endeksleri izlemelerini öneriyorum. Çünkü, gerçekten de yön konusunda ciddi ipuçları veriyor. Örneğin, her iki volatilite endeksindeki son gelişmeler incelendiğinde, dolar ve euro için şu mesajların çıktığını görüyoruz:

1. Son 3 ayda euro endeksinin hızla yükseldiği, doların ise daha dengeli arttığı görülüyor.

2. Ancak, her iki endeksin son haftalık grafikleri, artış hızlarının düştüğünü gösteriyor. Bunu da döviz kurlarındaki dengelenmeden de görüyoruz.

3. Önümüzdeki 1-2 ayda, E-VEX endeksinin hem sepet (dolar ve euro) hem de dolar bazında düşmesi halinde, döviz sepetinin 1.89’a, doların ise 1.57’ye kadar gerileyebileceğini gösteriyor.

4. Endekste yükseliş olursa, dolar 1.62’lere kadar yükselebilir. Endeksleri yöneten Onur Gündüz, ‘İzlediğimiz kadarıyla dolar 1.62’lere, sepet de 1.93’lere çıksa bile, hemen sonrasında doların 1.57’lere düşeceğini tahmin ediyoruz’ diye konuşuyor. Döviz piyasasını bir de ‘volatilite’ endeksleri penceresinden izlemekte yarar var.