İktidar olma hırsı

08 Aralık 2016, Perşembe 12:58
AA
Hüseyin Kıran uzun bir süre sonra Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor ile yeniden okuyucuyla buluştu.

Efendilerinden aldığını emirleri yerine getiren ceza memuru Yakup'un hikayesi var bu kitapta. Ancak yalnızca Yakup'un değil, elinde gücü bulunduranların kim olursa olsun güç olma arzusu var aynı zamanda.

Hüseyin Kıran diğer kitaplarında yaptığı gibi dil ve kurgusuyla edebiyatımızda aykırı olmayı sürdürüyor. Yakup üzerinden anlatılan hikayede okuyucu çok katmanlı, hem normlara uygun hem de ayrıksı bir dil işçiliğiyle karşılaşıyor. Yazar Kıran ile konuştuğumuzda kendisine yerleşik dil dışında yeniden yarattığı bu dili tercihinin sebebini soruyorum. Kıran bu tarzına dair şunları ifade ediyor:

“Elbette edebiyat yazarının dille temelli bir ilişkisi var; ve dilin gövdesi olarak da yazıyla. kısaca söyleyeyim; insan sosyal bir varlık, yaşaması ilişkilerle ve başka insanlarla birlikte mümkün bir varlık ve ilişkilenme biçimlerinin en önemlilerinden birisi de dil. Dil, insan varlığının en kuvvetli bileşenlerinden. Dolayısıyla kullandığı dil, insanın ne'liği üzerinde bir fikir edinmemizi sağlar diye düşünürüm; kalıplarla işleyen, insanların ortaklaşa kullandığı akarlar içinde süren dil, elbette birbirine benzeyen tekdüze insanların ya da ayrıksı insanların tekdüze yaşantılarının dili olabilir. Edebiyatsa, yazarından daha karmaşık ihtiyaçları karşılamak üzerine düşünülmüş çalışılmış bir dil talep ediyor. Öyle bir dil ki, yeni bir dili artık mümkün kılsın ve nihayetinde dil insansa ve onun temel elemanlarından biriyse, kendi özgün varlığını işleme sokarak insanı değiştirsin. Her yeni dilsel biçim, bize yeniden ve bilmediğimiz bir tarzda insan olmanın imkanlarını sunar; bunu kendi varlığımızı kuragiderken aklımızda tutmalıyız kanımca.”

Kitapta muktedirin karşısında korku dolu duran memur Yakup'un kendisine verilen görevle, belirsiz bir zaman-mekanda elçi Yakup olarak yolculuğunu ve dönüşümünü anlatıyor. Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor'da Yakup'un elçi olarak hazırlanıp yola koyulduğu ve dağ halklarıyla karşılaştığı anda kurgu başka bir boyuta geçiyor. Efendilerinin karşısında korkak ve köle olan Yakup'un kendinden olmayanı gördüğündeki dönüşümü, kendini tam da ezildiği yerden yeniden yarattığını okuyoruz.

İktidarın dilini birebir kendine yontan ve dağ halklarıyla iletişim kurmaya çabalamak yerine -bunu kısa bir süre elbette deniyor Yakup ama hemencecik de vazgeçiyor romanda.
 

YÖNETME ARZUMUZUN DEŞİFRESİ


Dağ halklarından üstün görüyor kendini, dağ halkı kadınlarına kendi döllerini bırakırsa iktidarına uygun bir halk yaratacağı ahmaklığına kapılıyor bir anda- kendi krallığını ilan eden Yakup'un dağ halklarına dair aktarımları ve efendilerine yazdığı mektuplardaki aktarımlar ve yazarın dili kullanma biçimi ise okuyucuya bambaşka bir dünyanın kapılarını açıyor. İktidar olma hırsıyla muktedirin dilini içselleştiren Yakup'un nezdinde ötekileştirilenin neler yapabileceğini gösteriyor Kıran, elbette bunu yaparken zaman-mekan tanımıyor.

Hüseyin Kıran Yakup üzerinden aktardığı bu iktidar olma haline dair “neden başkalarına üstünlük kurmakla bu kadar ilgiliyiz” diye soruyor ve ekliyor:

“Elçi Yakup bir roman kahramanı. Ama tam da böyle olmakla, bir insan olma imkanı olarak anlaşılması gerekiyor. Dolayısıyla onu, insanı anlamanın, insandaki temel ve önemli enerji akarlarından birisinin ortaya konmasının mümkün olacağı bir biçimde, hepimize normal gelen, hayata egemen olan başkalarını ezme ve yönetme arzumuzun deşifresi için yazdım, diyebilirim. Şunu hepimiz sormalıyız; neden başkalarına üstünlük kurmakla bu kadar ilgiliyiz? Bunun bize sağladığı avantaj ve tatmin nedir? Maddi bir tatmin olduğu kadar manevi de bir tatmin bu. Benim kişisel cevabım, bunun tamamen dinmek bilmez bir güvenlik ihtiyacı ile ilintili olduğudur. Ne kadar güçlüyseniz o kadar korunuyorsunuz demektir. Tehdit, başkalarının bizzat varlıklarıysa ve giderek bütün varlıklarsa, Elçi Yakup'un giriştiği iktidar eylemini bütünüyle anlaşılır bulurum."

Kötülüğün sıradanlığını sıradan olmayan bir dil içinde Yakup'un dünyasında bulmak için Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor, yaratılan sınırların dışında okunması gereken bir eser.

İktidar ve otoriterleşme üzerine bir daha düşünmek için Kıran'ın kalemini es geçmeyin!
 
Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor
Hüseyin Kıran
Sel Yayınları
96 sayfa