Mihr...

26 Kasım 2013, Salı 09:58
AA

“Kimseye söylemek yok, söz mü?”

Kaç çocuğun kulağına eğilip böyle denmiştir. Kaç çocuk söz vermiştir; bedenine değen ellerin acısını kimseye söylemeyeceğine? Kaçı ölümüne kadar saklamıştır bu sırrı…

Bir çocuk neden dünyayı rengârenk boyamak istemek dururken  "Dünyayı kendi rengime boyamak istiyordum. Benim rengim siyahtı…" der? Ne yaşamıştır? Eylem Tok, son romanı Mihr’de bunu anlatıyor.  Hayykitap Yayınevi’nden çıkan Mihr, daha kitabın tanıtım cümlesiyle okuyucunun boğazında bir yumru oluşturuyor:

“İki kat arası merdiven boşluğu iki göğüs, iki delik, iki beden mahşeriydi; beni yaktınız o cehennem boşluğunda ikiniz arasında gidip gelmekten yorgun düşmüş çocukluğumun çığlığıdır bu sessiz dokunuşum. Hissediyor musun bilmem…”

Küçük bir kız çocuğunun yaşadığı “istismar” ve tecavüz ile başlıyor roman. Bir solukta okumanın mümkünatı yok. İlk sayfalardan soluğunuz kesiliyor. Her gün gazetelerin üçüncü sayfalarında okuduğumuz, çoğunun adını dahi bilmediğimiz çocukları düşürüyor aklımıza. Gelip geçen baş harfleri. Susup kalmışlıklar.

Ancak kitabı yalnızca çocuk istismarına indirgersek, yazara haksızlık olacaktır. Eylem Tok, Mihr’i anlatırken onun yaşadığı bütün bir yaşamı ele almış. Mihr’in psikolojisini, hayatı sorgulayışını, kendiyle savaşını, aşklarını, cinselliğini… Yakın çevresi tarafından istismar ve tecavüze maruz kalan Mihr’in kendini bulma çabasını okuyoruz. Mihr’in coğrafyasına tanıklık ediyoruz bir nevi.

Eylem Tok çok cesur bir romana imza atmış. Yaşadığımız toplumda sıkça duyduğumuz meseleleri sorgulatıyor bize. Neden bir aile on yumurta beş ekmeğe çocuğunun tenini satar? Neden bir baba çocuğuna yıllarca tecavüz eder ve sonrasında ‘namus’ kavramına sığınır? Mihr’in hikâyesini okurken gerçeğe çarpıyoruz, normalleştirilen gerçeğe… Evlendiği adamın istemediği bir biçimde zorla sahip olduğu anlarda çığlık çığlığa, “Ne olur beni bırak baba!” diye ağlayan Mihr’i okurken hissedilenlerin tarifi zor… Roman bizi Mihr ile birlikte yan karakterlerin yaşadığı dünyaları, Mihr’in yaşamına teğet geçen zaman zaman yaşamıyla kesiştiği hikâyelerle de tanıştırıyor.

Romanı bir acı veya bir başarı öyküsü çıkarmak için okumamalı. Mihr, okucuyu gerçekleriyle yüzleştirirken bir yandan da pes etmeden kurduğu hayallerden bahsediyor. Yaşadığı travmayla gözlerini bir hastane odasında açtığında roman içinde bir roman çıkıyor okuyucunun karşısına. Mihr’in kadın-oluş sürecini, hırslı bir kadın olup pes etmeyişini bütün gerçekliğiyle okurken pek çok zaman durup düşünme ihtiyacı hissedeceksiniz.

Dipnot: Yazar ‘Mihr’in anlamını bir röportajda şöyle ifade etmiş: "Arapça mehr: Müslüman bir erkeğin imam nikâhı kıyılırken eşine vermeyi kabullendiği mal veya para demek, Türkçe'de mihr diyoruz. Neden Mihr ismini seçtiniz derseniz, Mihr kendi iç sesiyle yaşamını yorumlarken babasının para için her şeyi yapabilecek beş para etmez bir adam olduğunu, çünkü onu korumak yerine kullandığını anlatmaya çabalıyordu da ondan."

Mihr, Eylem Tok, Hayykitap, 2013

HAFTANIN ÖNERİLERİ

1- Kitaplar ve Sigaralar, George Orwell, Çev: Levent Konca, Sel Yayınları, 2013

2- Bekleme Dönemi, Hubert Selby Jr., Çev: Ahmet Ergenç, Ayrıntı Yayınları, 2013

3- Ba, Birhan Keskin, Metis Yayınları, 2013