Nermin Yıldırım: Hayat edebiyattan çok daha büyük ve acımasız

31 Mart 2017, Cuma 13:10
AA
Nermin Yıldırım; yeni kitabı Dokunmadan ile okuyucucusuyla yeniden buluştu. Bilmediğimiz bir coğrafyada aslında bilindik bir hikâyeyi anlatıyor Yıldırım romanında. Aracısı 29 yaşındaki Adalet. Ölmek üzere olduğunu öğrendiğinde kendiyle de yüzleşiyor aslında. 29'una kadar görmeden, dokunmadan yaşamayı tercih etmiş bir kadın bunun ağırlığına daha fazla dayanamıyor ve kendiyle beraber bir yolculuğa çıkarıyor okuyucuyu. 

Adalet en yakın arkadaşı Hülya ve hiç tanımadığı Sadi Seber Kayal ile çıktığı yolculukta, okuyucuyu sıkmadan, cümlelerin arasına itinayla yerleştirilmiş toplumsal meselelere değiniyor. 

Nermin Yıldırım ile yeni kitabı üzerine az az konuştuk:

*Bilinmeyen bir coğrafyada Adalet. Suçluluk duygusuna aşina, yalnız bir kadın. Bahsettiği coğrafyada da tarihi hafızasının nasıl silindiğini anlatıyor. Yurtdışına yaşayıp zaman zaman Türkiye'ye dönüyorsunuz! Bizim coğrafyamızda da sizce böyle mi?

Bu dünyanın hemen her yerinde böyle. Farklı dozajlarla olsa da, dünya büyük bir hızla aklını kaçırıyor. Kalbi kararıyor gezegenin. Merhametten, vicdandan, masumiyetten yana cılız günler geçiriyoruz. Ha, bu bize ilk defa olmuyor. Ama hafızasıyla arası hoş bir toplum değiliz. Bu yüzden hatırlamak, geçmiş kabahatlerden ders çıkarmak gibi hasletlerimiz yok pek. Onun yerine ha babam yeni baştan aynı akıbete koşuyoruz. Sonrası bitmeyen bir suçluluk, yüzleşilememiş utançlar… 


BİR ŞİFA BULMAK İÇİN HATIRLAMAMIZ GEREK


*Türkiye'de 3. sayfaya sıkışmış, zaman zaman o sayfaya bile giremeyen mühim haberlere rüzgârın aracılığıyla sık sık değiniyor Adalet romanda.  Tacize uğrayanlar, öldürülenler, işkence görenler ve dahası... Bu kitabı yazarken nasıl bir ruh halindeydin?

O haberlerin ağırlığı sinmişti üzerime. Zaten uzun zamandır üçüncü sayfa haberlerindeki şiddet, özellikle kadına yönelik şiddet üzerine çalışıyorum. Üniversitedeki bitirme tezimin konusu bile buydu, o kadar uzun süredir yani. Bu haberler ilk romanımdan bu yana romanlarıma da bir biçimde sızdı hep. “Dokunmadan”da ise şöyle farklı bir durum var: Romanda okuduğumuz üçüncü sayfa haberlerinin hangileri hakiki, hangileri kurgu, karıştırıyoruz bir süre sonra. Çünkü gerçeğin sınırları kurmacayı zorluyor. Bunu üçüncü sayfalarda görmeye alıştığımız haberlerin saçma, korkunç, akıl dışı oluşunun altını çizmek için yaptım tabii. Gazetelerde görmeye alıştıklarımızın acayipliğini, bağlamından koparıp bir romanın sayfalarında görünce anlıyoruz çünkü bazen. O zaman alışmanın ne feci bir şey olduğunu görüyoruz bir kez daha. Hayat edebiyattan çok daha büyük ve acımasız. “Dokunmadan”ı yazarken en baskın ruh halim buydu. Bu acımasızlık içinde kendi yerimi arıyordum belki de.

*“Dokunmadan” kitabın adı. Bilse de sessiz kalmayı tercih edenlerin, görse de görmezden gelenlerin ağırlıklı olduğu bir coğrafyada yalnızca hatırlamak yeterli mi? Yani demek istediğim, her facia sonrası “unutmayacağız” sloganı kalıyor geriye... 

Mühim olan hatırladıklarımızla ne yapacağız. Onları kendimizi kanatmak, yaramızı kanırtmak için değil, bir şifa bulmak için hatırlamamız lazım. Fark etmenin, anlamanın büyük bir sorumluluğu var. O sorumluluğun hakkını vermek gerekir. Yoksa bir kabusun ortasında uyandığımız vakit, kabusun sürmesine izin veriyorsak, uykudaki halimizden bir farkımız yok ki. Kimseye faydamız yok yani. Ha uyumuşuz, ha uyanmışız, kimseye omuz veremedikten sonra ne fark eder… 

* Instagram'da yayıneviniz aracılığıyla ünlü isimler ilk kabahatlerini anlatıyorlar. Peki sizin ilk kabahatiniz?

Hayatım boyunca irili ufaklı kabahatlerim oldu ama ben masumiyetimi susmayı öğrendiğim vakit kaybettiğime inanıyorum artık. Birilerinin canı yanarken başımı öte yana çevirdiğim ilk an, sustuğum, ses etmediğim ilk an. 


FELAKET BULAŞICIDIR!


*Bir de Adalet sözlüklerle aram çok iyi diyor kitabın başlarında. Her yerden topladığı sözlüklerden bahsediyor. Siz de öyle misiniz? Kelimelerle aranız elbette iyi ama... 

Sözlükleri severim. Yani biraz fazlaca severim. Sözcüklerle de bildiğiniz aşk yaşıyorum. Eskiden sevdiğim sözcükleri kağıtlara yazar, duvarıma asar bakardım. Hoş, hâlâ aynını yapıyorum. 

*Ve son soru; Türkiye gibi bir coğrafyada masumiyeti korumak nasıl mümkün sizce? Mesela Adalet tacize uğrayan bir kadına yardım ettiğinde rahatlıyor ve sonra kusuyor. Görmezden gelmemek bir adım mıdır?

Yalan yok, insanın katıksız iyi olabileceğine pek inanmıyorum ben. Ama iyi biri olmak için kendimizle ve dünyayla mücadele etmemiz gerektiğine inanıyorum. Tam da bu noktada dünyayla ve içindekilerle kurduğumuz ilişki büyük önem taşıyor. Başkalarının felaketi karşısında aldığımız tavır. O felaketin bulaşıcı olduğunu bilmek… Evet, görmezden, duymazdan gelmeye son vermek, ses çıkarmak, haksızlıklara karşı ses yükseltmek, bizim dünyaya, kendimize karşı sorumluluğumuz. Bunu yapmazsak, yarın öbür gün ne aynalara bakacak yüzümüz kalır ne uyuyacak bir nefes huzurlu uykumuz. 

*Fotoğraflar: Joan Alvado 

Nermin Yıldırım, DOKUNMADAN, Hep Kitap, 2017


 

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.