ABD'li yazara şok soru 'Babanız da bombacı mıydı?'

09 Kasım 2012, Cuma 05:00
AA

“Türkiye’deki hapisteki gazeteciler” tartışması Avrupa’dan Amerika kıtasına sıçradı. Merkezi New York’ta bulunan Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) iki hafta önce bir rapor yayınladı ve cezaevindeki 76 gazetecinin 61’inin mesleklerinden dolayı tutuklandığını açıkladı. CPJ rapora, hükümeti ve hükümete yakın gazetecileri çok kızdıran şu başlığı atmıştı:

”Türkiye’de Basın Özgürlüğü Krizi- Gazetecilerin Hapsedildiği ve Muhalefetin Suç Sayıldığı Karanlık Günler.” Raporun tanıtımı için iki hafta önce ABD’den bir heyet geldi. Adalet Bakanlığı rapora sessiz kalmadı ve bir açıklama ile cevap verdi. Tepkiler üzerine bu kez CPJ adına kurul üyesi yazar Kati Marton Türkiye’ye geldi. Bosna barışının mimarı Richard Holbrooke’un eşi olan Kati Marton onuruna ABD’nin Ankara Büyükelçisi Francis J. Ricciardone önceki gün bir resepsiyon verdi.

Hem Ricciardone hem de Marton açılış konuşması yaptı. Anavatanı Macaristan olan Kati Marton’un annesi de babası da meğer gazeteciymiş. Hem de komünizin ayakta olduğu “Soğuk Savaş” döneminde. Kati Marton 6 yaşındayken bir gün Macaristan gizli polisi evlerinin kapsını çalmış. Hem annesini hem de babasını da alıp götürmüşler. Kati ve kız kardeşi annesini bir yıl, babasını iki yıl görememiş. Marton konuşmasında “O yüzden ben gazetecilerin özgürlükleri konusunda son derece hassasım. Onların işlerini korku olmadan, otosansür uygulamadan yapmaları konusuna şiddetle inanıyorum”dedi.


Barış Terkoğlu- ABD Büyükelçisi Francis J. Ricciardone- Kati Marton- Nedim Şener

‘Babam gazeteciydi’

Marton bu konuşmadan sonra gazetecilerle sohbet etti. Gazetecilerin sorularının tamamı, “Raporun yanlı ve hatalı olduğu şeklinde” yorumlara dayanıyordu. Hatta bir meslektaşımız tutuklu gazetecilerin terörist olduğuna o kadar inanmıştı ki, Kati Marton’a “Babanızın gizli polis tarafından tutuklandığını söylediniz, babanız da bomba mı atmıştı, suçu neydi?” şeklinde bir soru sordu.

Marton o soruyla çocukluğuna döndü, “Elbette babam yalnızca gazeteciydi. Bombayla bir ilgisi yoktu. Ama devlet sizden hoşlanmazsa hakkınızda rahatça bir suçlamada bulunabilir” diyerek soruyu cevaplandırdı. Türkiye’de gazeteciler arasında bile meslektaşlarının gerçekten terörist olduğuna inananların varolduğunu görünce siyasetçilere söyleyecek laf kalmıyor doğrusu.

‘Siyasetçi gazeteciden hoşlanmamalı’

Marton, konuşmasında ısrarla “Türkiye’de bir korku iklimli var” dedi. Her şeye rağmen gazetecilerin muhalif olması gerektiğini şu sözlerle anlattı: “Biz CPJ olarak özgür bir basın olmadan demokrasi olmayacağını düşünüyoruz. Hatta özgür bir basın, demokrasiyi diğer devlet rejimlerinden ayıran yegane niteliktir. Biz liderlerin ve siyasetçilerin bizden hoşlanmasını beklemiyoruz. Zaten hoşlanıyorlarsa da iyi bir şey yapmıyoruz demektir. O yüzden muhalif olmak demokrasinin oksijeni, can damarı gibidir.”

Pelin Batu’ya anne nasihatı: Kızım siyaset yazma

Pelin Batu, Milliyet gazetesinde köşe yazarı oldu. Hayırlı olsun. Ancak ilk yazısı bilin bakalım ne üzerineydi? Tabii ki korku. Annesi, “Kızım politika yazma” diye uyarmış yazarı. Bakın 6 Kasım tarihli ilk yazısında ruh halini nasıl anlatıyor Pelin Batu:

“Günlerden güzel bir gün teklif gelir ve ben bu güzide haberi sevdiklerimle paylaşmak için çocuksu bir coşku ile çalkalanırım. Gazete, babaanne gazetesi, baba gazetesi, o yüzden daha da manidar. Kendini ifade edebilme şansı büyük ferahlık, yazı yazmak kesif bir haz... Eee, hal böyle olunca, köşemde şarkılarımı şakıyacağım, dertlerimi paylaşıp, olup biteni biraz da olsa sorgulama/sargılama şansına erişeceğim diye mırıldanırken bir de ne göreyim? Evde tuhaf bir matem havası, korku ile gark olmuş sedalar. Annemden “kızım, ne olursun politik olma” nasihatleri, pek sevgili hocalarımdan “aman kızım dikkat” uyarısı. Anlayacağınız, herkeste bir korku, herkeste bir sual. Sevineyim mi, üzüleyim mi bilemeden, işte böyle başlıyorum bu maceraya.” Bir köşe yazarının ilk yazısı korku üzerine olursa varın memleketin halini siz düşünün.

Feyyaz Berker’den Atatürk’e vefa belgeseli

İşadamı Feyyaz Berker bir mektup ile birlikte “Bir Düşünce Adamı” isimli belgeselin DVD’sini gönderdi. Duayen işadamı Berker, mektubunda Atatürk’ü anlamanın Atatürk’ü sevmekten önemli olduğuna özel bir vurgu yapıyor. Ve “Bir düşünce Adamı” belgeselinin bu anlayışla gerçekleştirildiğini bildiriyor. Belgesel Prof. Dr. Zafer Toprak’ın danışmanlığı ile meslektaşımız Mithat Bereket tarafından hazırlanmış. Ve Berker, belgeselin 10 Kasım akşamı CNNTürk’te saat 21.00’de yayınlanacağını haber veriyor...