Ben sadece işimi yapıyorum

01 Mart 2011, Salı 05:00
AA

Kısa süre önce Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu heyetinden yetkililerle görüştüm. “Hrant Dink davasında gelinen nokta ve cinayetin arkasından devlet kurumlarındaki görevlilerin çıkması, fiziki ve hukuki olarak güvenliğimi azalttı. Her an bir kazaya ya da iftiraya kurban gidebilirim” dedim. İki saatlik görüşme sonrası heyetin başkanını uğurlarken asansörün kapısında bana şöyle dedi: “Merak etmeyin, Dink konusuyla ve sizin sorunlarınızla yakından ilgileneceğiz.”

Bu konuşmanın üzerinden 3 hafta geçmeden iftira ile karşı karşıya kaldım! Polise çok yakın kaynaklara göre, hapse atılacak gazeteciler listesinin başına adımı yazdılar. Bahislerde benim adıma bire iki veriyorlarmış!!! Beni görenler, çok az ömrü kalmış ve öleceği kendisinden gizlenen bir hasta gibi davranıyor. Gözlerini gözlerimden kaçıran, zoraki bir gülümseme ile ‘Merhaba’ deyip geçenler çoğaldı. Oysa ben ne suç işlediğimi bilmiyorum. Mesleğini iyi yapmak suçsa, evet, suçluyum!!!

Internetten uyarı

Haberx.com internet sitesinde Rauf Atilla Polat 3 Aralık 2010’da beni uyarmıştı; “Dink’in en yakın gazeteci dostları arasında Ali Bayramoğlu ve ırkdaşı Etyen Mahçupyan gelir. Her ne hikmetse bizim Nedim, Türk polisine saldırmaktan vazgeçmiyor. Hrant D.’nin derdi onu almış. Ermeni gazeteciye ailesi değil, Türk olarak bildiğimiz Nedim sahip çıkıyor. Anladık, gazetecilik yapıyor da yetmiyor, Müslüman Türk polislerine de saldırıyor... Yine de bir dost tavsiyesinde bulunalım... Bence yanlış yoldasın Nedim Kardeş... Bak Hanefi A.’ya... Bak Tuncay Ö.’ye (“Beni de içeri alın” diye bağırıyordu)...” Polise yakın olduğu anlaşılan Rauf Atilla Polat, 22 Şubat 2011’de Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Odatv’nin sahibi Soner Yalçın’ın tutuklanmasına ilişkin yazısında, 3 Aralık 2010’da bana yazdığı uyarıyı hatırlatıyor ve şöyle diyor: “Geçenlerde POSTA’daki Nedim’ciğime ‘2011 sizler için karanlık bir yıl, yanlış yoldasınız ve boşuna çırpınıyorsunuz’ dedim ama inanmadı...” Doğru, inanmamıştım. Çünkü ben en dürüst şekilde işimi yapıyorum.

Kusurum ne, söyleyin!

Peki ben bir Ermeni’yi savunayım derken müslüman Türk polisine ne kusur işlemiştim? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ve İstanbul 10. İdare Mahkemesi’nin kararlarında belirtildiği gibi Hrant Dink cinayetinde ihmali olduğu ortaya çıkanlar istihbaratçı polisler değil mi? Bunların isimlerini yazmak mı hata? Ayrıca bu polisler beni mahkemeye verdi. İstanbul 11. Ağır Ceza’da 20, İstanbul 2. Asliye Ceza’da 8 yılla yargılandım ve beraat ettim. Hapse atılmamı bekleyenler bu sonuç karşısında şaşırdı. Hem o üç polis hem de savcı temyize gitti. Birilerinin benim üzerimden, hukuku araç kılarak kişisel hesaplarını görmek istedikleri belli. Ama ben daha önce de defalarca söylediğim gibi hukuki tüm yolları kullanıp bana iftira atanlarla hesaplaşacağım. Soner Yalçın’ı, Zaman Gazetesi’ni sadece bana iftira attıkları için mahkemeye verdim. Yatmakta olduğu cezaevine faks çektim, ‘Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları’ kitabına bir katkısı olup olmadığını Hanefi Avcı’ya sordum. Cevap gelince hem size açıklayacağım, hem de yargıya ileteceğim. Ben büyük bir aşkla işini yapan, dürüst bir gazeteciyim. Aldığım ulusal ve uluslarası ödüller ortada. Kimsenin de yandaşı, adamı değilim.