En güçlü rakibi önyargılardı

06 Haziran 2016, Pazartesi 16:00
AA

Hayatta paradan, güçten, iktidardan, şöhretten çok daha önemli olan şeyin şahsiyet olduğunun ete kemiğe bürünmüş hali; Muhammed Ali’dir.

Çocukluğumuzda sabaha karşı maçını seyreder, ertesi gün uyuyakalmış olanların karşısında kendimizi ayrıcalıklı hissederdik.

Yanlızca olağanüstü bir sporcu ve bir boksör değil, kaderine boyun eğmeyen, aksine kaderini kendi elleriyle yazan adamdı. Bir kölenin Hristiyan torunu olarak Cassius Clay adıyla dünyaya geldi.

Siyahi olarak yaşadığı toplumda ırkçılığı, ayrımcılığı iliklerine kadar yaşadı.

Madalyasını nehre attı

18 yaşındayken 1960 yılında Roma Olimpiyatları’nda altın madayla aldı. Amerika’ya döndükten sonra gittiği bir lokantada“Biz siyahlara servis yapmıyoruz” cevabını alınca olimpiyat madalyasını Missisipi Nehri’ne attı. 

Kişiliği ona yalnızca ringlerde değil yaşadığı toplumun ayrımcılığı ile mücadele emri vermişti.

Amerikalı Müslüman lider Malcom X onun hayatını değiştirdi. 1964 yılında Müslüman oldu ve ismini değiştirdi. İslam peygamberi Hazreti Muhammed ve cesareti ile bilinen Halife Hazreti Ali’nin ismini aldı ve bu isimle de öldü.

Bu değişikliği küçümseyen ve kabul etmeyenlere de dersini verdi. Bunlardan birisi olan rakibi Ernie Terrel 1967 yılındaki maç öncesi Müslüman olmadan önceki adıyla hitap ediyordu. Sürekli “Casuis Clay” diye bağırıyordu.

Muhammed Ali ise ringde Terrrel’e her yumruk sonrası, “Benim adım ne ahmak, benim adım ne?” diye soruyordu.

O yumruklar aslında rakibine değil, onun kişiliğini kabul etmek istemeyenlere atılmıştı. Nitekim maç sonrası seyirciler hep bir ağızdan ‘Ali” diye bağırıyordu.

Kişiliğiyle dünyayı sarstı

Muhammed Ali yalnızca yumruklarıyla rakiplerini, kişiliği ile dünyayı sarstı. 1967 yılında, “Vietnamlılar bana bir kötülük yapmadı ki, onları öldüreyim. Benim Vietnam’la kavgam yok, bana hiçbiri ‘Zenci’ demedi” diyerek Vietnam savaşına gitmeyi reddetti.

Hapse atılmasına, pasaportuna el konulmasına, lisansının iptal edilmesine, unvanlarının alınmasına ve vatan haini ilan edilmesine aldırmadan kararından vazgeçmedi.

Böylece rakiplerinden sonra yaşadığı ülkenin düzenini de dize getirdi. Rakiplerini birkaç rauntta yere serdi ama en uzun mücadelesini önyargılara karış verdi. Ama en büyük rakibi önyargıları da yenmeyi başardı.

Hepimize bir kişinin çok şeyi değiştirebileceğini gösterdi. Hiçbir zaman unutulmayacak.