Fişlersen fişlenirsin

20 Mart 2015, Cuma 05:00
AA

“Fişlersen, fişlenirsin”, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun TBMM’de açıkladığı iddianameyi görünce bunu düşündüm. İddianameye göre; Türkiye’de yaşayan 77 milyon insan tek tek fişlenmiş.

İşin bir de trajikomik yanı var. Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı o iddianamenin ‘mağdur’ bölümünde 12 yıldır Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak ülkeyi yöneten Recep Tayyip Erdoğan ile eşi Emine, oğulları Burak, Bilal, kardeşi Mustafa Erdoğan’ın isimleri yer alıyor.

Tam bir ‘fişlersen, fişlenirsin’ vakası.

Fişlemeyi İçişleri Bakanlığı’na bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı yapıyor. Detaylı Veri Analizi (DEVA I-II) adı verilen bir programda Türkiye’de yaşayan herkesin ailesi, dini, mezhebi, eğitimi, akrabaları gibi kişisel, özel tüm bilgilerinin kaydı tutuluyor. Bu daire uzun yıllardan beri cemaatçi polislerin elindeydi. Bazı polisler değişik zamanlarda Erdoğan ve ailesinin kişisel bilgilerini incelemek için sisteme girmiş. Mülkiye müfettişinin incelemesinde bu durum ortaya çıkmış ve Savcı Serdar Coşkun da 10 polis hakkında dava açmış.

İmhası zorunlu

Peki Erdoğan ve ailesinin fişleme bilgilerini usülsüz inceleyen polisler cezalandırılınca, sorun çözülmüş oluyor mu? Fişleme yapana hesap sorulmayacak mı?

Fişlemenin yapılması mı yoksa fişleme dosyalarına bakılması mı daha büyük sorundur. Elbette birincisi. Fişleme yapmazsanız zaten bakılacak fiş de olmaz.

Dolayısıyla Emniyet İstihbarat’ın DEVA I ve II programlarındaki fişleme bilgilerinin tamamen imha edilmesi gerekir.

İmhası zorunlu çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan dahil hepimize ait fişler hâlâ orada duruyor. Polise hangi güç hakim olursa en mahrem bilgilerimiz onların elinde demektir.

Savcının iddianamesinde polisin 1985 tarihli bir yasal düzenleme ile bu fişlemeyi yaptığı yazıyor. Bakın savcı iddianameye nasıl bir not düşmüş;

“Bu madde genel düzenlemenin çerçevesini çizen düzenleme olup herkes için bu faaliyetin yapılacağı sonucuna yol açmamalıdır. Aksi hal kolluğun herkesi fişlemesi gibi bir sonuca yol açar. Bu durum Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa ile güvence altına alınan en temel hakları ihlal edecektir.”

Bu nedenle polisin elindeki fişlemelerin imha edilmesi gerekir. İşte iktidara bir fırsat. CHP’li Sezgin Tanrıkulu, bu amaçla bir yasa tasarısını TBMM’ye sundu. TBMM kapanmadan bu yasa çıkmalı ve bu rezalete son verilmelidir. Yoksa bugün fişleme yapanlar yarın da kendilerinin fişlemenin mağduru olacaklarını unutmasınlar.