Japon Japon olalı böyle zülüm görmedi

01 Kasım 2013, Cuma 05:00
AA

Bir insanın Marmaray’ı 29 Ekim’de açamazsa kendisini Boğaziçi Köprüsü’nden atacağını kanıyla imzaladığı bir belge ile ilan etmesi nasıl bir duygunun yansımasıdır. Bu, işini sevmek ya da adanmışlıktan öte olsa olsa ruhları esir alan korkunun yansıması olabilir. Dün Yeni Şafak Gazetesi’nde “İşte O Belge” başlıklı haberi okuyunca aynen bunu düşündüm.

O belge Başbakan’ın “29 Ekim’de açacağız” dediği Marmaray projesinde çalışan Türk yetkililerin nasıl bir baskı altında olduklarını gösteriyor. 27 Şubat 2013 günü Türk ve Japon yetkililer bir araya gelerek projenin 29 Ekim 2013 günü hizmete girmesini görüşürler. Japon yetkililer temkinli ama Türk yetkililer sabırsızdır.

Gece yarısı toplantı

Ulaştırma Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürü Metin Tahan bir kağıt çıkartır ve şunları yazar: “Toplantıya Avrasya RC1 No CR3 yetkilileri katılmışlardır. Yapılan değerlendirmede 29 Ekim 2013 tarihinde tren işletmesini herhangi bir sebepten yaptıramazsak ismi ve imzası olan yetkililer tamamen kendi arzuları ile Boğaziçi Köprüsü’nden atlamak için onurla kendilerini feda edeceklerdir.” Metin Tahan yazdığı bu notun altına toplantıya katılan herkesin imza atmasını ister. Japonlar böyle bir imzaya gerek olmadığını söyler. Yazılana inanamazlar, belgenin tercümesini 10 kez yaptırırlar.

Harakiri yerine köprüden atlamak

Japonlar “Ne yani Harakiri mi yapacağız” diye sorarlar. Genel Müdür Tahan, “Hayır köprüden atlayacağız” der. Müdür Tahan, bununla yetinmez onları ikna etmek için kestiği parmağından akıttığı kanı ile belgenin altına imzasını atar. Bir başarısızlık karşısında onur intiharına alışık olan Japonların ağzı açık kalır. Ardından iki Türk yetkili ile üç Japon görevli de imzayı atarlar.

Evet 29 Ekim’de Marmaray açılır ama ertesi gün peş peşe arızalar ortaya çıkar. Bu ruh halindeki insanların başında olduğu Marmaray’da arıza olması şaşırtıcı değil. Şaşırtıcı olan bir insanın geldiği bu nokta. Yalnız Genel Müdür Tahan’ın yanlış bir tercihi olmuş; intihar için Alman ve İngiliz yapımı Boğaziçi Köprüsü’nü değil, Japonların yaptığı Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü seçmeliydi. O zaman ciddiyeti konusunda Japonları ikna etmesi daha kolay olurdu.