Küresel yalancılar

08 Temmuz 2016, Cuma 12:00
AA

Son 15 yıldır Ortadoğu’da milyonlarca insanın hayatına mal olan savaşların gerekçelerinin yalanlar üzerine kurulu olduğu ortaya çıkıyor. ABD öncülüğünde Irak’ı işgal gerekçesi olarak öne sürülen “Saddam’ın elinde kimyasal silah var” yalanı bizzat Amerikan belgeleriyle ortaya çıkmıştı

NUMARA ÇEVİRMİŞLER!

Şimdi işgal sırasında ABD’nin en büyük müttefiki olan İngiltere’nin de bile bile bu yalanlara ortak olduğu belgelendi. Irak işgali sırasında 179 İngiliz askerinin ölümüyle ilgili sorulara yanıt bulmak için 2009’da kurulan soruşturma komisyonu Başkanı John Chilcot adıyla anılan 12 ciltlik ‘Chilcot Raporu’ açıklandı.

Rapora göre; ABD’nin, El Kaide’nin 11 Eylül saldırısı ardından Afganistan’a yönelik Ekim 2001’deki operasyonu yaparken iki yıl sonra gerçekleştireceği Irak’ı işgal planını devreye soktuğu anlaşılıyor.

Dönemin İngiltere Başbakanı Tony Blair de bu konuda Bush’a sonsuz destek vermiş. Blair, Irak işgaline karşı olan devletleri ikna etmek için ortağı ABD Başkanı George W. Bush’a şu tavsiyede bulunmuş; “Çevirmemiz gereken numara şu: Saddam’ın tam işbirliği yapmadığına yoğunlaşmalıyız. Öyle ki kamuoyunu ve BM’deki kararsızları yanımıza çekelim.”

"HEP YANINDAYIM"

Blair, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin 20 Mart 2003’teki Irak işgalinden 8 ay önce Bush’a “Ne olursa olsun senin yanında olacağım”sözü vermiş.

Öyle de oldu, ABD’nin ve İngiltere’nin anlı şanlı medya kuruluşları ve gazetecileri aracılığıyla tüm dünyayı ‘kimyasal silah’ yalanına ikna ettiler.

Şimdi aynı senaryoyu Suriye’de sahneliyorlar. Hiç kuşku yok ki Irak ve Suriye gibi diğer birçok Ortadoğu ülkesi demokrasiden ve insan haklarından çok ama çok uzaktalar. Ama savaş ve işgallerin ana nedeni bu değil

SURİYE'DE GERÇEK NEDEN

Kısa süre Amerikan Dışişleri Bakanı olarak görev yapmış olan ABD Başkan adaylarından Hillary Clinton’ın Wikileaks tarafından yayınlanan e-postalarından birisi bunu gösteriyor.

30 Aralık 2012 tarihli olduğu anlaşılan e-posta’da Clinton aynen şunları yazıyor; “Esad’ın devrilmesi yalnızca İsrail’in güvenliğini garanti altına almakla kalmayacak aynı zamanda İsrail’in bölgede nükleer silah gücüne sahip tek ülke olma özelliğinin de devam etmesini sağlayacak; çünkü, Esad’ın devrilmesi durumunda ABD ve İsrail arasında İran’ın nükleer tesislerine dönük askeri bir operasyonun koordine edilmesini engelleyecek hiçbir unsur kalmamış olacak.” Yani Suriye’de operasyonun nedeni ne ‘Esad’ın zalimliği’ ne demokrasi ne insan hakları.

Bakalım bu konuda da gerçek nedenleri gösteren küresel yalanların ortaya çıkması için kaç yıl beklememiz ve kaç insanın ölmesi gerekecek.