Yeter ki analar ağlamasın

10 Ekim 2012, Çarşamba 05:00
AA

Başbakan Erdoğan, Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven’e neden kızdı anlamadım. Recep Güven’in “Dağda ölen teröriste ağlamıyorsan insan değilsin” sözleri hükümetin teröre çözüm bulmak için yaptığı girişimlerden farklı değil.

Başbakan Erdoğan, daha üç ay önce Ak Parti’nin Şanlıurfa İl Kongresi’nde “Biz yüreklerdeki yangın bitsin dedikçe, birileri yangını körüklüyor, dağdakiler inmesin diyerek, kanı, öldürmeyi teşvik ediyor” diyerek kendisini eleştirenlere kızıyordu.

Muhalafet de eleştirdi

Peki Recep Güven’in sözleri muhalefet dışında birçok kesimden destek almışken Başbakan Erdoğan’ı neden kızdırdı? Eminim Recep Güven de şaşırmıştır. Çünkü Güven uyarı telefonunu en fazla Emniyet Genel Müdürü’nden bekliyordu. Ancak Recep Güven’in Genel Müdür’den iki gündür beklediği telefon bir türlü gelmedi. Tepkiyi hiç beklemediği bir kişiden hem de çok sert biçimde aldı. Başbakan Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında Recep Güven’i açıktan eleştirdi: “Biz evlatlarımızı katleden ve bu mücadeleler esnasında ölen terörist için de ağlamayız. Bunu böyle bilmeye de mecburuz. Kalkıp da birilerini memnun etmek için böyle ifadeler kullanamayız. Bırakın siyaseti siyasetçi yapsın. Herkes kendi görevini yapsın.” dedi.

Önce Siirt’e gönderildi

Peki Başbakan daha bir kaç ay önce Diyarbakır gibi önemli bir kente müdür olarak atanan Recep Güven’i neden hedef aldı? Bunu anlamak için Recep Güven’in kim olduğuna bakmak gerekiyor. Uzun yıllar İstihbarat Dairesi Başkan Yardımcısı olarak görev yapmış olan Güven, Ergenekon operasyonunu yapan ekibin önemli isimlerinden birisiydi. Ergenekon operasyonunu 2001 yılında ve 2006 yılında yapmak için de girişimde bulunmuştu. Ancak Ergenekon operasyonu ancak 2007 yılında başlayabildi. Aynı ekip MİT Müsteşarını ifadeye çağırılması ile farklı bir boyut kazanan KCK operasyonunu da yapmıştı. Ramazan Akyürek’in görevden alınmasından sonra adı İstihbarat Dairesi Başkanlığı için de geçen Güven, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı için de adı anılanlardan birisiydi. Yani bürokrasi içinde yükselmesi beklenen birisiydi. Ama bunların hiçbirisi olmadı. Güven Siirt’e yollandı. Ardından Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü görevine atandı.

Görüş ayrılığı

Bu göreve gelir gelmez yaptığı açıklama da oturduğu koltuğu uzun süre koruyamayacağını gösteriyor. Recep Güven’in sözleri ve Başbakan’ın cevabı devlet içinde bir süredir devam eden çatışmanın da yansıması gibi görünüyor. Güven’in sözlerinin hükümetin şu anda uyguladığı terörle mücadele stratejisinin çok dışında olması da bunu yansıtıyor. Devlet içinde bu çatışma devam ederken analar ağlamaya devam ediyor.

Bakalım kim nasıl dönecek?

Başbakan açıklamasıyla herkesi ters köşeye yatırdı. Recep Güven olayı Başbakan’ı ilk kez MHP lideri ve CHP lideri ile aynı çizgide buluşturdu. MHP lideri Recep Güven’in istifa etmesi gerektiğini söyledi. Buna karşın birçok köşe yazarı, Ak Partililer dahil siyasetçiler, işadamları ve sivil toplum örgütleri Recep Güven’e destek verdi. Ama Başbakan tam tersi açıklama yaptı. Şimdi merak ediyorum köşe yazarları, siyasetçiler nasıl bir dönüş yapacaklar. Bakalım Recep Güven nasıl yalnız bırakılacak?

Kadın mahkumların nakliye skandalı

Neredeyse bir aydır çantamda bir mektup taşıyorum. Kaybolur diye bir yere bırakamadım. Mektup Aliağa Kadın Cezaevi’nden geldi. Gönderen Habibe Çelik, 27 yaşında genç bir anne. Dolandırıcılıktan 4.5 yıldır cezaevinde. Anneannesi ve kızının sağlık giderlerini karşılamak için Hollanda’daki öz annesini (kendisi yalnızca biyolojik annem diyor) dolandırdığını yazmış. Sonra sözü asıl meseleye getiriyor. Yani insanlık dışı nakliyeye. Şunları yazıyor Habibe Çelik:

Adana’dan Aliağa’ya

“…Şimdi sana devletimizin bizi nasıl zor durumda bıraktığını anlatmak istiyorum abi. Ben 11 Nisan 2008’de cezaevine girdim. 21 Haziran 2012’ye kadar Karataş Kadın Cezaevi’ndeydim. Belki rahat değildi, belki kalabalıktı, fakat en azından nenem ve kızım gelebiliyordu açık görüşlerime. Abi 70 yaşındaki nenemde kemik erimesi, kalp, tansiyon, şeker, vb. rahatsızlıkları var. Belinde çelik korse ile dolaşan birisi. Hatta ayda bir Karataş’a bile zor geliyordu.

‘İsmini saydığım öne çıksın’

21 Haziran 2012 sabaha karşı 06.30 sularında koğuşa memurlar, savcı, müdür, başmemur, çevik kuvvet, askerler girdiler ve bizi bahçeye topladılar. ‘İsmini saydığım çıksın’ dediler. Yataktan yeni uyanmışız üzerimizde şort ve askılı bluzla ve sadece ben değil Karataş’tan 100’e yakın kişi bu durumdaydı. O kadar askerin ve erkek personelin çevik kuvvetin arasında affedersiniz yarı çıplak halde üzerimizi giymemize müsaade bile edilmeden dışarıyı alındık. Otobüsle havaalanına, oradan askeri uçakla İzmir Aliağa’ya getirildik. Aç susuz, lavabo ihtiyacımız bile giderilmedi. Yanımızda hiçbir şey yoktu. Ben artık nenemi ve kızımı göremeyeceğim. Nenemi telefonda buranın adresini verdim, nenem de bunu sesli okumuş. Kızım da adresi aklında tutmuş, “İzmir Aliağa” diye. Gecenin bir vakti nenemi uyutmuş kendisine çanta hazırlamış, kıyafet bisküvi ve süt koymuş ve kapıyı açmış tam dışarı çıkacakken nenem uyanmış, amacı benim yanıma gelmekmiş. Beni çok özlemiş. Nenem uyanmasıydı benim yavrum ne olurdu. Çok korkuyorum. Neden bizleri, ailemizi düşünmüyorlar?” Adalet Bakanlığı özel olarak Adalet Bakanı Sadullah Ergin, tutuklu ve mahkum hakları konusuna duyarlı davranmaya çalışıyor. Eminim Habibe Çelik’in dile getirdiği konuyu araştırır ve sorunları giderir.

Çocuk gelin gibi çocuk damat sorunumuz da var

Yarın ilk kez “Uluslararası Kız Çocukları Günü” kutlanacak. Türkiye’de de büyük bir sorun olan ‘çocuk gelinler’ konusu dünyanın gündemine gelecek. Raporlara göre dünya genelinde 2020 yılına kadar 15 yaş altı 50 milyon çocuk gelin olacak. Türkiye, ‘çocuk gelinler’ diye bilinen kara listenin ikinci sırasında. 18 yaşın altında evlenen çocuk gelin oranının Avrupa’da en yüksek olduğu ülkelerin başında Gürcistan ve Türkiye geliyor. Devletin resmi rakamlarına göre 2011’de 592 bin 775 kadın evlendi. Bunların 130 bin 647’si yani yüzde 22’si 18 yaşın altındaki kız çocuklarından oluşuyor. Türkiye’de yalnız ‘çocuk gelin’ sorunu yok. Geçen yıl 18 yaşın altında tam 14 bin 217 erkek çocuğu evlendirildi. Yani bizim çözülmesi gereken bir de ‘çocuk damat’ sorunumuz var.