AK Parti’de “Yorgunluk” sinyalleri...

28 Temmuz 2017, Cuma 05:00
AA
AK Parti Genel Başkanı olarak Tayyip Erdoğan, hükümet üyeleri ve AK Partili milletvekilleriyle yaptığı kapalı toplantıda, yoruma açık mesajlar verdi:

"Yorulan varsa kenara çekilsin, yerini başka arkadaşa bıraksın" sözleriyle başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü: "İktidar olmak kolay değil. Saldırıların hedefinde AK Parti var. Teşkilatlara saygı esastır. Milletvekilleri ile halk iç içe olmalı ve gönülleri kazanmalıyız. 2019 kritik bir tarih. OHAL, yabancı yatırımcılar için bahane olamaz" diye konuştu.

16 Nisan referandumu, AK Parti için bir sinyaldi. AK Parti kitlesinin bir kısmının, farklı bir eğilim içinde olduğu görüldü. Sonra, Kılıçdaroğlu'nun "Adalet" yürüyüşü geldi. AK Parti'nin kendi yaptırdığı anketler, memnuniyetsizliğin yükseldiğini gösterdi...

Cumhurbaşkanı'nın "2019 kritik yıl" vurgusunu yapması boşuna değil. Çünkü, küçük bir oy kayması, seçimin kaybedilmesine neden olabilir.

Kırmızı alarm

Büyük olasılıkla, "Yorulan varsa çekilsin" sözleri de bir başarısızlık saptamasının ürünü. Bir başka nokta ise, OHAL konusunda parti örgütlerinden gelen şikayetler. (Erdoğan'ın yanıtı, "OHAL yatırıma engel değil" şeklinde.)

Bu konuşmadaki kaygıların, bir süredir AK Parti saflarında yaygınlaştığına ilişkin söylem ve değerlendirmeler çoğalıyor. AK Parti’nin oylarında bir gerileme olduğu yönündeki algılar, parti içinde de tartışılıyor... Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tabloyu en net görebilen yerden baktığı için, “sorun var”, “metal yorgunluğu yaşanıyor” diyerek, örgütü harekete geçirmeye, bir yenilenme yaratmaya çalışıyor.

Doğru teşhis sorunu

Parti saflarında bir yorgunluk olduğunu, hemen herkes görebiliyor. 16 Nisan kampanyası sırasında ve sonrasında, bu yorgunluğun giderek artmakta olduğunu söyleyenler çoğaldı. Bütün mesele, bu ruh halinin gerçek nedenlerini anlayabilmek. Erdoğan'ın teşhisi; “Halktan koptunuz, kibirlendiniz, birbirinizle geçinemiyorsunuz, belediyelerde hizmet sorunu var” şeklinde. Doğruluğundan kuşku duyulmaması gereken bu saptamalar; acaba asıl gerçeği, sorunun ana eksenini ortaya koyuyor mu?

Geçmişte, “değişim”, “demokrasi”, “adalet”, “bireysel haklar” gibi konularda iddialı olan, “vesayetle mücadele” söylemine sarılan AK Parti, şimdi hangi noktada? AK Parti'nin, acilen yeni bir muhasebeye, yeni bir toplum okumasına, yeni bir “değerlendirme sistemi”ne, hatta belki değerlerini yeniden tanımlamaya ihtiyacının olduğu görülüyor.