Akiller ve Çözüm Süreci

09 Kasım 2016, Çarşamba 11:00
AA
Çözüm sürecini herkes terk etti... MHP-CHP başından beri militan bir şekilde karşıydı. Fethullahçılar, bu çabalara "ihanet süreci" adını vermişlerdi. Sürece en yoğun desteği, Doğu ve Güneydoğu Anadolu halkı veriyordu. Yani en çok acıyı çekenler... Yüzde 90'lara varan olumlu yaklaşım, aynı zamanda, “dindarlarla Kürtlerin kurulu düzene karşı ittifakı” anlamına geliyordu. PKK'nın görüşmeler yoluyla dağdan inmesinin, silahı bırakmasının, devletin, “Kürtlere yönelik hak hukuk” konusunda, geçmiş milliyetçi yaklaşımı terk etmesinin kolay olmadığı, biliniyordu. Bunları akiller de biliyordu, hükümet de biliyordu, dönemin Başbakanı Erdoğan da biliyordu. Dünyadaki yaşanmış deneyimleri biliyorduk. Mutlak silahsızlanma için, masadan çözümle kalkabilmek için, çok meşakkatli bir yol gerektiği gerçeğinden haberdardık.

Suriye kırılması

Türkiye, iki buçuk yıla yakın bir süre, çatışmasız bir dönem yaşadı. Bazı adımların atılabilme ihtimaline çok yaklaşıldığında, ipler koptu. Çatışmaya yeniden dönülmesini kışkırtan en önemli kırılma, Suriye'de ortaya çıkan durumdu. PKK çizgisindeki PYD, Suriye'de IŞİD'e karşı oluşan nefret ve öfkenin sembolü durumuna geldi. Kobani'de yoğunlaşan direniş, Batı'nın desteğini ve sempatisini kazanmanın ötesinde sonuçlar doğurdu. PYD, onların beklediği "kara gücü" misyonunu da üstlenebilirdi. Kobani çatışmaları sırasında Diyarbakır'da HDP'nin çağrısıyla sokağa dökülenler, 50 kişinin ölümüne neden oldular.

Çözüm yanlış mıydı?

Film koptu. Çözüm süreci sona erdi. Türkiye ile PKK-PYD ve onların etkisi altındaki HDP çizgisi düşmanlaştı. O gün bugündür, içeride ve dışarıda, bu oluşum tam anlamıyla “Türkiye karşıtı cephe”nin parçası. Şöyle yorumlar var: "Akiller çözüm dediler. Terör örgütüyle pazarlığa oturuldu. PKK silah yığdı ve kanlı bir çatışma dönemine girildi. Biz bunun böyle olacağını biliyorduk." Dünyadaki tüm örnekler şunu gösteriyor: Etnik ya da inanç temelli uzun süreli silahlı ayaklanmalarda, eninde sonunda, elinde silah olanların silahları bırakması için, bir müzakere dönemi yaşanıyor. Kırılmalar oluyor, dünyadaki ve bölgedeki gelişmeler tarafları etkiliyor. Çözüm süreci, iyi niyetli ve çözüme odaklı bir yönelimdi. Silahın anlamsızlığı, bu süreç sayesinde Kürtler içinde de önemli bir birikim yarattı. Özellikle hendek ve barikat siyaseti, şehirdeki halktan destek görmedi. Barışın ne kadar kıymetli olduğu, kaybedilince daha iyi anlaşıldı. Yanlışlar, eksikler çoktu... Akiller de hükümet de, birçok açıdan eleştirilebilir. Şunun altını çizmek gerek: “Çözüm iradesi”, iyi niyetli ve yapıcı bir iradeydi. Bence, bunu, ileride daha iyi anlayacağız.