CHP

27 Ocak 2017, Cuma 05:00
AA
1 Kasım 2015 seçimlerinin ardından, AK Parti, anayasa yapımı için Meclis'te komisyon kurulması önerisini getirmişti. CHP, buna, “Başkanlık sistemi teklifi varsa biz yokuz” yanıtını verdi ve değişiklik konusu rafa kalktı.

O zaman “Keşke katılsalardı” demiştim. Bahçeli'nin hamlesiyle, yalnızca "başkanlık sistemi" ile sınırlı teklif gündeme geldiğinde, CHP buna hazırlıksız yakalandı. Bu durumda bir “acil eylem planı” yapmaları gerekiyordu. Başkanlık sistemi, referandum için gereken çoğunluğu elde edebilecekti.

Daha derin bir değişim projesini gündeme getirmenin yolu aranabilirdi. CHP böyle bir manevra yapmadı. Eski duruş, "başkanlık sistemi dikatörlük getirir" noktasında sürdürüldü. Haklarını yememek gerekir, tasarının “risklerine” eleştiriler yönelttiler. Deniz Baykal'ın grup adına yaptığı konuşma, bir zemine oturuyordu.

Siyaset hesap işidir. Taslağın MHP desteğini kazanmasından sonra yeni bir durum ortaya çıktı. CHP, o aşamada yeni bir strateji geliştirebilir miydi? Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu, Yerel Yönetimler Kanunu'nun, değişiklik projesine katılmasını, önerebilirler miydi? Bunlar olmadıysa neden olmadı?

Temel zaaf

Bütün bu süreçte, CHP'deki temel zaaf, eleştirilerin ana eksenine demokrasinin oturmaması. ‘Çözüm süreci'ne yönelttikleri eleştiriler, milliyetçilikten öteye geçmiyor. Yine, temel insan hakları, özgürlükler, kimlik hakları gibi konularda da, kafaların çok karışık olduğu görülüyor.

Başından beri meseleyi "başkanlık sistemi" tartışmasına kilitleyerek, siyaset alanının demokratikleşmesine yönelik bir köklü çaba içine giremediler. Halbuki, şu andaki parlamenter sistem, ciddi zaaflar içinde. 12 Eylül rejiminin mirası olan birçok temel yasa, sistemi otoriterleştiriyor. CHP’nin bu açılardan “iktidarı zorlayan” bir tutum gösterdiği söylenemez.

Referandum sınavı

Referandum, CHP için yeni bir sınav olacaktır. Bu kez yeni bir enerjiyle işe sarılmaları mümkün. Konuyu "rejim elden gidiyor" gibi bir korku imajı üzerine kurgulamak, yeterli ve etkili olamayacaktır. Sorun, çoğulcu yapının korunup derinleştirilmesi, Meclisin denetim ve yasa yapıcı gücünün savunulmasıdır.

Başkanlık sisteminin iyi örneklerinden, istikrarlı örneklerinden ABD sistemiyle karşılaştırmalar yapmak, daha gerçekçi eleştiriler yöneltmeye imkan yaratabilir mesela.

CHP, yüzde 25'lik taban desteğiyle, Türkiye'nin kaderinin değişmesinde etkili bir rol oynayabilir. Bunun için ciddi bir hazırlık ve zihniyet sıçramasına ihtiyaç olduğu da bir gerçek.