CHP’nin yumuşak karnı....

06 Şubat 2018, Salı 05:00
AA
CHP, önemli bir parti. Yüzde 25'lik banda sıkışıp kalmış olsa bile, ülkemizin kaderi üstünde etkili bir ağırlık olmayı sürdürüyor. Kurultay'daki çok seslilik, açık yarışma imkanının - eksiklere rağmen- varlığı, olumlu puan.

Daha önemlisi, CHP’nin “Ana Muhalefet Partisi” olarak 2019 seçimlerini etkileyebilecek bir pozisyonda olması… CHP Kurultayını bu düşünce ile izledim.

7 Haziran yanlışı

CHP Kurultayını izlerken, “nerede kalmıştık” sorusunu sorup, geçmişe doğru kısa bir yolculuk yapmak gerekti.

Bazı anlar vardır, vereceğiniz karar yolunuzu çizer, kaderinizi belirler.

7 Haziran (2015) seçimlerinde, seçmen CHP'ye bir fırsat verdi. Bu, bence, bir “AK Parti-CHP koalisyonu” fırsatıydı. O koalisyon gerçekleşseydi, şimdi, büyük olasılıkla, otoriter başkanlık sistemini gündemimizde olmayacaktı. CHP'nin söylemi ise, AK Parti'yi dışta bırakan bir formülün propagandası üstüne kuruluydu. Bahçeli'ye, bu amaçla, Başbakanlık teklif ettiler. Sonrası malum.

Barzani

CHP'nin Barzani'nin bağımsızlık açıklaması sırasında da bir fırsat kaçırdığını düşünüyorum. Bölgede sorunun barışçı çözümü için ağırlık olan Barzani'nin yalnızlaş(tırıl)ması, bölge Kürtleri açısından, "Türkiye'yle birlikte çözüm" imkanının zorlaşması anlamına geliyor… Peki Kılıçdaroğlu ve CHP ne yaptı? Tayyip Erdoğan'ı, Barzani ile işbirliği yapmakla suçladılar. "Onu daha önce neden dövmedin?" havası içinde, radikal bir söyleme giriştiler… Kılıçdaroğlu, şöyle bir çıkış yapamaz mıydı: "Bir dakika, Barzani'yi düşmanlaştırmayalım. Ben Erbil'e gidiyorum. Bu meselenin dostça ele alınması için elimi taşına altına koyuyorum..."

CHP Kurultayı'nda heyecanlı bir konuşma yapan Muharrem İnce'nin bu konuda (ve diğer konularda), “genel”den farklı/ileri görüşlerinin olduğu söylenebilir mi?

Görebildiğim şu: Kılıçdaroğlu'nun da, İnce'nin de Afrin operasyonunda, tek eleştirileri ÖSO ile TSK'nın işbirliği. O kadar...

Bu noktaya nasıl gelindiğini sorgulamıyorlar. CHP liderliği, Suriye krizinin arkasındaki asıl sorunu, ya bilmiyor, ya da bilmek istemiyor.

CHP, demokrasi ve özgürlükler konusundaki istikrarsız tutumunu gözden geçirip, yeni bir kimlikle seçmenin karşısına çıkabilmelidir.

Küçük bir not: İki farklı gelenekten gelen Sezgin Tanrıkulu ve Mehmet Bekaroğlu'nun Parti Meclisi'ne girememesi Partinin temel zaafını da gözler önüne seriyor.

Şimdi yeni bir döneme giriyoruz. Kürtlere güven vermelisiniz, arayış içindeki muhafazakar seçmeni ikna etmelisiniz. Fırsat her zaman vardır, değerlendirmesini bilene...