İki gazeteciye, Nilay ve Yurdaer’e veda

08 Ekim 2016, Cumartesi 16:00
AA
Sabah, iki gazetecinin, iki arkadaşımın, ölüm haberini aldım. Önce Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Nilay Günden’in ölümünü duyurdu. İçimi bir hüzün bastı. Ardından Yurdaer Erkoca’yı yitirdiğimizin haberi geldi. Nilay’la, İpek (Çalışlar) TRT’den arkadaştılar. 12 Eylül 1980 öncesinde birlikte programlar hazırlamışlardı. Ortak arkadaşlarımızdan yine TRT’ci Melek Ulus ve Tayyar Erdamar’ı da genç yaşlarında yitirdik.

Nilay, eşi Evren’i de erken kaybetmiş, onun acısını bastırarak yaşama sarılmıştı. Nilay’la 2000’lerin başında bir TRT belgeseli için birlikte çalıştık: “Doğduğum Topraklar”, mübadele insanlarının dramını anlatıyordu. 5 bölümlük dizi için, Günden’in yapımcı ve yönetmeni olduğu TRT ekibi, 2 yıldan fazla çalıştı. Ben projenin danışmanlığını ve metin yazarlığını yaptım.

O yıllarda hâlâ hayatta olan son kuşak mübadillerle, TRT için ropörtajlar yapıldı. Mübadele nedeniyle hayatları birbiriyle kesişen insanların öyküleri belgelendi. Güzel ve etkili öykülerin yer aldığı belgesel, Nilay’ın titiz gayretleriyle kalıcı bir esere dönüştü. Çalışırken gösterdiği heyecanı, gayreti unutmam mümkün değil. Yayınlanan belgeselin kayıtları TRT arşivinde duruyor. Zor günler Yurdaer’i Cumhuriyet gazetesinde çalışırken tanıdım. Birlikte çalıştığımız Yurdagül’ün kardeşiydi. Deneyimli bir gazeteciydi, sosyalistti.

Gazeteciliğinin yanısıra edebiyatçıydı. Bir öykü kitabı (Yitik Zaman Satıcısı) Yunus Nadi Öykü ödülünü kazanmıştı. Her iki arkadaşımızı genç sayılacak yaşta kaybettik. Gazeteciliğin ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğu, gazetecilerin tutuklandığı, gazete ve televizyonların kapatıldığı bir dönemden geçiyoruz.

İşsiz gazeteci sayısı binlerle ifade ediliyor. Öte yandan, iç gerginlik, bölgesel gerginlik sürüyor. Kutuplaşma bütün şiddetiyle etkisini kabul ettiriyor. Dün dost olanlar, ertesi gün birbirinin yüzüne bakmıyor. Birlikte yola çıkanlar, selamı sabahı kesiyor. Bu dönemi tam bir savrulma ve altüst oluş şeklinde yaşayan birçok kişi var...

Birçok insan, umutlarını yitirmiş durumda ve yenilmişlik sendromu içinde. Her sabah bir operasyonla, bir patlamayla uyanıyoruz. Darbe girişiminin neden olduğu korku ve endişe havası, topluma yayılıyor. Demokrasi alışkanlığı olmayan çevreler, “ezelim” havası içinde; karşıt tarafta gördüklerini düşmanlaştırmayı sürdürüyor. Hayat devam ediyor. Ölüm hemen yanıbaşımızda. Hırslarımız, öfkelerimiz, endişlerimiz, bitmek bilmiyor. Nilay ve Yurdaer’le vedalaşıyoruz