Seçmenden AK Parti'ye ağır bir sarı kart

17 Nisan 2017, Pazartesi 05:00
AA

5 BÜYÜK İLDE KAYBETTİ


"Bütün yetkiler Başkan’a" formülü, 5 büyük şehirde kaybetti. Ülkenin ekonomik, kültürel ve siyasi dinamiğinin atar damarı sayılan İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya “Hayır” dedi.

Geçmiş siyasi pratiklerimize bakınca; bu 5 büyük şehri kaybeden parti için düşüşe geçme çanları çalmıştır. AK Parti ve Cumhurbaşkanı, belki de siyasi tarihimizin en büyük propaganda kampanyasını yürüttü. Buna karşılık Eyüp, Üsküdar gibi AK Parti dinamiğinin simgesi ilçeler “Hayır” mesajı verdiler.

"İyimserim" demiştim. Şimdi daha iyimser olabiliriz. “Seçmenin sağduyusuna güvenelim” demiştim. Şimdi daha çok güvenebiliriz. Seçmen, kritik bir dönemeçte iktidar partisine çok sert bir sarı kart gösterdi. Yüzde 51 oyla elde edilen kıl payı sonuç, seçmenden AK Parti’ye net bir uyarıdır. Bir buçuk yıl önceki 1 Kasım 2015 seçimleri baz alındığında, 5 milyon’dan fazla seçmen, AK Parti+MHP ittifakına verdiği desteği böylece geri aldı. Şehir şehir oy dağılımını incelediğimizde, bu uyarının asıl sahibinin AK Parti seçmeni olduğu görülüyor.


2 YIL SONRA KRİTİK SEÇİM VAR


AK Parti’ye asıl kritik mesaj, kendi kitlesinden geliyor. İktidar, bunu algılayabilecek mi? 2 yıl sonra 2019’da iki hayati seçim var.

Onca güçlü propagandaya rağmen ülkenin yarısının sistem değişimine ikna olmadığı görülüyor. Halk, denge ve denetimi olmayan başkanlık sistemini beklenen oranda benimsemiyor.

Türkiye, sağlam sigortaları olan bir ülke. 70 yıllık birçok partili sistem deneyimi var.

Seçmen, askeri ve bürokratik vesayetle mücadele eden AK Parti’yi uzun yıllar destekledi. Şimdi ise, sistem değişim projesinin “otoriterleşme” zeminine oturtulduğu izlenimiyle toplumun dinamik kesimleri “evet”i bir çözüm olarak görmüyorlar. Bu mesafeli duruşun AK Parti’nin öz kadroları arasında karşılık bulduğunu görebiliyoruz.

Başkanlık meselesi, dengeleyici demokratik kanunlarla desteklenmediği için bir belirsizlik söz konusu. Partililer de bundan memnun değil.

AK Parti umarız seçmenin ne dediğini anlamıştır. Anayasa gibi toplumsal uzlaşma metinlerinin böylesine yöntemlerle topluma kabul ettirilmesinin mümkün olmayacağını görmeleri gerekiyor.