Dalağımla başım dertte

22 Kasım 2012, Perşembe 11:01
AA

En güzel spor; yürüyüş…

Bunu bilir, bunu söylerim…

Severim de yürümeyi…

Peki yürür müyüm, hayır!

Nedenini bilmiyorum ama sevdiğim şeyi yapmamak için bin dereden su getiririm hep…

“Bugün hava yağışlı”, “Yarın yürürüm”, “Hava karardı”…

Bahaneler bitmez bende…

Dedim ya, aslında çok severim yürümeyi…

Öyle bunaltıcı, sıcak havalarda değil ama…

Şıpır şıpır damlayan terle falan uğraşamam…

Hava buz gibi olacak, giyineceksin sıkı sıkı, takacaksın kulağına kulaklığı, yürü babam yürü…

Geçen hafta havalar biraz soğumaya başlayınca kırdım şeytanın bacağını, giydim spor kıyafetlerimi, attım kendimi dışarı…

Ohh mis gibi hava…

Güneş var ama terletmiyor, koşu pisti bomboş…

Bir tur, iki tur derken bir baktım çocukluk kâbusum…

Yani sevgili dalağım!

Ne zaman hızlı yürüsem, koşsam anında şişer benim dalak…

İki büklüm, elim dalağımda kalakalırım…

Bu yüzden çocukken hızlı koşmayı gerektiren oyunlarda ağabeyim bile almazdı beni takımına…

Bir de açık açık söylerdi yüzüme: Koşamıyorsun Özsel!

Velhasıl, biraz tempoyu düşürdüm ve yürümemek için farkında olmadan neden hep bahane yarattığımı anladım…

Dalak korkusu!

Sahi, yıllardır hiç düşünmedim ama neden çevremde kimsenin dalağı şişmiyordu da, benimki şişiyordu?

Ve ne yapmalıydım?

Dalağımı kandıra kandıra,  koşu pistinde altı tur atıp eve döndüm ve tıbbi konularda başım ne zaman sıkışsa danıştığım Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Deniz Demiryürek’i aradım…

Deniz Hoca; hayatımda gördüğüm en pozitif, mesleğini aşkla yapan doktor…

Dalağımla başımın dertte olduğunu anlatınca, her zamanki şen kahkahasını attı, ardından sorularımı yanıtladı…

Ben sorunumun ne olduğunu anladım, ne yapmam gerektiğini öğrendim, belki siz de aynı dertten muzdaripsinizdir diye paylaşmak istedim.

* Çocukluktan beri, biraz tempolu yürüyeyim dalağım şişiyor. Neden?

Dalak şişmesi, halk arasında kullanılan bir tanım olmakla birlikte, tıbben geçerli değildir. Mide, bağırsaklar gibi boşluk içeren organlar şişebilir. Sol kaburgaların alt kısmında hissedilen ağrı, dalak şişmesi ifadesi ile tarif edilir. Dalağın vücudun bağışıklık sisteminin bir parçası olmak, kan hücresi üretmek, depolamak ve kanı süzmek gibi başlıca üç görevi var. Egzersiz sırasında hissedilen ağrı, egzersize bağlı dalağa artan kan akımı ve takibinde dalak kapsülünün gerilmesi ile ortaya çıkar.  Bir dİğer neden de, kan hücreleri için depo görevi bulunan dalağın, egzersiz sırasında artan oksijen ihtiyacına karşılık, kan  dolaşımına destek amaçlı kapsülün kasılarak, depoladığı hücreleri serbestleştirmesidir. Sonuç olarak karın sol üst kadranında hissedilen ağrı, dalak kapsülünün gerilme ve kasılma ağrısıdır.

 * Yürümeyi, özellikle de açık ve temiz havada yürümeyi çok seviyorum. Ama daha ikinci turda dalağım şişiyor, iki büklüm oluyorum. Ne yapmalıyım?

Tarif ettiğin sıkıntı, kondisyon düşüklüğünden kaynaklanıyor. Bir süre dinlendikten sonra egzersize kaldığın yerden devam edebilirsiniz.

 * Peki ne yapayım da dalağım şişmesin?

Düzenli ve süresini artırarak yapacağın egzersizlerle bu sorun zaman içerisinde çözülür. Kondisyon kazandığın zaman tekrarlamaz.

 *Dikkat ettim de, evde koşu bandında yürürken dalağım şişmiyor. Neden?

Açık havada yapılan sporlarda her zaman çok daha fazla kalori yakılır çünkü.

 * Yıllar evvel bir diyetisyen, koşu bantlarının işe yaramadığını, yağın ancak oksijende, yani açık havada yapılan yürüyüşle yanabileceğini söylemişti. Doğru mu? Koşu bantları yalan mı yani?

Yağ yakmak için gerekli olan oksijen, açık havada kapalı ortamlara göre çok daha fazla oranda bulunur. Tercihin mümkünse açık hava olsun. Kapalı ortamlarda oksijen olmasa yaşam olmazdı. Dolayısıyla kapalı ortamlarda yapılan spor da yararlıdır.

* Konu hazır yürüyüşten açılmışken merak ettiğim her şeyi sormak istiyorum. Özellikle hangi saatlerde yürümeliyim?

Sabah saatlerinde yapılan sporun daha fazla yarar sağladığı yönünde birçok çalışma var.

* Kaç dakika veya kaç adım yürümeliyim peki?

En az yarım saat ve kalp  atım hızın 120-160 arasında olacak şekilde yapılan spor faydalı olacaktır.

* Yürüme hızım ne olmalı? Terlemem için yağ yakmam lazım, yağ yakımı için hep belli bir sürenin geçmesi gerek derler. Nedir bu süre?

Hızdan çok kalp atım hızı belirleyici aslında. Dediğim gibi 120-160 nabızla yapılan ve en az yarım saat süren bir egzersiz, yağ yakımı için gerekli asgari şart. Süre uzadıkça yaktığın yağ miktarı da artar.

Demek ki neymiş, benim çocukluktan beri temel sorunumun tıbbi adı kondisyonsuzluk, halk arasındaki adı tembellikmiş. O halde huzurlarınızda yazıyorum reçetemi: Yürü Özsel yürü!

Hangi filme gitmeli?


Evim Sensin: Başlarda benim için vasat bir romantik filmden öte değildi. Hep derim, “İlk his gerçek histir” diye ama yine yanıldım. Yanıldım çünkü; hakkında iyi yorumlar yapıldı, “James Bond’un gişesini bile geçti” haberleri çıktı. Annem ve birkaç kız arkadaşım da ağız birliği etmişçesine “gidelim” deyince kendimi sinema salonunda filmi izlerken buldum. Sonuç; hayal kırıklığı... Tam bir “Şeyh uçmaz, mürit uçurur” durumu… Hayır gerçekten anlamadım, bu filmin hangi sahnesinde, neden gözyaşı döktü onca insan? Filmde Fahriye Evcen’in kulak tırmalayan, çocuksu konuşması bile filmi yarıda terk edip çıkma nedeni.

Dağ: “Yılın filmi” dediler, “Nefes’e rakip olacak” diye iddia ettiler… Haydi canım! Tamam, kabul ediyorum, zor şartlarda çekilmiş bir asker filmi ama -filmin sonunda 1984’ten beri verdiğimiz 30 bin şehidimizin isminin tek tek perdeye yansıdığı an dışında- bir sahnesi bile nedense ‘Nefes’ filmindeki gibi insanın tüylerini diken diken etmiyor. Senaryo daha güçlü olabilir, başta ünlü yönetmen Zeki Demirkubuz’un yıllar önce Firuzağa Kahve’de keşfedip oyuncu yaptığı kahveci Ufuk Bayraktar olmak üzere oyuncular daha iyi yönetilebilirdi.

Uzun Hikâye: Nedense izlemeyi çok istediğim halde hep erteledim. İzleyince de ertelediğim için pişman oldum. Yönetmen Osman Sınav’ın okul bitirme filmiymiş Uzun Hikâye. Hikâye güzel, senaryo başarılı, oyuncular iyi, çekimler mükemmel… 2 saat 17 dakika nasıl geçti anamadım. Dahası doyamadım. Mutlaka izleyin.