Tüy umdum, ne buldum!

12 Kasım 2012, Pazartesi 09:18
AA

Yakın arkadaşım Ülkem, spritüel konulara fazlasıyla meraklıdır…

Metafizik, geçmiş yaşam, kader, izler, işaretler…

Hepsi ilgi alanında…

Unutmadan, bir de melekleri var!

Yanlış duymadınız, başı sıkıştığında yardım istediği melekleri var Ülkem’in…

Trafik mi sıkıştı, meleklerinden yardım istiyor; park yeri mi arıyor, meleklerini göreve çağırıyor; işleri ters mi gitmeye başladı, meleklerine soruyor…

Kâh sözlü soruyor, kâh her daim yanında taşıdığı melek kartlarına…

Ülkem, meleklerle iletişim halinde olduğunu ilk anlattığında kendisini nasıl şapşal şapşal dinlediysem artık, birkaç gün sonra elinde bir kitapla çıkageldi…

Kitabın adı “Meleklerle Yaşamak”… 

Yazarı, Beki İkala Erikli…

“Al” dedi, “Oku. Meleklerle ilgili merak ettiğin her şey bu kitapta yazıyor”…

Her ne kadar kitabın 104. baskısı olsa da, bir türlü okuyamadım…

Ya fırsatım olmadı, ya elim gitmedi her an gözümün önündeki kitaba, ya da vakti zamanında bu konularla fazlasıyla alay eden, ti’ye alan haberler yapan bir gazeteci olarak kendime yediremedim …

Ve geçen gün…

Okumak geldi bir anda içimden…

Velhasıl özetle diyor ki; Beki İkala Erikli: “Herkesin en az iki koruyucu meleği vardır. Kelime anlamı olarak mesaj getiren melekler, Allah ile bağlantımızdır. Meleklerin tek istedikleri, huzur, mutluluk getirmek, yardım etmek. Ancak bunu, biz onlardan herhangi bir konuda yardım istersek yapabilirler. Meleklerinizden yardım isteyin, onlar için küçük veya büyük rica yoktur.  İsterseniz düşünün, isterseniz yazın, yüksek sesle düşünün. Ve gerisini meleklerinize bırakın. Melekleriniz eğer isterseniz, seve seve sizin yanınızda olduklarına dair işaretler ve sevgi mesajı yollarlar.”

Kitabı okudukça şaşırıyor, merakım daha da artıyordu…

Peki neydi bu mesajlar, nasıl anlayacaktık meleklerin bizi duyduğunu?

Efendim Beki İkala Erikli’ye göre, yardım isteme faslından sonra melekler bize bir şekilde işaretler yolluyormuş…

Tabii anlayana!

Durup dururken karşımıza çıkan tüyler, melek şeklindeki bulutlar, yerde bulduğumuz bozuk paralar, üzerindeki resimler, gökkuşakları, sık sık tekrar eden, neredeyse gözümüze gözümüze sokulmaya çalışır gibi karşımıza çıkan sayılar bile birer işaretmiş…

Okudukça Ülkem’in neden her tüy bulduğunda “Meleklerim, size çok teşekkür ederim” dediğini anlar gibi oldum…

Kitap bitti ama araştırmacı gazeteci ruhum rahat durmadı…

Gerekli araştırmayı biraz da internette yaptım…

Ve denemeye karar verdim…

“Neyim eksik, ben de konuşayım meleklerle” dedim…

Hem zaten kitabın yazarı Beki İkala Erikli de öyle diyordu, “İnanmayın, deneyin. Mucizeyi gözlerinizle göreceksiniz”...

Tamam göreceğiz de, ne zaman?

“Unutun” diyor Erikli, “Görmek için çaba harcamayın, o zaten karşınıza çıkacak”…

Öyle yaptım, unuttum gitti…

Aradan iki gün geçti, geçmedi…

Cuma sabahı uyandım ve kahvaltı hazırlamak için mutfağa gittim…

Bir anda ayağıma bir şey takıldı…

Yerde rulo halinde duran beyaz bir peçete!

Yavaşça eğilip aldım…

Peçeteyi açtım, bir baktım içinde üç adet sigara!

Sigaralar da, peçete de ıslanıp kurumuş…

Hatta sigaraların içinden çıkan tütün, peçeteyi hafif sarıya bile boyamış…

İyi de nereden gelmişti bu peçete ve içindeki sigaralar?

En ufak bir fikrim yoktu…

Zira; birincisi sigara içmiyordum…

İkincisi, bir gün önce evde rutin temizlik vardı ve yardımcım Sema evi akşama kadar baştan aşağıya -ev kadını tabiriyle- kırklamıştı…

Ve temizlikten sonra eve gelen tek bir kişi vardı; Hande…

Ama Hande de peçeteyi ve içindeki sigaraları ilk defa gördüğünü söylüyordu…

O halde nereden, ne zaman, nasıl gelmişti evimin mutfağına?

Günlerdir düşünüyoruz, sırrını çözemiyoruz…

Ya melekler bu kez işaret verirken şaşırdı…

Ya da…

Korkarım ama evime hırsız girdi!