3 Kasım yazısı

03 Kasım 2012, Cumartesi 05:00
AA

Açlık grevlerinde tek kişi bile ölse, dünya çapında yankı uyandırır. Yurt içinde de zaten gergin olan hava, ikiye katlanır. Sokak hareketleri iyice azıtır. Daha da kötüsü, kabahati herkes birbirinin üstüne atar. Katili bulamazsınız. 

*

Bu girişten sonra dönüyorum şimdi, günün anlam ve önemine. Nedir? 3 Kasım. Siyaset takviminde, önemli bir kilometre taşı. Susurluk kazası, böyle bir 3 Kasım günü meydana gelmişti (1996). Siyasi hayatımızı nasıl etkilediğini gördünüz. Bir 3 Kasım daha var (2002). Nedir? Unutulmaz bir seçim.
- Mevcut Partilerin çöküşü. ANAP, DYP, DSP, MHP... Hepsinin baraja gömülüşü. Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, Bülent Ecevit ve Devlet Bahçeli’nin, eve dönüşü. Tabii, Cem Uzan’ın aldığı yüzde 7.6 oy’un, bütün tabloyu alt üst edişi. Ve netice olarak, Meclis’e sadece 2 partinin girişi. AK Parti’nin yüzde 34 oyla tek başına iktidara gelişi. Bana sorarsanız merkez sağ seçmen’in ANAP’a ve DYP’ye bir güzel ders verişi. CHP’nin de asli görevi olan Ana Muhalefete tekrar dönüşü. Daha ne olsun? 
[[HAFTAYA]]

*

Bütün bunlar Devlet Bahçeli sayesinde oldu dersem kusura bakmasın. Çünkü ille de 3 Kasım, ille de erken seçim diye tutturan odur. Gereksiz bir alınganlıkla herkesi sandığa sürükledi. Bugün tam 10 yıl oluyor.
- Çiller yok.
- Yılmaz kayıp.
- Ecevit rahmetli.
- İsmail Cem rahmetli.
- Derviş gurbetçi.
- Baykal emekli.
- Kılıçdaroğlu şampiyon. İktidarda tek başına Erdoğan. 10 yıl önce/10 yıl sonra...
3 Kasım öyle birşey.