Biz neyiz?

30 Mart 2011, Çarşamba 05:00
AA

Şimdi 550 kişi seçilecek ya... Bunlar, kendilerini sahiden seçilmiş zannedecek...

Oy sahibi milyonlarca kişi de kendilerini sahiden seçmen zannedecek.

Halbuki ne onlar seçilmiş, ne de biz seçmeniz.

Onlar, atanmışlar’dır.

Bizler ise kuzu kuzu onaylamışlar’ız.

[[HAFTAYA]]

***

Hepinizin bildiği şeyi burada tekrarladığım için üzgünüm. İnşallah bu son olsun.

Toplam 15 bin aday adayı var, değil mi?

- Seçin istediğinizi.

Yoo... Seçemezsiniz.

Durun bakalım. Bunlar elenecek elenecek, önünüze dar bir liste konacak... İşte o listeden seçin istediğinizi.

Yoo... Oradan da seçemezsiniz.

Tercih hakkınız yok.

Siz sadece oy atıp, onay vereceksiniz. Tanımadığınız, tanışmadığınız, huyunu suyunu bilmediğiniz insanlara beni temsil et diye vekalet vereceksiniz.

Onlar seçildim diye kasılacak, siz seçtim diye avunacaksınız.

*** 

Gücünüze gitmiyor mu?

Benim çok gidiyor.

Bir elbise, bir gömlek seçerken bile ne Bahçeli’nin fikrini almak aklıma gelir, ne Kılıçdaroğlu’nun, ne de Erdoğan’ın...

Bir kravat seçerken bile zevkime karışamayacak olan bu insanlar, benim adıma vekil seçiyorlar.

Ben şimdi hangi mahkemeye gideyim, derdimi kime anlatayım?

Yok böyle bir merci.

*** 

Bu Siyasi Partiler Kanunu...

Ve bu Seçim Kanunu değişmedikçe, kendimi asla vatandaş addetmem ben. Emanetçi gibi bir halim var.

Allahaşkına bir hatırlayın. Yıllardır, her seçim öncesi bunları yazar dururuz, seçim bittikten sonra da kulağımızın üstüne yatar uyuruz. 4 yıl geçer, haydii bir daha, 4 yıl daha geçer, haydii bir daha.

Yeter efendim.

Hem benim yerime sen seçeceksin, hem de sandığa gitmezsem bana ceza keseceksin. Deli Dumrul’un Köprüsü gibi: Geçenden bir akça, geçmeyenden döve döve iki akça.

NOT: Sivil itaatsizlik çağrısına hiç gerek yok.

Dün akşam ki milli maçta 2-0 öndeyken sahaya hâlâ yabancı madde atan seyirci, Türk-Kürt şöyle dursun, Türkiyelilerin zaten ortak huyunu sergiledi... Galibiyete bile itirazımız var.