Çağrışımlar

02 Mart 2011, Çarşamba 05:00
AA

Bizde yıldönümleri bitmez. Merhum Erbakan’ı, 28 Şubat’la birlikte uğurladık. Cenaze Töreni ise 1 Mart’a sarktı.

1 Mart deyip geçmeyin.

O da ayrı nostalji:

- 1 Mart Teskeresi.

Eh, haftaya da 12 Mart’ın 40’ıncı yılını idrak edeceğiz. Nasıl laf ama? İdrak etmek.

Keşke edebilsek.

[[HAFTAYA]]

***

Mart’tan sonra Nisan.

Nisan deyip geçmeyin.

27 Nisan... e muhtıra.

Sonra Mayıs.

Mayıs deyip geçmeyin. 27 Mayıs.

Ama orada biraz durun. Ara verin lütfen. Zira Mayıs’tan sonra Haziran... Haziran deyip geçmeyin. 12 Haziran’da da sandığa buyurun.

*** 

Demek ki 3 aylar’a girmişiz artık.

Seçim’e tam 3 ay var.

Erbakan Hoca’nın cenaze törenindeki kalabalığa bakıp, mütedeyyin insanlara karşı daha dikkatli ve terbiyeli olmak lazım geldiğini anlamayan kaldı mı acaba?

Oradaki cemaati, irtica peşinde mi zannedersiniz?

Böyle bir paranoya içinde dahi olsanız, kafası işleyen bir siyasetçi, böyle bir oy deposu’nu küstürüp kendinden nefret ettirir mi?

Bırakın oy meselesini.

Bunca insan, çoluklarıyla çocuklarıyla birlikte sürekli rencide edilir mi? Yıllardır yaptığımız nedir?

 ***

Erbakan Hoca, belki de sağlığında anlatamadığı şeyi bize cenaze töreninde ilâhi bir ders olarak vermiştir.

Kimse kimsenin inancıyla veya inançsızlığıyla oynamasın artık. Herkes birbirini rahat bıraksın.

En mühimi de:

Korku İmparatorluğu’ndan yakınanlar, aslında, korkak bir cumhuriyet varmış gibi cazgırlık yapıp durmasın.

Haa... Kendi korkuyorsa korksun. Ama cumhuriyet adına konuşmasın.