Çeyrek kala

03 Nisan 2017, Pazartesi 05:00
AA
İki haftadan az zaman kaldı. Yani, en kritik günlerdeyiz. Hiç hata yapmaya gelmez.

Hele kendi kalesine gol atan taraf olursa, ağır bir fatura öder.

Onun için “24 saat bile mühimdir” derler. Mühimdir.



Parmak hesabı yapıyorlar. Bir taraf CHP + HDP... Ee?

Öbür taraf AK Parti + MHP...

Hesap böyle yapılmaz. Yapılsaydı kolaydı.

Rakamları toplardınız, aradaki farkı görürdünüz. Şimdi öyle değil ki. Arada kaçak oylar var.

Oradan oraya transfer oylar var. Particiliği aşan emanet oylar var. Varoğlu var. Ayrıca da yeni oylar var.



Değişiklik maddelerinin anlaşılmayan yönü kalmadı.

Çarptırarak da olsa, abartarak da olsa, her iki taraf, her gün, o kadar çok konuştu, o kadar çok anlattı ki, artık kabak tadı verdi.

16 Nisan gelse de kurtulsak, iki aydır referandum yazısı yazıyoruz.



Sanki 17 Nisan sabahı bitecek mi? Ne münasebet. Sonuç ne çıkarsa çıksın, kimbilir hangi tartışma başlayacak. “Erken seçim yok” falan diyorlar ya...

Demekle olmaz. Onu da şartlar getirir. Kimse büyük konuşmasın.



Hele bir de AB için referandum yapılacaksa...

İşte o zaman bir kere daha yandık. Lakin çok merak ediyorum. Öyle bir referandumda hangi blok EVETçi olacak, hangi blok HAYIRcı...

Acaba çapraz biçimde eşler mi değişecek? Yani bu millet yine mi kontrpiyede kalacak? Yeter yahu...

Bayar’ın kızı Nilüfer Hanım, “rahmetli babasına kumpas kuran cephe”ye bile nezaket ve destek sergileyerek ne kadar uygar bir insan olduğunu bir kere daha gösterdi.

Menderes’in ruhu biraz incinmis olsa bile, demokrasi adına büyük, hanımefendi adına küçük bir jest doğrusu...

Vatan sağolsun.