Kırık-dökük

01 Aralık 2011, Perşembe 05:00
AA

Doğru söylüyor.
Dersimli bir genel başkanları var, daha ne olsun?
En büyük özür bu işte.
Hem de kabahatinden büyük bir özür.
* * *
Bilen bilmeyen, herkes dilediği gibi konuştuğu için, mantık hak getire.
Kulüp tutar gibiler...
Bir taraf isyan diyor, öbür taraf katliam diyor. Daha beri taraf ise hiçbir şey olmamış gibi davranıyor. Çok sıkışırsa da canım, bir takım üzücü olaylar elbet yaşanmıştır diyerek sıyrılıyor. Tarihi keşke cahillere devretseydik, biz gittik kasaba politikacılarına devrettik.
* * *
Canım neye sıkılıyor... Konuşması gereken o kadar bilgili adam var, onlar susuyor, ortalığa bunlar dökülüyor.
Partinin yenilenmiş olanı böyle mi olur? Yeni ne demek?
Tanınmaz bir hal mi demek?
Evet.
Tanınmaz haldeler.
1 yıl geçti, vitrindekilere kimsenin gözü alışamadı, kulağı alışamadı. Doku tutmuyor. Aşı uymuyor. Ses yabancı, ten yabancı, gönül tellerinde ise akord yok. Mesele Dersim’den ibaret değil. Bir aşina arıyorum. Bulamayınca kendimi yabancı bir ülkede hissediyorum. Geçenlerde Fikri Sağlar’ın fotoğrafını gördüm. Vallahi akrabamı görmüş gibi sevindim. Neredeyim ben?
Bardakçı’ya not:
Salı akşamı sen Altaylı’yla konuşurken sezdim ki, oralarda birilerine kızmışsın, program yapmıyorsun.
Olmaz. Papaz’a kızıp oruç bozulmaz.
Huysuzluğu bırak.
Tarihin Arka Odası’na dön, haydi, millet seni soruyor.