Masal gibi Boğazı aniden

04 Mart 2015, Çarşamba 05:00
AA

Nasıl bir süreç bu?
“Çözüm istiyorum” diyenlere kimse inanmıyor.
Eh, çözüm istemeyenler de “çözüm istermiş gibi” konuştukları için, onlara zaten inanan yok.
Bu durumda biz neyi çözmeye çalışıyoruz? Meçhul.
Çözümsüzlük bile bunun yanında daha net ve daha şeffaf kalır...
Hem de daha ciddi.

[[HAFTAYA]]

* * *
“Silah bırakacağım” diyenlere kimse inanmıyor.
Eh, “Bırakmayacağım” diyenler blöfçü sayıldığı için, onlara zaten inanan yok.
Bu durumda biz hangi silahsızlanmadan bahsediyoruz?
Yahu, savaş hali bile bundan daha net ve berraktır...
* * *
Daha da komiği...
Her iki taraf da birbirine inanmıyor.
- Önce sen adım at.
- Hayır, önce sen samimi olduğunu göster.
Gerçi ikisinin de sabıkası vardır ama birbirine bu derece itimat etmeyen insanları, silah tehdidiyle mi oturttular müzakereye?
Birinden biri masadan kalkıp gitse, o bile fair-play’e daha uygundur.
* * *
Durum bu iken...
“Siz Anayasa için anlaştınız” diye suçlanıyorlar.
Ayol, kel’in merhemi olsa önce başına sürer. Ne anlaşması?
Birbirine bu derece güvenmeyen insanlar, koca bir Anayasa için nasıl anlaşır?
Anlaşsa ne yazar?
Saniyede cayar.

Not:
Yaşar Kemalimizi kaybettik ya...
Ey Nobelciler.
Ona Edebiyat Ödülü’nü artık verebilirsiniz.