Teamül mü?

29 Mart 2015, Pazar 00:36
AA

Eğer HDP barajı aşar da meclise girerse, 4’üncü parti’dir. Olsun. Cumhurbaşkanı’nın paşa gönlüne kalmış...

[[HAFTAYA]]

4’üncü partinin lideri Demirtaş’ı çağırıp “Seni Başbakan yaptım, kur kabineyi gel” diyebilir, değil mi? Efendim, teamüle aykırı. Bırakın Allahaşkına, teamül mü kalmış? Yalım Erez’i, Başbakan tayin etmemişler miydi? Kabineyi kurup akşama Çankaya’ya listeyi getirseydi, belli ki onaylayacaklardı. Ama getiremedi. Dolaştı durdu.

?

Peki, peki. Biz yine teamül üzerinden yürüyelim. Hükümet olmanın şartları var. Murat Çiçek’in kulakları çınlasın. Önce seçimi kazanacaksın. Önde bitireceksin. Bu bir. Sonra -eğer Cumhurbaşkanı uygun görürse- kabineyi kurmakla görevlendirileceksin. Bu iki. Daha sonra? Kurduğun kabineyi bakalım onaylayacak mı? Bu üç... (Ahmet Necdet Sezer, Beşir Atalay’ın Bakan olmasını onaylamış mıydı?) Yine yetmiyor. Meclisten güvenoyu alman lazım. Bu dört. Al sana teamül. Gerçi 3’üncü parti olan Mesut Yılmaz’ı Başbakan yapmışlardı ama ne gam? Seçime girmemiş olan bir partiyi de koalisyon ortağı yaptılar. Teamül dediğiniz nedir ki?

?

Bunları niye yazıyorum? Hakan Fidan Bakan olsaydı, sanki Tayyip Erdoğan, onay verecek miydi? Şimdi dışardan Bakan olsa da onay verir mi? Dışardan Bakan. Ah, Kemal Derviş var sahi. Acaba Tayyip Bey onay verir mi? Ben bilmem. Teamül ne ise o. Turgut Özal, ezici çoğunlukla seçimi kazandığı halde tam 25 gün onu evinde beklettiler, Başbakanlık görevini sonunda lutfettiler. Bunlar, bendeki bazı çağrışımlardır. Biraz fantezi oldu ama bu kadarcık fantezi de teamülde vardır efendim.