Yarın 24 Ocak

23 Ocak 2012, Pazartesi 05:00
AA

Bir yıldönümü daha geldi. Yarın Uğur Mumcu’yu anacağız.
19 yıl önce kaybettik onu... Ama hunhar cinayetin arkasındaki gizli gücü hâlâ bulamadık.
Dönemin Başbakan Yardımcısı (1993) ne demişti:
- Bu cinayeti aydınlatmak, bizim için onur meselesi olmuştur.
Estağfurullah...
Ama hani, nerede?
[[HAFTAYA]]
* * *
Siz Abdi İpekçi cinayeti aydınlandı mı zannediyorsunuz? Hayır. O da karanlıkta kaldı.
Arkasındaki güç neydi, tetikçiyi askeri cezaevinden kim kaçırdı, nereye ve nasıl uçurdu, bilen var mı? Yok. Hâlâ yok.
Kemal Türkler cinayeti de üstü örtülmüş ve peşi bırakılmış esrarengiz bir dava değil mi?
Çetin Emeç’i azmettirenleri öğrenebildiniz mi?
Nihat Erim’e düzenlenen tuzağı unuttunuz mu? Nasıl bir organizasyondu o? Doğru dürüst açıklandı mı? Tatmin oldunuz mu?
Musa Anter dahil bir dizi örnek verebilirim.
* * *
Şuraya gelmek istiyorum.
Bütün bu cinayetler, ciddiyetle incelenseydi, cesaretle sorgulansaydı, maharetle çözümlenseydi, hiçbir örgüt Hrant Dink’in yanına bile yanaşamayacaktı. Ama biz işin ucunu öyle bırakmışız ki, Turgut Özal’a yapılan suikastın dahi arkasına önüne, sağına soluna hiç bakmamışız.
Ahmet Özal’a da aşkolsun yani... Babasının saçından tel aldırıp acaba kokteylde zehirlendi mi? diye araştırıyor da ama kongrede onu silahla azmettirenleri hiç merak etmiyor.