Büyük bir düğün yerine sessiz sakin ve uzakta evlenmek için 10 neden

09 Haziran 2015, Salı 09:23
AA

Geçtiğimiz hafta sevgilimle bir çılgınlık yaptık ve herkesten uzakta, gizlice evlendik. Pek çok kişiye olduğu gibi bana da büyük bir sürpriz oldu bu. Ben ki ilk evliliğimde aylarımı düğün planlamakla geçirmiş ve bundan keyif aldığımı iddia etmiş bir insanım, meğer düğünler hakkında hiçbir şey bilmiyormuşum. Doğru elbiseyi bulmak için onlarca elbise denemeyi, organizatörün her parmak şıklatmasıyla cebimizdeki tüm parayı masaya bırakmayı, fotoğrafçıdan kuaförüne kadar herkesle tek tek uğraşmayı mutluluk sanmışım. Meğer asıl mutluluk sevdiğin kişinin sana hiçbir plan yapma fırsatı vermeden sadece anı yaşamanı sağlamasıymış.

Biz, geçtiğimiz hafta tatile gidiyoruz diye uçağa bindik ve hayallerimizin ötesinde bir törenle evlenip geldik. Küsenler, darılanlar, hayalleri yıkılanlar olmadı mı? Tabii ki oldu. Ama kimse kusura bakmasın bu kez başkaları için değil kendimiz için evlendik. Çok da iyi ettik. Maddi, manevi; mutluluk, tatmin ve huzur içinde döndük evimize. Bizi gerçekten sevenler bizim için yeterince sevindiler. Çünkü sosyal medyadan da olsa mutluluğumuza şahitlik ettiler. İşte ikisini de tecrübe etmiş birinden sizlere, büyük düğünler ve şatafatlı organizasyonlar yerine sessiz sakin ve uzakta evlenmenin avantajları...



1-    Düğün salonu yok


Et mi tavuk mu, kokteyl mi, prolange mı diye düşünmenize gerek yok. Bütçenize göre sevdiklerinizi elemenize, kimse kırılmasın diye bin kere masa düzeni değiştirmenize de gerek yok. Masanın ortasına konacak şamdanın kaç kollu olacağına kafa yormanıza ya da sandalyelerin arkasına eklenecek çiçeklerin fiyatı ne kadar değiştireceğine de kafa yormak yok! Çünkü ufak bir nikah salonunda ya da bir konsolosluğun resmi bir odasında nikahınızı kıydırttıktan sonra tüm şehir sizin düğün salonunuz. Tutun eşinizin elinden atın kendinizi sokaklara. Hiç tanımadığınız insanlardan “Tebrikler”i toplayın. Kendi şehrinizde olmadığınız sürece kim ne der diye düşünmenize de gerek yok. Şehrin sevdiğiniz köşelerinde dolaşın, yemek yiyin, fotoğraf çektirin. Bırakın herkes size baksın ve gülümsesin. Bugün sizin gününüz ve tüm şehir sizin!



2-    Düğün arabası yok


“Klasik bir araba mı kiralasak, kendi arabamızı mı süsletsek? Dandikten bir kurdeleye ve iki dakika içinde canı çıkacak çiçeklere maaşımızın ne kadarını bayılsak? Her sokak çocuğu önümüze atlasın, her trafik ışığı kabusumuz olsun diye nasıl bir gelin arabası yapsak acaba?” gibi düşüncelere hiç gerek yok. İster faytona binin, ister taksiye, isterseniz de feribota. Gideceğiniz yere vardıktan sonra kimin umurunda! Üstelik en yaratıcı ve içten fotoğrafları da yakalama şansınız burada!



3-    Düğün fotoğrafçısı yok


Cep telefonunuz, nikah şahidiniz ve bir adet selfie çubuğunuz varsa en güzel ve en doğal fotoğrafları çekmeye ve çektirmeye hazırsınız demektir. Hangi fotoğrafçı daha iyi hangisi daha ucuz diye araştırmanıza gereke yok. Albümünüzdeki en güzel fotoğrafların hep tatil fotoğraflarınız olmasının bir sebebi var. Rahat olun, cüzdanınızı cebinize geri koyun ve sadece gülümseyin.



4-    DJ- Orkestra, giriş, ilk dans veya pasta şarkısı seçme derdi yok


Herkesten uzakta bir nikah yaptığınızda düşünmeniz gereken tek müzik kalbinizin sesi. 10 yaşındaki yeğeninizinipod listesinden bile beter şarkıları çalmak için sizden dünyanın parasını isteyen bir DJ, kiralamanız gereken bir ses sistemi ya da bütçenizi zorlayacak orkestralar yok. Salona girerken hangi şarkı çalsa, ilk dansımız hangi parçayla olsa ya da pasta kesilirken ne dinletsek derdi hiç yok. Sokak çalgıcılarından birinin önünde durup ilk dansınızı burada yapmanın ve bu anı videoya çektirip unutulmaz bir anı yaratmanınsa keyfi paha biçilemez!



5-    Davetiye seçmek, LCV toplamak yok


Simli mi, karikatürlü mü? Davetli sayısı kadar mı daha az mı? Postayla mı, e-maille mi? LCV’leri kız tarafı mı toplasın erkek tarafı mı? Geleceğim diyenler gelmezse, boş masaların parası mı, geleceğini haber vermeyenlerin ekstra maliyeti mi? Hangisini dert etsek diye düşünmeyin çünkü bu törenin iki tane önemli davetlisi var, o kadar!



6-    Organizatör yok


Anlaşmayı yapana kadar dünyanın en tatlı insanları ve en iyi pazarlamacıları olan, anlaştıktan sonra düğün bitene kadar aynı sevimlilikle her saniye yeni bir masraf çıkaran sevgili düğün organizatörlerine bu törende yer de para da yok. Organize etmeniz gereken tek şey nikah saatiniz ve oraya kaçta gideceğiniz. Sonrasında ister şehirde aylak aylak dolaşın, ister ilk gördüğünüz hamburgercide karnınızı doyurun, isterseniz de en lüks restoranlardan birinde mum ışığında romantizm yapın. Planlamanıza gerek yok. Canınızı ne isterse ve ne zaman isterse...



7-    Nikah şekeri, düğün pastası yok


Mekana, kıyafetlere, süslemelere, yemeklere ve içkilere yeterince para harcamamışsınız gibi bir de her misafire anı olması için bir nikah şekeri düşünmeye ne dersiniz? Badem şekerini de bir kenarına eklemeyi unutmayın ama! Düğün pastası da en az beş katlı olsun lütfen. Tabii kendisi değil, maketi. Makete de ayrıca para vermeyi unutmayın. Pastayı; kız tarafı meyveli, erkek tarafı çikolatalı istiyorsa da üzülmeyin yazı tura atın oluversin! Ya da herkesten uzakta bir nikah yapın ve pastalar yemek yediğiniz restoranın ikramı olsun. Siz bilirsiniz!



8-    Gelin başı, kaynana topuzu, damat tıraşı yok


Koskoca bir sektörü baltalamak gibi olmasın ama yazıktır günahtır. Evlenenle ev alana Allah yardım eder derler. Bana sorarsanız tek yardım eden gerçekten bir tek Allah, geri kalan herkes kazıklamanın peşinde. Gelin saçı yaptırıyorum demezsen aynı topuza beşte bir fiyat verecekken, normalde 20 lira verdiğin tıraşın başına damat kelimesini ekleyince bile 100 lira istiyorlar. Bilmediğin bir yerde giriyorsun önüne ilk çıkan kuaföre/berbere yaptırıyorsun istediklerini, hadi selametle diyor çıkıyorsun. Ya da hiç uğraşmıyorsun kendin hallediveriyorsun. Kafandan çıkacak milyon tane firketeyle de uğraşmıyorsun!



9-    Zarf dağıtmaca, yol kesenleri kovalamaca yok


Daha kapıdan çıkarken başlıyor millet bahşiş/zarf peşine düşmeye. Kimse de beğenmiyor aldığı miktarı bir de sövüyor arkandan. Sanki senin görevin hayatını sevdiğin bir insanla birleştirmek değil de laf olsun diye süslenip püslenip millete para dağıtmak! Bilmediğin bir yerdeysen ve hatta yurt dışındaysan zarfı ya da bahşişi düşünmene gerek yok. Aksine insanlar sana bir şeyler ikram ve hediye etmek istiyor. Gittiğin restoranlarda ücretsiz tatlılar, şampanyalar, spesiyaller masana geliyor. İnsanlar seninle fotoğraf çektirip tebrik ve teşekkür ediyor. Senin için mutlu olduğunu belli ediyor!



10-    İçinden geldiği gibi davranmak var


Ne giydiğin, nereye gittiğin, ne yediğin ve nasıl eğlendiğin hepsi sana kalmış! İçinden ne geliyorsa, nasıl geçiyorsa onu yapma hakkına sahipsin. Çünkü her düğün ve nikahta olması gerektiği gibi asıl önemli olan senin ve eşinin ne istediği, nelerden hoşlandığı ve ne hissettiği! Uzaktan akrabaların, ayıp olmasın diye çağırdığın arkadaşların ya da tanıdıkların; yiyecek, içecek, eğlenecek diye değil, sen istiyorsun diye yap her şeyi. Unutulmaz bir anı yarat kendin ve eşin için. Ve bunu yapacak cesarete ve akla sahip olduğun için kendinle gurur duy!
 

11