Fahriye Evcen ve Burak Özçivit'in başına gelen sevimsiz durum

12 Mayıs 2018, Cumartesi 10:24
AA
Fahriye Evcen ve Burak Özçivit çiftinin geçen hafta Afrika seyahatinde safari turu sırasında bir Çita ile çektirdikleri fotoğraf başlarına dert oldu. Fotoğrafta çitanın uyur halde baygın görüntüsü tüm hayvan severleri ayağa kaldırdı. Her ne kadar fotoğrafları çektirdikleri tesisten "Burdaki hayvanları iğne ile sakinleştirmiyoruz" açıklaması gelse de başları ağrımaktan kurtulmadı. Afrikaya giden her insan gibi onlar da orda vahşi hayvanlarla fotoğraf çektirmek için uğraşmışlar.



Ben de birçok insan gibi vahşi doğada bu hayvanların fotoğraf malzemesi yapılması ve rahatsız edilmesi taraftarı değilim. Ancak ünlü oldukları için günah keçisi ilan edilmeleri ve herkesin onları yerden yere vurması da kaçınılmaz oldu.


TARKAN'IN ÖPÜCÜKLÜ SELAMI

 
Tarkan genelde ödül töreni gecelerine çok gitmez. Teknolojinin nimetlerinden yararlanarak yıllar içinde bu törenlere ya canlı bağlanır ya da bir video çekerek katılırdı. Zaman zaman sosyal medyaya yüklediği videolardaki sesi ve mimikleri de Tarkan olduğundan dolayı çok konuşulurdu.



Aylar önce sosyal medyada baba olduğunu duyurduğu video kimileri tarafından komik bulunup skeçlere bile konu oldu. Geçen günlerde MGD Ödül Töreni'ne katılamadığı için salonda bulunanlara yolladığı video da aynı tattaydı. Barkovizyondan yayınlanan Tarkan'ın mesajı yine bol mimiklerle dolu ve biraz zorlama ve sonu o meşhur Tarkan öpücüğü ile bitiyordu. Salonda kimisi bu videoya çok güldü kimisi de videoyu çok sempatik buldu.
 

CHRİS NOTH İLE SPOR YAPTIK

 
Nusret restoran zincirlerinin Kapalıçarşı’da yeni açılan şubesi için İstanbul'a gelen Chris Noth sürpriz isimlerdendi. "Sex and The City" ve "Law & Order" gibi dizilerin başrol oyuncusu Noth İstanbul’da 3 gün kaldı.



Pera Palas'ta konaklayan Chris Noth için hayranları uzun kuyruklar oluştururken ben birebir spor yapma şerefine nail oldum. Tesadüfen spor yaptığım Pera Palas'ın spor salonunda karşılaştığım ünlü aktörle yanyana koşu bantlarını paylaştık .İstanbul'a gelirken kendi spor hocasını da yanında getiren Noth her gün salonda 1 saat aksatmadan çalıştı. Cool ve mesafeli Noth'la selamlaşsak da o terli ve saçı başı bir yerde haliyle saygımdan fotoğraf çektirme teklifinde bile bulunmadım.
 

ÜNLÜ KADINLAR "ONLAR'IN ÖYKÜSÜ" İLE BULUŞTU

 
Gazeteci ve çok sevdiğim dostum Ömür Sabuncuoğlu 12 ünlü kadının öykülerini bir kitapta buluşturdu.
Kız çocuklarının okumasına destek vermek amacıyla yola çıkılan öykülerin hepsi birbirinden çarpıcı ve ilginç.


Ajda Pekkan, Nebahat Çehre,Bergüzar Korel, Demet Evgar gibi isimlerinde bulunduğu "ONLAR'IN ÖYKÜSÜ"nde Ömür Sabuncuoğlu'nun "Canım Ağabeyim’ adlı öyküsü de yer alıyor. Kız çocuklarına karamsarlıktan kurtararak kendi yazgıları için mücadele çağrısında bulunan öykülerin hepsi birbirinden başka ve çok özel.
 

ALAÇATI'NIN NAİF VE ŞIK VİENTO'SU

 
Geçen hafta sonu Alaçatı'nın keyifli butik Oteli "Viento"ya kondum. Sezonu çoktan açan Alaçatı tam şenlik havasındaydı. Viento Otel'in misafirlerini evindeymiş gibi hissettirmesi ve personelinin güzel enerjisi gelen herkese yansıyor. Otelin havuz başında sakinliği ve huzuru herkese yansırken yine otelin içinde yer alan SOTA restoranda yemek sonrası keyifli bir şekilde eğlenmek insana iyi geliyor. Otelin sahipleri Figen Hanım ve Zaim Bey her detayla da birebir kendileri ilgileniyorlar.



Otelde  kahvaltıdan akşam yemeğine kadar sunulan her şey doğal ve sağlıklı. Alaçatı'nın ilk ve tek kabuklu restoranı olan SOTA'nın lezzetleri saymakla bitmez. İstakozdan karidese denizden çıkan her lezzet damaklarda buluşuyor. Gittiğim akşam parmaklarımı yediğim mezelerin dışında lakerdanın tadı hala damağımda. İzmirli şef Osman Sezener'in danışmanlığını yaptığı SOTA'da ambiyansı sağlayan güzel müzikler de Tuna Taşkın imzasını taşıyor.
Bir küçük not daha iliştirmek gerekirse tüm masaları dolan SOTA restorana gitmeden çok önce rezervasyon yapmanızı tavsiye ederim.
 

THY'NİN BALATALARI  ISINIRSA

 
Her seyahatimde bilet ararken ilk önceliğim hep Türk Hava Yolları olmuştur. Güven dışında kendimi rahat hissettiğim havayolu unvanı şu sıralar önceliğimden maalesef yavaş yavaş çıkıyor. Geçen haftasonu İzmir tarifeli uçuşumda personelin yavaşlığı ve ilgisizliği gözüme çarparken dönüş uçağında yaşananlar tam bir kabus gibiydi.

15.05 uçuşumuz 45 dakika rötar sonrası tamamen teknik arıza nedeni ile iptal edildi. Tüm yolcular bilet ofisine yığılırken tam bir keşmekeş yaşadı. Bir tek görevli bile insanları doğru yönlendiremedi, üstelik bilet ofisinde çalışanlar da çok kabaydı. O sıralarda ek uçuşun konulacağı söylense de o ek uçak tarifeye konulamayarak yolcuların bir kısmı 20.40 uçuşuna diğerleri de 23.00 uçuşuna konuldu. 6 saatin sonunda bindiğimiz uçağın kalkış için pist başında 40 dakika beklemesi de evlere şenlikti. Kaptan pilotun "Fren balataları ısındığı için soğumasını bekliyoruz" anonsu herkesi şoke ederken bir yandan da panikleti. Havaalanında beklediğimiz süreyle beraber tam 8,5 saat sonunda İstanbul'a varmak tüm yolculara yeri öptürdü. 
 

ŞU SIRALAR BAYILDIĞIM 2 ŞARKI

 
Ziynet Sali (Deli Divanenim): Bu şarkıyı geçen günlerde Ziynet'in hem doğum günü kutlaması hem de single tanıtımı vesilesiyle dinlemiş oldum. Ziynet slow şarkı hallerinden çıkıp bu şarkıyla tam 12'den vurmuş. Müptelası olduğum "Deli Divanenim" çevremdeki herkesin de kanına girdi. Sözü müziği Sezen Aksu'ya ait şarkı şimdiden radyoların en favori şarkısı haline geldi.
 
Emre Olgun (Yüz Kere Bin Kere): Single'ı çıkmadan önce de müzisyen kimliğini her zaman sevdiğim Emre Olgun, şarkısıyla birkaç aydır benim ruhumu ve kulağımı tavladı. Emre'nin naif ve dokunan sesi erkek vokaller içinde en sevdiğim tarzlardan. Söz ve müziği kendisine ait olan "Yüz Kere Bin Kere" yi hala dinlemeyenler için şiddetle tavsiye ediyorum.

 

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.