Bize gerçekleri, insan olmayı hatırlatan film

16 Eylül 2018, Pazar 05:00
AA

Mültecilerle ilgili en son izlediğim film ‘Daha’ydı... Hikayesi Hakan Günday, yönetmenliği Onur Saylak imzalı filmden çok etkilenmiştim.

Savaştan kaçan çaresiz insanların nasıl da psikopat insanların eline düştüğünü, yaşamak için nasıl bedeller ödediğini izleyip mahvolmuştum.

Yurt dışında bolca ödül alan filme biz hakkını veremedik elbette. Gerçekler acıdır çünkü, yokmuş gibi davranmayı seçtik. Şimdi vizyonda Suriyeli göçmenlerin yaşam savaşını anlatan yeni bir film var.

Andaç Haznedaroğlu’nun filmi ‘The Guest’ yani ‘Misafir’. Bu kez hakkını verelim; yok saymayalım; hayatı, insanlığımızı sorgulayalım istiyorum.

GERÇEK HİKAYELER

‘Misafir’ Suriye’deki savaştan kaçarak İstanbul’a gelen 8 yaşındaki Lena’nın sarsıcı hikayesini anlatıyor özetle. 4 yıl önce kucağında bebeğiyle arabasının önüne atlayan Suriyeli bir kadın çektiriyor bu filmi Andaç Haznedaroğlu’na.

Çaresiz, hasta bebeğiyle yardım dilenen bir kadın. Önce hiç umursamıyor, sonra ‘n’oluyoruz ya’ diyerek araçtan iniyor, ilgileniyor, hasta bebeği hastaneye götürüyor.

Yerleri yurtları yok, perişanlık diz boyu tabii. Sonra Doğu’ya gidiyor, bu insanlar nasıl geliyor, hangi koşullarda yaşıyor diye kampları geziyor, araştırıyor, konuşuyor, dinliyor, 2-3 yılda senaryoyu yazıyor ve ortaya göçmenlerin gerçek hikayelerini anlatan bu film çıkıyor.

ŞİMDİ SIRA BİZDE

Andaç Haznedaroğlu filmi hem yazdı, hem yönetti; Suriyeli göçmenleri oynattı. O yüzden çok gerçekçi, çok vurucu. Dublin ve Montreal’de ödüller aldı. Şimdi sıra bizde.

Bazen savaşın neden çıktığını bile hatırlamıyor, düşünmüyor, kimsenin acısını umursamıyor, her şeye duyarsızlaşmayı seçiyoruz ya… İşte bu filmler o yüzden önemli, izlenmeli. Bize gerçekleri, insan olmayı hatırlattığı için.

Çağdaş sanat zamanı

“Eylülle birlikte İstanbul’da kültür sanat etkinlikleri patlama yapacak, hazırlanın” diye yazmıştım daha önce... İşte o sanat dolu günler gelip çattı. Türkiye’nin en önemli çağdaş sanat fuarı Contemporary İstanbul’un 13’üncüsü; 20 Eylül Perşembe Lütfi Kırdar’da başlıyor. Geçen yıl 4 günde 80 bini aşkın ziyaretçinin gezdiği fuarda; 54’ü yurt dışından, 83 galeri eserlerini sergileyecek. Bu gerçekten önemli bir detay...

Contemporary İstanbul’un başkanı Ali Güreli de söylüyor: “Böyle bir dönemde katılan galerilerin yarıdan fazlasının yurt dışı merkezli olması, uluslararası sanat piyasasının Türkiye’ye güvenini gösteriyor...”

Bu arada her yıl, fuarın popüler isimleri de oluyor... Mesela popüler işlerle öne çıkan, Cem Yılmaz eserlerini satın aldığı için çok konuşulan sanatçı Emre Yusufi... Geçen yıl boks eldiveni giymiş dev Herkül heykelinin önünde poz vermeyen yoktu.

Okuduğum kadarıyla bu yıl da selfie çeken Herkül heykeli olacakmış sergisinde. Sonra Ahmet Güneştekin... Göbeklitepe kazılarından etkilenerek, 11 bin kurukafa ve 15 bin boynuzdan yaptığı ‘Ölümsüzlük Odası’ isimli dev eseri Lütfi Kırdar’ın önünde sergilenecek. Belli ki yine çok konuşulacak. Daha neler var, neler...

Tam 650 sanatçının 2 bine yakın eseri sergilenecek. Ali Güreli’nin de dediği gibi; zor zamanlar geçirdiğimiz şu günlerde, sanatın iyileştirici ve birleştirici gücünü atlamayalım.

Akaretler’de bi’şeyler oluyor

İstanbul’un sokaklarında bir başka sanat etkinliği daha var: Artweeks@Akaretler. Bilgili Holding ve Sabiha Kurtulmuş’un organizasyonu olan Artweeks@Akaretler, 17-30 Eylül tarihleri arasında yapılacak ve yerli ve yabancı çok sayıda sanatçının eserleri iki hafta boyunca Akaretler 37, 39, 45 ve 55 numaralı binalarda sergilenecek.

Etkinlik süresince W Otel’de de sanatçı ve koleksiyoner buluşmaları, workshoplar, sanat sohbetleri, müzik ve eğlence olacak. Contemporary İstanbul rüzgarı başlamadan, zaman ayırın, görün derim.

Kahve aşkına festival

Bitti mi sandınız? Hayııır bitmedi! İstanbul bir taraftan sanat eserleriyle haşır neşir olurken, bir taraftan da kahveye doyacak. Çünkü her sene merakla beklediğimiz İstanbul Coffee Festival, 20-23 Eylül tarihleri arasında KüçükÇiftlik Park’ta.

Geçen yıl tam 40 bin kişinin ziyaret ettiği, 183 markanın yer aldığı, 57 seminer, 49 workshop ve 27 canlı müzik performansının gerçekleştiği festivalin 5’inci yılı. Geçen yıllarda ziyaret edenler görmüştür, festivaldeki izdiham ‘ne kahve aşkıymış’ dedirtiyor.

4 gün boyunca şehrin buluşma noktası halini alan festivalde; evde iyi kahve yapmayı öğrenme teknikleri, workshop’lar, konserler, söyleşiler gerçekleşiyor. Şehir kahve eşliğinde sosyalleşiyor. Festival biletleri dsmbilet.com adresinde, benden söylemesi.


Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.