Cunda, Bodrum'dan pahalı mı?

03 Ağustos 2016, Çarşamba 16:00
AA

Değil elbette... Maksat “Orayı neden sevdin, neden övdün? Çarpıtıyorsun” diye itiraz etmek! Böyle bir durum var. Bir şeyi sevdin mi, övdün mü, tavsiye ettin mi; eleştirirler, hesap sorarlar, hemen suçlarlar.

Senin gerçeklerinin, fotoğrafın öbür yüzünün bir önemi yok yani. Herkes tek tip olmak zorunda, koyun sürüsü gibi aynı şeyi beğenmek zorunda, aynı şeyi tüketmek zorunda.

Bu böyle maalesef. Pazar günkü yazımda Cunda’yı anlatmıştım… Bodrum ve Çeşme’nin uçuk fiyatlarına, gürültüsüne, hatta yapaylığına gönderme yaparak “Cunda daha huzurlu, daha sakin ve daha ucuz” demiştim.

Sen misin diyen! Okurlardan bir sürü itiraz geldi. Bir okur şöyle diyordu mesela: “Bugünkü yazınızda Cunda adasından övgüyle bahsetmişsiniz. Ben de gittim ama hiç de sizin anlattığınız gibi bir durum yoktu…

Her taraf çöplük içindeydi... Sahildeki restoranlarda fiyatlar 5 kat pahalı idi. Örneğin barbun balığının kilosu için 80 TL fiyat verildi.

Başka restorana geçtik, orada da farklı değildi. Hatta sahil şeridinin arka sokaklarından lağım sularının aktığını gözümle gördüm. Konaklama keza uçuk rakamlarda. Küçük bir butik otel için 250 TL gecelik fiyat verildi.

Biz de o gece sinirimizden Çeşme'ye hareket ettik. Yani sizden ricam gerçekçi yazılar yazın, insanları etkilemek için çaba sarfetmeyin. Zira Bodrum ve Çeşme’yi Cunda ile kıyaslamak komik oluyor…”

Bunlara bir cevabım var elbette, aşağıdaki yazıda…

Belediyelerin suçu büyük

Bu mailleri aldıktan sonra biraz araştırma yaptım, bir-iki otel ve kafe sahibi ile konuştum.

Anlattıkları şu: “Geçen seneye kadar Cunda’da lağım ve çöp sorunu vardı... Yıllardır CHP’li belediyeler hiçbir şey yapmadı, hizmet etmedi.

Son seçimde Balıkesir büyükşehir oldu; AKP’li Büyükşehir Belediyesi de Ayvalık’ta çalışmalara başladı...”

ALTERNATİF BOL

Lağım ve çöp sorunu çözülmüş. Hatta şu anda Ayvalık ve Cunda adası arasındaki köprü yenileniyor. Yaz ortası turistlere işkence olsun diye herhalde!

Bugüne dek pek de çalışmayan, yatırımları yapmayan CHP’li belediye ve başkanların günahı büyük yani. Esnafın ortak görüşü bu. ‘Cunda pahalı’ mı mevzusuna gelirsek...

Bence değil... Ne aradığınıza bağlı olarak farklı alternatifler bulmak mümkün.

Butik otel dediğinde belli bir parayı gözden çıkarırsın, deniz kenarında balık yersen yine aynı şey geçerlidir.

Ama kesin olan şey;

Bodrum ve Çeşme’den daha yüksek fiyatlar görmemiş olmam. Net! Belki sayın okurumuz bütçesine uygun yerlere gitmemiştir, orasını bilemem artık.

O yüzden ‘bizi yanıltma’ suçlaması yersiz. Sonuçta herkesin tatilden beklentisi, aradığı şey farklı. Ben huzurlu, sessiz, sakin, doğal tatilden yana biri olarak kendi gerçeklerimi yazdım.

BÜTÜNE BAKSAK

Her tatil beldesinin iyi yanları kadar kötü yanları; hoşlukları kadar eksikleri olabilir... Ben bütüne bakmayı tercih ediyorum.

Bana hitap eden şey sana hitap etmedi diye, benim gibi zevk almadın diye beni suçlayamazsın. Herkesin gerçekleri farklı demek ki!

Bu vatandaş niye sevişmiyor?

İsveç basınında “İsveçliler artık daha az cinsel ilişkiye giriyor” haberleri yer alınca, İsveç Sağlık Bakanlığı vatandaşların seks alışkanlıklarını incelemeye almış...

3 yıl sürecek araştırmada çiftlerin neden daha az seviştikleri, bunun nedeninin stres olup olmadığı araştırılacakmış.

Bakanlık diyor ki, “Eğer stres yüzünden sevişilmiyorsa, bu da politik bir sebeptir ve bunun üzerine kafa yormalıyız...”

Ne acayip değil mi? Hükümet stresin nedenini bulmayı kendine görev edinmiş. Ne güzel hayatlar bunlar ya... Demek İsveç o kadar sorunsuz bir ülke ki, hükümet kendine iş arıyor!

Aşırı stres altındaki Türkler’i kim düşünsün peki?

Yapma kendine bunu

Günlerdir Seren Serengil’in tatil fotoğraflarına bakıyor, tatil günlüğünü okuyoruz. Malum, tüp mide ameliyatından sonra 19 kilo verdi ya, ‘vücudu sarktı mı sarkmadı mı’ diye peşinde koşan gazetecilerle köşe kapmaca oynuyor.

Verdiği kilolar yüzünden sarkan vücudunu daha önce belgeleyen gazeteciler kendisini tekrar çekmesin diye şekilden şekile giriyor, yattığı yerde giyinip pareoyla örtünmeye çalışıyor.

Sürekli bir debelenme hali. Niye insan kendine bunu yapar anlamıyorum... Ya ‘Kime ne benim vücudumdan’ diyerek özgürce gir denizine…

Ya da görüntü vermek istemiyorsan; paparazzilerin konuşlandığı Bodrum’un göbeğinde tatil yapma! Ama yeter ki bu şekilde eziyet etme kendine.

Haklı çıkmanın gururu bu tişörtlerde

Gün geçmiyor ki, memleketteki her musibetin FETÖ’cülerin eseri olduğu ortaya çıkmasın… Gerçekten enteresan. Fener’in şike davası da bunlar arasındaymış.

Önce emekli Tümamiral Semih Çetin ekranlardan ‘FETÖ’nün karşısına ilk olarak sarı-lacivert duvar çıktığını’ söyledi...

Ardından eskiden Fethullah Gülen’e yakın olan yazar Hüseyin Gülerce, şike kumpasının Aziz Yıldırım’ın Gülen’le ilgili olumsuz sözleri yüzünden kurulduğunu açıkladı.

İlker Başbuğ da, Fenerbahçe'nin “en başından beri bu örgütle tek başına mücadele etttiğini” açıkladı önceki gece.

Tüm bu gelişmeler Fenerbahçe caimasını harekete geçirdi ve bu süreç kulübün tişörtlerine da yansıtıldı.

ÇOK ‘ŞIK’ HAREKETLER...

Başkan Aziz Yıldırım’ın “Ne şikesi, memleket elden gidiyor” ifadesi Semih Çetin’in ‘sarı-lacivert duvar’ ifadesiyle birleştirildi ve yeni tişörtlerde kullanıldı.

Başkan Yıldırım’ın “Demedik mi?” sözü de, haklı çıkmanın gururuyla bir başka tişörtte yerini aldı.

Bir Fenerli olarak bu hareketi çok şık buldum, bu konuda hemen refleks gösterilmesini de takdir ettim. Üstelik ‘Her eve lazım’ sloganıyla satılacak 19.95 TL’lik bu tişörtlerin satışında kâr amacı güdülmeyecek.

Önümüzdeki sezon tribünler bu tişörtten geçilmeyecek belli ki.

Makara

İçimdeki Pollyanna’nın sesi çıkmıyor, öldü galiba!