İstanbul'da kahvaltının mutlulukla ilgisi yok!

28 Ocak 2018, Pazar 05:00
AA
Süreya “Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı” demiş ama… İstanbul’da pazar günleri yaşanan kahvaltı çılgınlığını görse, emin olun sözlerini geri alırdı.

Kahvaltı için hunharca yollara düşen, kapılarda uzuuun kuyruklar oluşturan, özellikle sahilde korkunç bir trafik yaratan bu çılgınlığın mutlulukla falan ilgisi yok bence. Olsa olsa eziyetle ilgisi vardır! Allah aşkına siz söyleyin…

Normalde pazar, trafiğin en sakin olduğu gün değil midir? Peki pazarları bu şehirde trafik ne hale geliyor biliyor musunuz? Akşam iş çıkışı trafiğini ararsınız yemin ederim! Neden? Çünkü Türk halkı kahvaltı yapacak diye! Tamam hafta içi hepimiz çalışıyoruz, kahvaltı keyfi yapamıyoruz, çoğunluğumuz ağzımıza bikaç şey tıkıştırıp kör karanlıkta yollara düşüyoruz ya da ofis masalarında simitler, poğaçalar kemiriyoruz...

Hafta sonu gelince de, özellikle pazarları, mükellef bir kahvaltı sofrasının tadını çıkarmak istiyoruz, kahvaltıcı aramak için yollara düşüyoruz.

Sonuna kadar hak veriyorum, hatta destekliyorum çünkü bunu hak ediyoruz. İyi de, yaptığımız kahvaltının mutlulukla bir ilgisi yok ki! Niye böyle diyorum, neden dışarıda kahvaltı yapmaya son verdim bir bir sıralayayım...

Bakınız aşağıdaki yazı…

NE DEMEK 'BİZDE DEMLEME ÇAY YOK'!

 ■ Pazar kahvaltısı dediğin uzun olur, gazeteler okunur, keyifle sohbet edilir değil mi? Artık öyle değil işte! Özellikle ilgi gören bir mekana gittiysen, kahvaltın bitince gözünün içine bakıyorlar ‘kalk’ diye. Çünkü kapıda onlarca insan aç bilaç kahvaltı bekliyor, senin keyfinin sırası mı şimdi?

■ Kahvaltıya çoluk çocuk gidildiği için müthiş gürültü oluyor. Çocuklar masaların arasında deli gibi koşturup çığlıklar atarken anneler babalar oralı olmuyor bile. Sen konuştuğunu duymaz halde kahvaltı yapmaya çalışıyorsun. Değer mi?

■ Bazı cool mekanlarda Türk çayı olmuyor mesela! İnanılmaz ama gerçek. Diyelim, “Tereyağda yumurta, bir de çay” diyorsun; garson “Yalnız demleme çay yok, özel bilmem ne çayı demliyoruz” diyor. Demliyoruz dediği de küçük bir demliğe poşet çay batırmış! İddialı kahvaltın var diye hava atıyorsun ama demleme çay vermiyorsun. Bu neyin havasıdır arkadaş!

■ Eciş bücüş bir kaç sebzeyi söğüş yapıp, saçma birkaç peyniri köy kahvaltısı diye satanları, bunlara dünyanın parasını isteyenleri de ekleyin listeye… Niye pazarları kahvaltıya çıkılmaz dediğimi anlayın.

ERKEKLER AZ PARA HARCAYAN KADIN İSTİYOR!

Önceki akşam Twitter fenomeni Ömür Özdemir’in ‘Fazla Şaapma’ isimli oyununa gittim. Keyifli ve samimiydi. Gösterinin ikinci bölümüne soru cevap bir performans koymuş Ömür. Konuğu da popçu Murat Dalkılıç’tı. Ömür sordu, “Ne tip kadınlardan hoşlanırsın?” Murat net cevapladı:

“Az para harcayan kadınlardan!” Artık ne yaşadıysa adamcağız, bir anda çıktı ağzından. Numara değildi; o kadar samimi, o kadar gerçekti ki söylediği. Salon kahkahadan yıkıldı.

Erkeklerden o kadar çok sık duyuyorum ki benzer şeyleri. Erkeği proje olarak gören, ‘ne koparırsam kârdır’ diye bakan, sürekli isteyen kadınlardan yılmış durumdalar. Erkekler ilişkiden neden kaçıyor şimdi anlıyor musunuz kızlar?

ŞU HUSUMETİN ETTİĞİNE BAK

Gülben Ergen mahkemenin tebdir kararına rağmen aleyhinde konuşmayı sürdüren Seren Serengil’i hapse attırdı. Evet kelimenin tam anlamıyla olan bu. Seren Serengil üç gün hapis yatıyor şimdi.

İki kadının aralarındaki husumetin onları getirdiği noktaya bakar mısınız? Kim haklıdır kim haksızdır tartışmasına hiç girmiyorum çünkü yıllardır kozlarını paylaşamıyorlar, kendi aralarındaki mesele.

Ben bu olayda, hakimlerin istendiğinde ne kadar hızlı karar verebildiğine şaşırdım. Adaletin ne kadar hızlı işlediğine takıldım.

Hayvana işkence edenlere, kadına hayatı zindan edenlere, çocuk istismarcılarına, hırlıya hırsıza ceza yok; ekranda yorum (bazılarına göre gıybet) yapan yorumcuya ceza var! Tuhaflıklarla dolu bir ülkeyiz yemin ederim.