Moda dergisi yerine o zihniyeti poşetleyin!

01 Nisan 2017, Cumartesi 05:00
AA
Olaylar, olaylar…

Geride bıraktığımız haftadan biriken öyle çok konu var ki, iki çift laf etmeden olmaz.

Mesela ünlü moda dergisi Elle’in mart sayısı ‘küçüklere zararlı olduğu’ gerekçesiyle ‘muzır neşriyat’ kapsamına alındı.

Açalım bakalım hemen ‘muzır neşriyat’ nedir?

Erotik, pornografik, cinsellik içeren basılı yayınlardır.

Başbakanlık tarafından oluşturulan ‘Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu’ da basılmış ürünlerin küçüklere zararlı olup olmayacağını değerlendiriyor.



‘ONLAR BENİM MALIM!’

İşte Elle’in mart sayısındaki bazı yazı ve fotoğrafların 18 yaşından küçüklerin maneviyatı üzerinde muzır tesir yapacak nitelikte olduğuna bu kapsamda karar verildi. Karar uyarınca da, derginin kapağına ‘küçüklere zararlıdır’ ibaresi konması ve derginin poşette satılması istendi.

Türkiye’nin en ünlü moda dergilerinden biri ve muzır neşriyat! Enteresan tabii. Neyse, avukatlar itiraz edecek, karar ne zaman hayata geçecek bilmiyorum ama olayımız bundan sonra bu. Benim derdimse bambaşka…

Bir moda dergisi ‘küçüklere zararlı’ diye poşete konulup satılacak, ülkenin en zengin, en ünlü işadamlarından Ali Ağaoğlu “Kadınlar benim malım” diye röportaj verecek. Hayır, onunla birlikte olan kadınlar bir adamın malı olmaktan rahatsız olmuyorsa bize ne tabii...

AĞZINA DÜĞÜM ŞART

Ama asıl poşetlenmesi gereken, küçüklerin duymaması gereken şey bu zihniyet değil mi? Poşetlenmeli, ağzı da sıkı sıkı kapatılıp düğüm atılmalı. Ki bunları duyan küçükler, gencecik beyinler bu sözlerden etkilenmesin, onu örnek alıp kadınlara malı  gibi davranmasın, kızlar da bunların normal ve doğal olduğunu düşünüp kendisine malı gibi davranan adamların kollarına koşmasın. ‘Küçüklere zarar’ açısından bakacaksak, buradan ilerleyelim bence. 

KAPIMA DAYANAN ADAMI POLİS SERBEST Mİ BIRAKACAK?

Haftanın biriken konuları arısında daha neler yok ki…

■ Dünyanın en büyük otelcilik sitesi booking.com’un yasaklanması şaka gibi. Zaten dibi görmüş, canı kalmamış ülke turizminin üzerine bir güzel toprak atılmış oldu, mis. TÜRSAB oyunda yenilince kıskançlık yapan çocuklara benzemiyor mu?

■ Haftanın en absürd haberlerinden biri: Mardinli Melek Akarmut, Marilyn Monroe’ya çok benziyormuş, (kim dediyse artık) o yüzden Marilyn Monroe kılığına girmiş, kapı kapı gezip ‘Evet’ oyu istemiş. Her şey iyi güzel de, neden o kıyafetle?



■ ‘Hükümeti indireceklermiş.. Siz benim donumu bile indiremezsiniz’ pankartı taşıyan çocukla gurur duyup zevkten dört köşe olan hükümetin ileri gelenleri, “Biz yaptırmadık, pankartı görmedik” diyorlar malum. Biz de inandık! Görmediğiniz şeye niye gülüyorsunuz? Madem pankartı onaylamadınız, neden çekip çocuğun elinden almadınız, yapanları da uyarmadınız beyler? Çok ayıp.

■ Kelebek yazarı Melike Karakartal’ın başına gelenler korkunç. Kendisini bir süredir rahatsız eden kişinin kargocu diye kapısına dayanması yeterince vahim. Ama adamın serbest bırakılması daha da vahim. Benim de başımda benzer bir bela var.

Mailden, sosyal medyadan rahatsız ediyor. İşyerimde ‘Arkadaşıyım, süpriz yapacağım’ diyerek kapıdaki güvenliği atlatıp karşıma çıkmışlığı bile var. Emniyet teşkilatı söylesin, ne yapalım? Bize zarar vermelerini mi bekleyelim?

SEN ZEHRA'NIN ANNESİ MİSİN?

Hülya Avşar’ın kızı Zehra Çilingiroğlu nereye gitse, hangi adımı atsa haber. Pek çok ünlünün çocuğu için durum aynı ama Hülya Avşar gibi basınla arası iyi, onlara bol malzeme veren birinin kızı olunca daha çok üzerine gidiliyor galiba. Kafede oturmasının bile haber olması bir yana, kullanılan dil de enteresan...

Genç bir kıza annesi babası gibi ayar veriyorlar. Zehra Çilingiroğlu, bu kez de sigara içtiği için ayar yemiş basından! ‘19 yaşındaki genç kızın elinde sigara olması dikkat çekmiş, yaşıtlarına kötü örnek oluyormuş’.

Birincisi, sen kızın ebeveyni misin, sana ne?



İkincisi, biri ünlülerden etkilenip kötü alışkanlık ediniyorsa, onda yüzde yüz kişilik bozukluğu vardır! Çok saçma değil mi?

Genç bir kız o. Yanlış yapıyorsa da ailesi bakar, ilgilenir. Size ne oluyor?

YENİ BİR KANAL DOĞDU

Salı günü Sony Channel gecesindeydim. Japon medya devi Sony Pictures, Sevin Ergun’un sahibi olduğu Planet kanallarının yüzde 51’ini satın aldı, ‘hayatı yakala’ sloganıyla yayın hayatına başladı. Yani yeni bir kanalımız daha oldu. Gecede öğrendik, bu birleşme kolay olmamış...



İmzalar önce Atatürk Havalimanı saldırısı yüzünden ötelenmiş. Tam ikinci hamle derken, bu kez 15 Temmuz darbe girişimi olmuş. Reina saldırısı da eklenince iki taraf için de kolay olmayan bir birleşme gerçekleşmiş. 148 ülkede 160 TV kanalıyla 2 milyar haneye ulaşan dev şirketin Türkiye’den vazgeçmemesi bu yüzden son derece önemli. Bu ülkeye gelmeye korkan yatırımcılar için paha biçilemez.

Kanal, şifresiz yayınla 200’den fazla ödüllü filmi, 100’ün üzerinde ödüllü diziyi Türk seyircisinin karşısına çıkaracak. Gecede konuşulan diğer konu da Digitürk’ün kanalı henüz bünyesine almadığı. Parayla sattığı film ve dizilerin parasız bir kanalla seyirciye ulaşması elbette Digitürk’ün işine gelmiyor.

Yeni moda: Drunch!

Artık bilmeyen yok, hafta sonları sabah kahvaltısı ve ögle yemeği birleşince adı ‘brunch’ oluyor. Kahvaltı ve ögle yemeğinin İngilizce isimlerinden türemiş bir isim. Brunch akımını özümsedik ya, ne de olsa artık pazarları brunch yapmayanı dövüyorlar ya, yeni sürüm geldi...



Şimdi de ‘Drunch’ modası başladı! Pazar günleri saat 11.00-15.00 arası lunch (öğle yemeği) ve drink (içki) etkinliğinin birleşmesi böyle adlandırılıyor. Mekanlarda artık drunch modası var, söylemedi demeyin!

MAKARA

Hayat felsefem: “Gelmişken, bunu da dert edineyim bari!” (Twitter’dan)