Okuyucu şanslı

17 Mart 2011, Perşembe 05:00
AA

Geçen günkü yazınızı okudum, çatı piyesli daireler hakkındaydı, benim de çatı piyesli diye aldığım bir daire var ancak benimki 2+1. Tapuda da hisse 1/1 yazıyor. Komşumunki ise altlı üstlü aldı. Bu durumda ben dairemi satamayacak mıyım?  D.M.

Gayrimenkullerle ilgili ihtilaflar o kadar çeşitli ve sayısal olarak da o kadar çok ki, sebebi belli. Vatandaş hukukçu değil. Bu nedenle gayrimenkul alımında neyi nasıl yapacağını bilmez. Bu arada bu işi bilen ve işin hilesine sapmaya niyetli birinin karşısında savunmasız kalıyor. Çok ama çok uygulanan bir yöntem.

[[HAFTAYA]]

Artık peşin para sayılıp hazır daire almak kolay değil. Onun için taksit taksit para ödenerek yapılmakta olan daire alınıyor. Yapılmakta olan daire için de hukuki işlem, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi. Bu sözleşme şekle tabi. Noterde özel şekilde yapılma mecburiyeti var. Ancak satıcılar notere harç ödememek için gitmiyor. Düz beyaz kağıda satış vaadi sözleşmesi yapıyor. Ama bu geçersiz. Dolayısı ile çıkacak ihtilafta alıcı vatandaş, para ödediği halde malını alamıyor. Bunun çözümü şart. Bunun çözümü için benim düşüncem, bu tür sözleşmelere bir avukatın katılması mecburiyetini getirmek. Avukat nezaretinde yapılacak sözleşmede vatandaş mağdur olmayacak. Şimdi okuyucumun sorusunun yanıtı. Tapusunda hisse tam olarak görünüyor ise mülkiyet yönünde bir problem yok. Ancak çatı piyesli denilip düz daire satılmasının arkasında bir mesele var gibi. Satmak isterse satamaz mı? Satar. Mülkiyet yönünde bir problemi yok. Bu okuyucu nisbeten şanslı. Pek çok vatandaş satamayacak şekilde kandırılmış halde.

Bir iyi bir kötü haberim var

1990 yılında işe girişim var ve SSK’ya bildirildiği halde prim borcu ödenmemiş. Sonra iş değiştirdim bu defa da işveren beni SSK’ya bildirmemiş. Ancak bu işten 1999 yılında ayrıldım. Bu benim emekliliğime etki eder mi? Ne yapabilirim?  T.E.

Elbette emekliliğinize tesir eder. Birincisi, işe girişiniz bildirilmiş bu büyük avantaj, çalışma gün sayısı bu tarihten başlayacak, ancak eksik kalan primlerin ödenmesi gerekecek yani bunun telafisi var. Ancak ikincinin telafisi yok. Zira, işyerinin işe giriş bildirmemesi halinde işe son verildikten sonraki beş yıl içinde dava açarak çalışılmış günlerin saydırılması talebi mümkün. Ancak 1999 yılında işe son verildi ise bu beş yıl bugün geçmiş demektir ki saydırma talebi ile dava açma imkanı kalmamış.