Önce kredi ihtilafını halledin

29 Mart 2011, Salı 05:00
AA

Eşimin bir bankada hesabı var, benim aynı bankada kredi sorunu olan bir hesabım var bir de müşterek hesabımız var. Müşterek hesabı bloke etmişler kapatamıyoruz. Ancak eşimin problemli kredi hesabında da herhangi bir imzası yok. Bu durumda ne yapabiliriz?  Ö.E.

Doğrusunu isterseniz probleminiz belki tam olarak böyle de değil. Bu açıklamayı yapma ihtiyacını duymamın nedeni, size tam olarak yardımcı olmak istememdir. Ancak anlatımınız o kadar karışık ki bu özeti çıkarmak için yaklaşık yarım saat olayın ne olabileceği konusunda düşündüm ve bu sonuca vardım.

[[HAFTAYA]]

Öncelikle söz konusu ihtilaflı kredi hesabında eşinizin imzasının bulunmadığından söz ettiğinize göre bu hususa bakmak lazım. Eşinizin imzasının bulunmayışı sanki bana kefaletten kaynaklanan bir problem gibi geldi. Dolayısı ile tavsiyem ihtilaf dediğiniz hususu bankadan yazı ile sorun ve size yazı ile yanıt verilmesini isteyin. (Belki bugüne kadar böyle bir yazı aldınız) elinizdeki bu yazı ile mahkemeye başvurun ve bir menfi tespit davası açın. Menfi tespit davası, borcunuzun bulunmadığının tespitidir. Yani bankanın iddia ettiği ve borç doğuran belgedeki imzanın eşinize ait olmadığı bu dava ile tespit edilecektir. Dolayısı ile hem asıl ihtilaflı hesaptan hem de müşterek hesaptaki blokeden kurtulursunuz. Doğrusu bankaların bir ihtilaf nedeniyle bir başka hesabı, özellikle müşterek hesabı bloke etmesindeki hukuki nedeni de kabul etmek doğru değildir, bunu da belirteyim. Ancak bu uygulamayı yapmaktadırlar.

İcra takibi var mı?

5941 nolu çek yasasına göre ödeme taahhüdünde bulunduğum çek borcumu nereye ödeyeceğim? Bunun faizini kim hesaplayacak, faiz ne kadar olacak?  S.Ö.

Çeklerle ilgili son düzenleme 5941 sayılı kanunla yapıldı. Bu kanun geçici ikinci maddesi ile çek borçlarının takside bağlanmasını sağladı. Bu geçici ikinci madde ile takside bağlanan çeklerin nereye ödeneceği konusu alacaklının konumuna bağlı. Karşılıksız çek iki türlü hukuki işleme tabi olur. Birincisi icra takibine konu olur, yani icra dairesindedir. İkincisi ceza talebi ile savcılığa verilir ve savcılık ceza mahkemesinde dava açar. 5941 sayılı kananla ilgili işlemler ceza mahkemesinde görülür. Ancak ödemelerle ilgili olan merci bu mahkeme değildir. Şayet çek hem ceza takibine hem de icra takibine konu olmuşsa ödeme icra dairesine yapılabilir. Çek icra takibine konu olmadan ceza tayini talebi ile savcılığa verilmiş ve ceza davası açılmışsa (ki bu ihtimal tatbikatta azdır, bu çekler büyük çoğunlukla icra takibine konu yapılır) bu halde ödemenin makbuz mukabili alacaklıya yapılması gerekecektir. Çeklere uygulanacak faiz konusunda aynı kanunun altıncı maddesinde ticari işlerde uygulanan temerrüt faiz oranından söz etmiştir. Bu oran sabit bir oran değildir, tarihler itibarıyla değişiklik gösterir. Faizi kimin hesaplayacağı konusu yine iki yönde yanıtlanabilir. Şayet çek icra takibine konu yapılmışsa faizi icra dairesi hesaplayacaktır. Ancak icra takibinde talep edilen ve kesinleşen faiz talebi ile yukarıda verdiğim faiz hesabı çatışabilir bu halde konu icra mahkemesinin halletmesi gereken bir hale gelebilir. Ama icra takibine konu olmayan çekler için faiz hesabının ödeyen tarafından alacaklı ile mutabık kalmak sureti ile yapılmasında yarar vardır. Şayet buna imkan yoksa borçlu kendi hesabını yaparak borcunu öder, bu hususta bir ihtilaf çıkarsa mahkemece bilirkişiye faizin hesabının yaptırılacağı kanaatindeyim.