Yürekli birileri aranıyor

12 Mart 2011, Cumartesi 05:00
AA

İşyerinde mağaza sorumlusu patronun akrabasının talimatıyla bize baskı yapıp işten ayrılmamızı sağlamaya çalışıyordu. Bir gün tahrik edici kelimeler kullandı ortam gerildi arkasından küfür etti. Tartışma çıktı, araya girenler ortamı yatıştırdı. Mağaza sorumlusu iki gün rapor almış ve bizi işten çıkardılar, biz de dava açtık. Bu davayı kazanır mıyız?  M.O.

Köşemi devamlı takip eden okuyucularım artık biliyor ki bakılmakta olan bir dava için “Bu davayı kazanırsınız” veya “Bu davayı kaybedersiniz” diye bir şey söylemiyorum. Ancak olay hakkında bilgi veriyorum. Biliyorsunuz işyerinden ayrılan işçi, kanunda yazılı nedenlerden işten ayrılırsa tazminatı haketmez. Sizin olayınızda sizin işinize İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin (d) fıkrasına göre son verilmiş. Bu fıkra özetle, işverene veya ailesine veya bir başka çalışana sataşma nedeni ile işe son vermeyi düzenliyor ve bu halde işine son verilen işçi kıdem tazminatını haketmiyor.

[[HAFTAYA]]

Peki önce tuzak kurup işçiyi haksız yere tahrik edip sonra bunu bahane edip işçinin işine kıdem tazminatı ödemeden son vermek mümkün mü? Elbette değil. Burada işin ince noktası geliyor. Acaba sırf işçinin işine kıdem tazminatsız son vermek için böyle bir tuzak kuruldu mu? Böyle bir tuzak kurmak mümkün. Gidip gelip işçiyi tahrik edersin, insanın en sonunda sabrı taşar, kalkar sen de bir gün mukabele edersin, sonra işinden olursun, yani tuzağa düşersin. İşte burada önemli nokta, dava sırasında olayı dosdoğru anlatacak tanıklar. Bir tetikçinin işçiyi zorla tahrik ettiği, kavga çıkarmaya neden olduğu, yani bir tuzağın söz konusu olduğu, daha doğrusu kavgayı bu tetikçinin çıkardığı ispatlanırsa kıdem tazminatı hakedilir. Ancak burada da ince bir nokta var. Bir işçinin işine son verilmiş, peki halen o işyerinde çalışmakta iken patronunun aleyhine tanıklık yapacak yürekli birilerini bulabilecek misiniz sorusu? Bulabilirseniz ne ala size! Ancak unutmayın aradığınız o kişiler için de burası iş kapısı, zira ekmek aslanın ağzında.