Birilerinin Torunuyum Birilerinin de Arkadaşı

15 Nisan 2015, Çarşamba 09:34
AA

Burada elimden geldiğince “birilerini” veya “birilerinin hikayelerini” yazıyorum, aramızda olanların veya artık olmayanların. Bir şekilde ortaklıklarımız oluyor bu “birileri” ile, zaten bu köşenin adı o yüzden “senden, benden, bizden”. Yine öyle yapacağım ama bu sefer bir hikaye değil. Hepimizin tarihinde olan, bir şekilde ortak bir geçmişimiz olan 1915’in sonrasından bahsetmek istiyorum.

Geçmiş geleceğe uzanacaksa eğer, içine güzellik koymak mümkün

Hepimiz adına olması için bu yazıda 1915’e koyduğumuz ismi biraz kenara bırakalım öncelikle. Koyduğumuz ismi reddetmek veya söyleyememek olduğu için değil, anlaşılmak için. 1915 çok ölüm, işkence, hak ihlali ve ayrılık getirdi. Travmaydı. Sonrasında kalan hep bir “biz” ve “öteki” kaldı ne yazık ki; hikayeleri dinlemeden, birbirine cevap niteliğinde olan yazıları okumadan, tanışıklık olmadan bir “biz” oldu hepimizin içinde ve bu “biz” hep haklıydı, yapması gerekeni yaptı. Hiç karşı tarafı düşünmeden kolayca düşman seçtik, hatta hedefledik, biraz daha aşıp yabancılaştırdık. Yeri geldi “siz yaptınız” demenin bir suçlu seçip konuyu bitirdiğini düşündük. Evet, 1915’de acılar karşılıklı yaşandı, ama geride kalması gereken tarihi hep gelecekte bazı söylemlerle vaya eylemlerle geleceğe de taşıdık. 

İnkar etmek veya zorunlu derslerde düşman olarak tanıtmak hiç olmamalıydı amaç, komşularımız/arkadaşlarımız olan insanların aidiyetlerini hakaret olarak kullanmamalıydık, suçlamanın nedeni “Ermeni dölü” söylemi ile pekişmemeliydi, bu aidiyetlere “affedersiniz” denilmemeliydi, kendini hep haklı görmek isteyen “biz’lik” 1915’e ne derse desin her şeyden önce insanın önemli olduğunun farkına varmalı. Ve aynı şekilde birileri de hep “kötü” kalmamalı, eğer bu acılar karşılıklıysa ve ortak bir geçmiş varsa ortak sorumluluklar da var. Birinin daha fazla öbürünün belki daha az ya da eşit derecede... Ama karşılıklı. Ben birilerinin torunuyum, birileri yanlış/kötü politikaların parçası olmuştur, fakat ben olmadım. Bu yüzden ne dışlamalı ve “kötü” ilan etmeliyim ne de edilmeliyim. Bunun ilacı da diyalog ile mümkün; önyargılarımızla, düşman algılarımızla, bize öğretilmek istenilen ezberler ile değil.

Bu hayatı öyle yaşamalı ve öyle bir yaşatmalı ki, aklımızda hep birilerinin torunu olduğumuz kadar başka birilerinin de arkadaşı veya aynı yerde birlikte yaşadığı kişi olduğumuzu unutmamalıyız. Unutturmamalıyız da. Bize mesafeyi veya düşmanlığı empoze edenler olabilir, kiminin işine de gelebilir ama sen, ben, biz bilmeliyiz ki istersek bütün bunları aşabiliriz. Kendimizi daha üstün görmeden, birbirimizi eşit kabul ederek, adil bir ortam için çabalayarak karanlığın tek son olmadığını gösterebiliriz.

"(Yegek Khosenk)”